hristiyan ile cümle

hristiyan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Türkiye'de Hristiyanlık Türkiye'deki azınlıklarAssyrian homeland Christianity in Turkey Minorities in Turkey
Hristiyanlar ülkedeki başlıca gayrimüslim gruptur ve nüfusun %10'unu oluştururlar.[1]Christians are the main non-Muslim group in the country, they comprise 10% of the population .[2]
Walker, bir Hristiyandı.Walker was a Christian.
Hristiyan inancı, filantropik faaliyetlerinde büyük bir etkiye sahipti.Her Christian faith had a big impact on her philanthropy.[14]
1956'da Oberländer, Hristiyan Demokrat Birlik'e (CDU) üye oldu.In 1956, Oberländer became a member of the Christian Democratic Union (CDU).
Ayrıca 2020'den beri Hristiyan Demokrat Temyiz'in (CDA) Lideridir.He has also been Leader of the Christian Democratic Appeal (CDA) since 2020.
Pomare II'nin vaftizinin ardından lider Hristiyan oldu.Its leaders were Christian following the baptism of Pomare II.
Lübnanlı Hristiyanlar[1][2][3][4][5][6] Yıl Oran 1932 %51 1985 %25 2010 %40.5 2012 %41 2017 %46Lebanese Christians[3][4][5][6][7][8] Year Percent 1932 51% 1985 25% 2010 40.5% 2012 41% 2017 46%
Yezid bin Kabshat, Abraha ve onun Arap Hristiyan müttefiklerine karşı isyan ettirdi.A Kindite prince called Yazid bin Kabshat rebelled against Abraha and his Arab Christian allies.
Hristiyanlıkta, Mariolojide görülebilir.[1]In Christianity, it can be seen in Mariology.[1]
Latin ve erken dönem Hristiyan kaynaklarıLatin and early Christian sources
Hristiyanlığın birçok taraftarı vardır.Das Christentum hat viele Anhänger.
Hristiyanlığın birçok izleyicisi vardır.Das Christentum hat viele Anhänger.
İsa Hristiyan değildi.Jesus war kein Christ.
Sadece birkaç ay sonra bir Hristiyan isyanı meydana geldi.Nach einigen Monaten kam es zu einem Aufstand der christlichen Bevölkerung.
Diğer Hristiyanlar ise bu zulmü yeterince protesto etmedi.Andere Christen wiederum protestierten nicht genügend gegen diese Grausamkeiten.
Yahudiler (ve Hristiyanlar) zimmi statüsündeydiler.Darin ist die Judenfürbitte entfallen.
İsrail’de 117.000 civarında Hristiyan vardır .In Israel leben mehr als 117 000 arabische Christen.
Ayrıca önemli miktarda Hristiyan bir azınlık vardır.Daneben gibt es eine bedeutende christliche Minderheit.
1994-2000 yılları arasında ülkeyi Hristiyan demokrat Eduardo Frei Ruiz-Tagle yönetti.Von 1994 bis 2000 regierte der Christdemokrat Eduardo Frei Ruiz-Tagle.
Hristiyan Araplar, Arap partilerinde aktif rol almaktadır.Christliche Araber spielten in den arabischen politischen Parteien Israels eine wichtige Rolle.
Grubun beş üyesi de Hristiyan'dır.Alle fünf Mitglieder der Band sind Christen.
Kölelik hristiyanlar arasında yasaklanmıştı.Sie wandte sich gegen Sklaverei unter Christen.
Hristiyan Demokratlar merkez-sağda yer alan muhafazakar bir partidir.Die Christdemokraten sind eine konservative, rechts von der Mitte stehende Partei.
Özellikle Hristiyan arkeolojisi üzerine çalışmıştır.Daneben befasste er sich mit der Christlichen Archäologie.
Yine de Josef Stalin ülkede Hristiyanlık gibi İslam dinini baskı altında tutmuştur.Jedoch wurde unter der Diktatur Josef Stalins der Islam wie auch das Christentum unterdrückt.
Nanbanji or Nanbandera (南蛮寺); Kyoto'daki ilk Hristiyan kilisesidir.Nambanji (南蛮寺 ‚Südbarbaren-Tempel‘) war die erste christliche Kirche in Kyoto.
Avusturya'da Hristiyanlık egemen dindir.Geschichte des Christentums in Österreich.
Hristiyan-Demokrat olmayan ilk İtalya başbakanıdır.Er war der erste nicht-christdemokratische Bürgermeister Roms.
18 yaşında Hristiyanlığı seçti.Mit 18 Jahren fand er zum christlichen Glauben.
Hristiyanlık İrlanda'ya 5. yüzyıl'da ulaştı.Ab dem 5. Jahrhundert kam das Christentum in den Nordwesten Irlands.
Nazilerin Yahudilere yönelik zulmüne çok fazla sayıda Hristiyan katıldı ya da sempati ile baktı.Zu viele Christen waren an den Grausamkeiten der Nazis gegen die Juden beteiligt oder billigten sie.
