Son derece zengin, iç içe geçmiş bir geometriye sahipler.그 형태가 서로 복잡하게 얽히고 설켜 있습니다.
Son derece zengin, iç içe geçmiş bir geometriye sahipler.Majú veľmi bohatú, prepletenú geometriu.
Son derece zengin, iç içe geçmiş bir geometriye sahipler.Nagyon bonyolult és átszőtt alakjuk van.
Son derece zengin, iç içe geçmiş bir geometriye sahipler.Têm uma geometria entrelaçada e muito rica.
Son derece zengin, iç içe geçmiş bir geometriye sahipler.Tienen una geometría entrelazada muy rica.
Son derece zengin, iç içe geçmiş bir geometriye sahipler.Ze hebben een rijke ineengestrengelde geometrie.
Son derece zengin, iç içe geçmiş bir geometriye sahipler.Έχουν μια πολύ πλούσια, διαπλεκόμενη γεωμετρία.
Son derece zengin, iç içe geçmiş bir geometriye sahipler.Те имат много богата, преплитаща се геометрия.
Son derece zengin, iç içe geçmiş bir geometriye sahipler.У них очень сложная, переплетенная геометрия.
Son derece zengin, iç içe geçmiş bir geometriye sahipler.יש להם גאומטריה מאוד עשירה ומשולבת
Son derece zengin, iç içe geçmiş bir geometriye sahipler.لهذه الأبعاد هندسة معقدة متداخلة مع بعضها.
Son derece zengin, iç içe geçmiş bir geometriye sahipler.これは、カラビ ヤオ多様体として知られるものの例です
Soyut formların iç içe geçtiğini görüyoruz. Bazı hayvan figürleri de var.Chúng ta có thể thấy các hình vẽ trừu tượng đan xen với nhau, và cả hình các con vật nữa.
Soyut formların iç içe geçtiğini görüyoruz. Bazı hayvan figürleri de var.Mamy typową przeplatankę abstrakcyjnych form; również wprowadzenie zwierząt.
Soyut formların iç içe geçtiğini görüyoruz. Bazı hayvan figürleri de var.Nalezneme zde typické proplétání abstraktních tvarů a také zvířecí motivy.
Soyut formların iç içe geçtiğini görüyoruz. Bazı hayvan figürleri de var.We hebben een typische vervlechting van abstracte vormen; ook dieren.
Soyut formların iç içe geçtiğini görüyoruz. Bazı hayvan figürleri de var.Це типове переплетення абстрактних форм; а також представлення тварин.
Soyut formların iç içe geçtiğini görüyoruz. Bazı hayvan figürleri de var.Это типичное плетение абстрактной формы, включавшее животных.
Terörle mücadele farkirlikle mücadele ile iç içe geçmiş bulunmaktadır.A guerra contra o terrorismo está ligada à guerra contra a pobreza.
Terörle mücadele farkirlikle mücadele ile iç içe geçmiş bulunmaktadır. Bunu ben söylemedim.僕の意見じゃない コリン・パウエルの言葉だ
Terörle mücadele farkirlikle mücadele ile iç içe geçmiş bulunmaktadır.Der Krieg gegen den Terror ist mit dem Krieg gegen Armut verbunden.
Terörle mücadele farkirlikle mücadele ile iç içe geçmiş bulunmaktadır.De strijd tegen terreur is verstrengeld met de strijd tegen armoede.
Terörle mücadele farkirlikle mücadele ile iç içe geçmiş bulunmaktadır.테러와의 전쟁은 가난과의 전쟁과 밀접한 관계에 있습니다.
Terörle mücadele farkirlikle mücadele ile iç içe geçmiş bulunmaktadır.La guerra contra el terrorismo está ligada a la guerra contra la pobreza.
Terörle mücadele farkirlikle mücadele ile iç içe geçmiş bulunmaktadır.La guerra contro il terrorismo è strettamente legata a quella contro la povertà.
Terörle mücadele farkirlikle mücadele ile iç içe geçmiş bulunmaktadır.La guerre contre la terreur est intimement liée à la guerre contre la pauvreté.
Terörle mücadele farkirlikle mücadele ile iç içe geçmiş bulunmaktadır.Războiul împotriva terorii e strâns legat de războiul împotriva sărăciei.
Terörle mücadele farkirlikle mücadele ile iç içe geçmiş bulunmaktadır.Terrorismin vastainen sota on sidoksissa köyhyyden vastaiseen sotaan.
Terörle mücadele farkirlikle mücadele ile iç içe geçmiş bulunmaktadır.Wojna przeciwko terrorowi jest ściśle powiązana z wojną przeciw biedzie.
Terörle mücadele farkirlikle mücadele ile iç içe geçmiş bulunmaktadır.Ο πόλεμος κατά της τρομοκρατίας είναι αλληλένδετος με τον πόλεμο κατά της φτώχειας.
Terörle mücadele farkirlikle mücadele ile iç içe geçmiş bulunmaktadır.Война с террором тесно связана с борьбой с нищетой.
Terörle mücadele farkirlikle mücadele ile iç içe geçmiş bulunmaktadır.Войната срещу тероризма е силно свързана с войната срещу бедността.
Terörle mücadele farkirlikle mücadele ile iç içe geçmiş bulunmaktadır.המלחמה בטרור כרוכה במלחמה נגד העוני.
Terörle mücadele farkirlikle mücadele ile iç içe geçmiş bulunmaktadır.الحرب علي إلإرهاب مرتبط بالحرب على الفقر.
Varolan binalarla iç içe geçebiliyor ve tamamen şehrin bir parçası olabiliyor.Így szó szerint a város szerkezetébe illeszkedik.
