Howard'ın yaptığı, gıda endüstrisinin sizi mutlu etme konusundaki düşüncesini kökten değiştirdi.الذي فعله هاورد أنه غير الطريقة التى يفكر بها العاملون بصناعة الأغذية من الأساس الطريقة التي تجعلكم سعداء
Howard'ın yaptığı, gıda endüstrisinin sizi mutlu etme konusundaki düşüncesini kökten değiştirdi.どうすれば人は喜ぶのかについて かつての食品業界の第一の前提は
Howard'ın yaptığı üçüncü ve belki de en önemli şey,Điều thứ ba mà Howard đã làm, và có thể là điều quan trọng nhất,
Howard'ın yaptığı üçüncü ve belki de en önemli şey,하워드가 세 번째 일은, 아마도 가장 중요한 일이 될텐데,
Howard'ın yaptığı üçüncü ve belki de en önemli şey, Platonik yemek algısına karşı gelmesiydi. (Gülüşmeler)A harmadik, és talán a legfontosabb, dolog amit Howard tett hogy szembeszállt a plátói étel fogalmával.
Howard'ın yaptığı üçüncü ve belki de en önemli şey, Platonik yemek algısına karşı gelmesiydi. (Gülüşmeler)Kolmas asia, minkä Howard teki -- ehkä tärkein -- oli se, että Howard kohtasi platonisen annoksen käsitteen.
Howard'ın yaptığı üçüncü ve belki de en önemli şey, Platonik yemek algısına karşı gelmesiydi. (Gülüşmeler)La terza cosa che Howard fece, forse la più importante, fu sfidare il concetto di "piatto platonico".
Howard'ın yaptığı üçüncü ve belki de en önemli şey, Platonik yemek algısına karşı gelmesiydi. (Gülüşmeler)Trzecim, chyba najważniejszym jego osiągnięciem, było starcie z "potrawą platońską".
Howard'ın yaptığı üçüncü ve belki de en önemli şey, Platonik yemek algısına karşı gelmesiydi. (Gülüşmeler)Третото нещо, което Хауард направи, и може би най-важното, е, че оспори схващането за Платоническото ядене.
Howard'ın yaptığı üçüncü ve belki de en önemli şey, Platonik yemek algısına karşı gelmesiydi. (Gülüşmeler)Третье, что сделал Говард, и, возможно, наиболее важное: он противостоял понятию "платонического блюда".
Howard'ın yaptığı üçüncü ve belki de en önemli şey,הדבר השלישי שהווארד עשה, ואולי הכי חשוב,
Howard'ın yaptığı üçüncü ve belki de en önemli şey,الشئ الثالث الذي فعله هاورد , ربما الأكثر أهمية,
Howard'ın yaptığı üçüncü ve belki de en önemli şey,プラトニックな料理の観念に立ち向かった事です (笑)
Howard Moskowitz'in dediği de, aynı devrimin domates sosu için yapılması gerektiğiydi.Ce que faisait Howard Moskowitz, cette même révolution doit avoir lieu dans le monde des sauces tomate.
Howard Moskowitz'in dediği de, aynı devrimin domates sosu için yapılması gerektiğiydi.Det Howard Moskowitz sa var att denna revolution behövde ske även i världen av tomatsås.
Howard Moskowitz'in dediği de, aynı devrimin domates sosu için yapılması gerektiğiydi.Howard Moskovitz tvrdil, že táto istá revolúcia musí prísť vo svete paradajkovej omáčky.
Howard Moskowitz'in dediği de, aynı devrimin domates sosu için yapılması gerektiğiydi.Howard Moskowitz azt mondta, hogy ugyanezen forradalomnak kell bekövetkeznie a paradicsomszósz világában is.
Howard Moskowitz'in dediği de, aynı devrimin domates sosu için yapılması gerektiğiydi.Howard Moskowitz hat zur gleichen Revolution in der Welt der Tomatensauce aufgerufen.
Howard Moskowitz'in dediği de, aynı devrimin domates sosu için yapılması gerektiğiydi.Howard Moskowitzin mielestä tämän saman vallankumouksen tuli tapahtua tomaattikastikkeiden maailmassa.