Hristiyan Demokrat Çağrı (CDA) mensubudur.Sie gehört dem Christen-Democratisch Appèl (CDA) an.
Okulda öğretildiği bilinen en önemli dallar tıp ve Hristiyan teolojisi idi.Die wichtigsten Fächer an dieser Schule waren christliche Theologie und Medizin.
Musevilik, Hristiyanlık, İslam.Antike, Christentum, Islam.
Orada Hristiyanlık, bahçıvanlık ve tinsellik ilgisini çekti.Dort interessierte sie sich verstärkt für das Christentum, Gärtnern und Spiritualität.
Bu Hristiyan nüfusun çoğunluğu yurt dışından gelen göçmenlerdir.Die meisten Christen des Landes sind Ausländer.
16. ve 17. yüzyıllarda Katolik misyonerler tarafından Hristiyanlaştırılmıştır.Ihnen folgten in ganz Amerika im 16. und 17. Jahrhundert katholische Missionare.
İyi bir Hristiyan olarak yaşamı son bulmuştur.Sie blieb bis zu ihrem Lebensende eine gläubige Christin.
Bu sırada hükümdar Knez Lazar Hrebelyanoviç, Hristiyan askerlerden bir koalisyon oluşturmuştu.Lazar Hrebeljanović, ein serbischer Fürst, bildete eine christliche Allianz gegen die Türken.
Ekvator Ginesi halkının %87'si katolik hristiyan inancına mensuptur.94 % der Bevölkerung Tuxtepecs ist katholischen Glaubens.
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.Die Spanier wollten das Christentum in Japan verbreiten und ihren wirtschaftlichen Einfluss erweitern.
Geri kalanı ise Hristiyandır.Der Rest ist weit überwiegend christlich.
Hristiyanlığın kökenleri en azından, MS 1. yüzyılda Roma İmparatorluğu yönetimindeki İsrail'e değin uzanır.Die Wurzeln des Christentums liegen im Judentum im römisch beherrschten Israel zu Beginn des 1. Jahrhunderts.
Hristiyanlık ve İslamiyet bölge halkında yaygın olarak gözlenmektedir.Sowohl der islamische als auch der christliche Glaube ist in der Stadt verbreitet.
Eskiden Hristiyanlara aitti.Vormals gehörte er namentlich zur Christusgemeinde.
Hoşana (הושענה), Yahudilik ve Hristiyanlıkta ilâhilerde, âyinlerde kullanılan bir kelimedir.Yusuf al-Qaradawi: Erlaubtes und Verbotenes im Islam.
1548 yılında yerleşimde 141 Müslüman 37 Hristiyan hâne bulunmaktaydı.1937 wohnten im Ort 158 Katholiken.
Hristiyanlık İdil boyunda önemli rol oynamıştır.Allerdings spielte dabei stets eine christliche Grundhaltung eine entscheidende Rolle.
1094'te Rodrigo Díaz de Vivar (El Cid Campeador) Hristiyanlık adına Valencia'yı fethetti.1095 eroberte Rodrigo Díaz de Vivar (El Cid) die Stadt Valencia.
Belki de bu Hristiyanlığın tartışılamaz kısmıdır.Das Thema wird innerhalb des Christentums kontrovers gesehen.
Hristiyan hacıların Kudüs'te Hristiyan kutsal yerleri ziyaret etmeleri tamamen serbest olacaktı.Christlichen Pilgern wurde der freie Zugang nach Jerusalem ermöglicht.
Bu inanca sahip kişilere Hristiyan denir.Hiermit waren zweifellos die Christen gemeint.
Diğerleri Hristiyan olduklarını inkâr etmişlerdir.Andere sagten ihnen nach, dass sie keine echten Christen seien.
Buna ilaveten seride birçok Hristiyanlık ögesi bulunmaktadır.Diesem Bund gehören deshalb viele Christen an.
Bu okul, Hristiyanlık temelinde eğitim vermiştir.Das Selbstverständnis der Schule gründet im christlichen Glauben.
Sosyal-Hristiyan Parti üyesi olarak siyasette yer almıştır.Die Partei verstand sich selbst als christlich-sozialkonservative Partei.
Kasım 2007'de Nikollë Lesi partiden ayrıldı ve Arnavut Hristiyan Demokrat Hareketi'ni kurdu.Im November 2007 spaltete sich die Partei und Nikollë Lesi gründete die Lëvizja Demokristiane Shqiptare.
Babası Müslüman bir Kırım Tatarı, Ermeni kökenli olan annesi ise Hristiyandır.Ihr Vater ist Krimtatare und wie sie Muslim, während ihre Mutter Christin armenischer Herkunft ist.
Böylece ülkenin İspanyollaşma ve Hristiyanlaşma süreci başlamış oldu.Hier wurden die Ureinwohner in das Christentum und die spanische Lebensweise eingeführt.
İlgili Sayfalar