Varolan binalarla iç içe geçebiliyor ve tamamen şehrin bir parçası olabiliyor.기존 건물에 묶을 수 있게 되었습니다. 말 그대로, 도시의 구성조직의 일부분이 되는 겁니다.
Varolan binalarla iç içe geçebiliyor ve tamamen şehrin bir parçası olabiliyor.letteralmente diventando parte del tessuto della città.
Varolan binalarla iç içe geçebiliyor ve tamamen şehrin bir parçası olabiliyor.שאפשר היה לקשור אותו לבניינים קיימים -- ממש להיות חלק ממרקם העיר.
Varolan binalarla iç içe geçebiliyor ve tamamen şehrin bir parçası olabiliyor.ويمكن ربطه بالمبنى الاساسي واصبح " حرفيا " جزء من نسج المدينة الكلي
Varolan binalarla iç içe geçebiliyor ve tamamen şehrin bir parçası olabiliyor.街の一部にすることができました 重力を考慮しつつ
Ve, buna rağmen, kimsenin beyaz insanlarla benim kadar iç içe yaşadığını sanmıyorum.그리고 그 모든에 불구 하 고 아무도 더 철저 하 게 통합 된 백인 보다
Ve, buna rağmen, kimsenin beyaz insanlarla benim kadar iç içe yaşadığını sanmıyorum.Und trotz all dem war irgendjemand mehr unter den Weißen integriert als ich.
Ve, buna rağmen, kimsenin beyaz insanlarla benim kadar iç içe yaşadığını sanmıyorum.وبالرغم من كل ذلك، لم يكن أي شخص متحد مع البيض أكثر مني
Ve o an fark ediyorsun; bu insanlarla iç içe olmak Chiho'nun bize göstermiş olduğu çiçek bahçesidir.A zjistíte, že tohle -- bytí s těmito lidmi -- je květinová zahrada, kterou nám Chiho ukázala.
Ve o an fark ediyorsun; bu insanlarla iç içe olmak Chiho'nun bize göstermiş olduğu çiçek bahçesidir.En je beseft dat dat -- samen zijn met die mensen -- de bloementuin is die Chiho ons toonde.
Ve o an fark ediyorsun; bu insanlarla iç içe olmak Chiho'nun bize göstermiş olduğu çiçek bahçesidir.És rájössz, hogy -- ezekkel az emberekkel együtt lenni -- maga az a virágoskert, amit Chiho mutatott nekünk!
Ve o an fark ediyorsun; bu insanlarla iç içe olmak Chiho'nun bize göstermiş olduğu çiçek bahçesidir.Et vous vous rendez compte que - d'être avec ces gens -- c'est le jardin de fleurs que Chiho nous a montré.
Ve o an fark ediyorsun; bu insanlarla iç içe olmak Chiho'nun bize göstermiş olduğu çiçek bahçesidir.E vocês percebem isto, que estar com estas pessoas é o jardim florido que Chiho nos mostrou.
Ve o an fark ediyorsun; bu insanlarla iç içe olmak Chiho'nun bize göstermiş olduğu çiçek bahçesidir.I uświadamiasz sobie, że właśnie obcowanie z tymi ludźmi jest kwiatem z ogrodu, który Chiho nam pokazała.
Ve o an fark ediyorsun; bu insanlarla iç içe olmak Chiho'nun bize göstermiş olduğu çiçek bahçesidir.Och du inser, att vara med dessa människor, är den trädgård av blommor som Chiho visade för oss.
Ve o an fark ediyorsun; bu insanlarla iç içe olmak Chiho'nun bize göstermiş olduğu çiçek bahçesidir.Şi realizezi că a fi alături de aceşti oameni este chiar grădina cu flori pe care ne-a arătat-o Chiho.
Ve o an fark ediyorsun; bu insanlarla iç içe olmak Chiho'nun bize göstermiş olduğu çiçek bahçesidir.Y te das cuenta de que esto -- estar con estas personas -- es el jardín de flores que Chiho nos mostró.
Ve o an fark ediyorsun; bu insanlarla iç içe olmak Chiho'nun bize göstermiş olduğu çiçek bahçesidir.И вы осознаете что это - быть с этими людьми - это тот цветуший сад, который Чихо нам показала.
Ve o an fark ediyorsun; bu insanlarla iç içe olmak Chiho'nun bize göstermiş olduğu çiçek bahçesidir.И осъзнавате, че това - да бъдеш с тези хора - е цветната градина, която ни показа Чихо.
Ve o an fark ediyorsun; bu insanlarla iç içe olmak Chiho'nun bize göstermiş olduğu çiçek bahçesidir.І ти зрозумієш все це - перебуваючи з всіми цими людьми- це є квітковим садом, який показала нам Чіхо.
Ve o an fark ediyorsun; bu insanlarla iç içe olmak이제 깨닫을 것입니다. 이들과 어우러져 살아간다는 것이
Ve o an fark ediyorsun; bu insanlarla iç içe olmakואתם מבינים שזה - ההוויה המשותפת הזאת עם שאר האנשים -
Ve o an fark ediyorsun; bu insanlarla iç içe olmakوتدرك ان --وجودك مع هؤلاء الناس--
Ve o an fark ediyorsun; bu insanlarla iç içe olmakそれがチホが私たちに示した花園なのだと。
Yani burada gerçek olanla hayali olan iç içe geçmiş. Bu kadın figürü özgürlüğü simgeliyor.Así vemos esta mezcla de lo real con lo irreal, porque tenemos esta figura alegórica de la Libertad,