Howard Moskowitz'in dediği de, aynı devrimin domates sosu için yapılması gerektiğiydi.Howard Moskowitz wprowadził tę rewolucję do świata sosów pomidorowych.
Howard Moskowitz'in dediği de, aynı devrimin domates sosu için yapılması gerektiğiydi.하워드 모스코위츠 씨는 이런 대변혁이 토마토 소스의 세계에도 일어나야 한다고 주장했던 것입니다.
Howard Moskowitz'in dediği de, aynı devrimin domates sosu için yapılması gerektiğiydi.O que Howard Moskowitz fez, foi dizer que a mesma revolução tem de acontecer no mundo do molho de tomate.
Howard Moskowitz'in dediği de, aynı devrimin domates sosu için yapılması gerektiğiydi.Quello che Howard Moskovitz fece fu dire che la stessa rivoluzione doveva avvenire nel mondo del sugo.
Howard Moskowitz'in dediği de, aynı devrimin domates sosu için yapılması gerektiğiydi.To, co dělal Howard Moskowitz bylo, že hlásal, že stejná revoluce, se musí stát ve světě rajčatové omáčky.
Howard Moskowitz'in dediği de, aynı devrimin domates sosu için yapılması gerektiğiydi.To kar je hotel Howard Moskowitz je, da se ista revolucija zgodi tudi v svetu paradižnikovih omak.
Howard Moskowitz'in dediği de, aynı devrimin domates sosu için yapılması gerektiğiydi.Wat Howard Moskowitz deed, was zeggen dat diezelfde revolutie moest gebeuren in de wereld der tomatensaus.
Howard Moskowitz'in dediği de, aynı devrimin domates sosu için yapılması gerektiğiydi.А Говард Московиц говорил, что такой же переворот должен произойти в мире томатного соуса.
Howard Moskowitz'in dediği de, aynı devrimin domates sosu için yapılması gerektiğiydi.А Говрад Московіц говорив, що така сама революція має відбутися у світі томатних соусів.
Howard Moskowitz'in dediği de, aynı devrimin domates sosu için yapılması gerektiğiydi.Хауард Московиц казваше, че същата революция трябва да се случи и в света на доматения сос.
Howard Moskowitz'in dediği de, aynı devrimin domates sosu için yapılması gerektiğiydi.הווארד מוסקוביץ' אמר שאותה המהפיכה צריכה להתרחש גם בעולם רוטב העגבניות.
Howard Moskowitz'in dediği de, aynı devrimin domates sosu için yapılması gerektiğiydi.الذي كان يفعله هاورد موسكوويتس هو الإسهام في تلك الثورة و الذي كان فى حاجة إليها عالم صلصة الطماطم.
Howard Moskowitz'in dediği de, aynı devrimin domates sosu için yapılması gerektiğiydi.トマトソース業界の改革でした 彼に心から感謝したいと思います
Howard ürün çeşitlerine baktı ve şöyle dedi: elinizde ölü bir domates toplumu var.A Howard sa pozrel na ich produktový rad a povedal, máte mŕtvu paradajkovú spoločnosť.
Howard ürün çeşitlerine baktı ve şöyle dedi: elinizde ölü bir domates toplumu var.A Howard se podíval na jejich produktovou řadu a řekl, to, co máte, je společnost mrtvých rajčat.
Howard ürün çeşitlerine baktı ve şöyle dedi: elinizde ölü bir domates toplumu var.Dan Howard melihat lini produk mereka dan berkata, apa yang anda punya adalah kumpulan tomat mati.
Howard ürün çeşitlerine baktı ve şöyle dedi: elinizde ölü bir domates toplumu var.En Howard keek naar hun assortiment en zei: jullie hebben een dode-tomaten genootschap.
Howard ürün çeşitlerine baktı ve şöyle dedi: elinizde ölü bir domates toplumu var.Howard a examiné leur ligne de produits, et a dit: "Vous avez est une société de tomates morte!"
Howard ürün çeşitlerine baktı ve şöyle dedi: elinizde ölü bir domates toplumu var.Howard katsoi heidän tuotevalikoimaansa, ja sanoi heidän tomaattiyhteiskuntansa olevan kuollut.
Howard ürün çeşitlerine baktı ve şöyle dedi: elinizde ölü bir domates toplumu var.Howard olhou para a linha de produtos e disse-lhes: "O que vocês têm é uma sociedade morta de tomates" .
Howard ürün çeşitlerine baktı ve şöyle dedi: elinizde ölü bir domates toplumu var.Howard såg på deras produkt och sa Vad ni har är ett döda tomaters sällskap.
Howard ürün çeşitlerine baktı ve şöyle dedi: elinizde ölü bir domates toplumu var.Iar Howard s-a uitat la linia lor de produse, şi a spus: ce aveţi voi se cheamă clubul roşiilor moarte
Howard ürün çeşitlerine baktı ve şöyle dedi: elinizde ölü bir domates toplumu var.In Howard je pogledal serijo nijihovih izdelkov, in rekel, to kar imate je društvo mrtvih paradižnikov.
Howard ürün çeşitlerine baktı ve şöyle dedi: elinizde ölü bir domates toplumu var.하워드는 제품 목록을 쭉 보더니 이를 "죽은 토마토의 사회"라고 말하고는
Howard ürün çeşitlerine baktı ve şöyle dedi: elinizde ölü bir domates toplumu var.On nazwał ich ofertę: "Stowarzyszenie Umarłych Pomidorów". On nazwał ich ofertę:
Howard ürün çeşitlerine baktı ve şöyle dedi: elinizde ölü bir domates toplumu var.Und Howard sah sich ihre Produktlinie an und meinte: Sie haben einen Club der toten Tomaten.
Howard ürün çeşitlerine baktı ve şöyle dedi: elinizde ölü bir domates toplumu var.Y Howard miró en su linea de productos, y dijo: "Lo que tienen es una sociedad de tomate muertos".
Howard ürün çeşitlerine baktı ve şöyle dedi: elinizde ölü bir domates toplumu var.Και ο Χάουαρντ είδε τη σειρά των προιόντων τους και είπε, έχετε μια νεκρή κοινωνία από τομάτες.
Howard ürün çeşitlerine baktı ve şöyle dedi: elinizde ölü bir domates toplumu var.Говард посмотрел на их продукцию и сказал: "У вас тут общество мёртвых помидоров.
Howard ürün çeşitlerine baktı ve şöyle dedi: elinizde ölü bir domates toplumu var.Тоді Говард подивився на їхню лінійку продуктів і сказав: "Так тут у вас товариство мертвих томатів".
Howard ürün çeşitlerine baktı ve şöyle dedi: elinizde ölü bir domates toplumu var.Хауард погледнал продуктовата им линия и казал: Това, което имате, е "общество на мъртвите домати."
Howard ürün çeşitlerine baktı ve şöyle dedi: elinizde ölü bir domates toplumu var.והווארד הסתכל על קו המוצרים שלהם ואמר, מה שיש לכם זו "חברת עגבניות מתה".
Howard ürün çeşitlerine baktı ve şöyle dedi: elinizde ölü bir domates toplumu var.هاورد نظر إلى خط إنتاجهم وقال, لقد ماتت صناعة الطماطم لديكم.
Howard ürün çeşitlerine baktı ve şöyle dedi: elinizde ölü bir domates toplumu var.「これじゃあダメです」 そして、「私ならこうする」と言い
Howard zeka standartlarının belli bir seviyede olmasını savunan bir adam.Howard a 100%-ig biztos, intellektuális színvonal embere.
Howard zeka standartlarının belli bir seviyede olmasını savunan bir adam.Howard adalah seseorang yang mempunyai standar kecerdasan yang tinggi,
Howard zeka standartlarının belli bir seviyede olmasını savunan bir adam.Howard är en man med en viss intellektuell nivå.
Howard zeka standartlarının belli bir seviyede olmasını savunan bir adam.Howard est un homme avec un certain niveau intellectuel.
Howard zeka standartlarının belli bir seviyede olmasını savunan bir adam.Howard es un hombre con un nivel particular de principios intelectuales.
Howard zeka standartlarının belli bir seviyede olmasını savunan bir adam.Howard é um homem com um certo grau de padrão intelectual.
Howard zeka standartlarının belli bir seviyede olmasını savunan bir adam.Howard e un om cu anumite standarde intelectuale.