hoşlanmam ile cümle
hoşlanmam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Portakaldan hoşlanmam.I don't like oranges.
Havuçtan hoşlanmam.I don't like carrots.
Kerevizden hoşlanmam.I don't like celery.
Golften hoşlanmam.I don't like golf.
Yalnız yemekten hoşlanmam.I don't like eating alone.
Bu tür müzikten gerçekten hoşlanmam.I don't really like this kind of music.
Karımın beni iş yerinde aramasından hoşlanmam.I don't like my wife calling me at work.
Bu tür hava koşullarından hoşlanmam ama Tom hoşlanır.I don't like this kind of weather, but Tom does.
Mutfağı temizlemekten hoşlanmam.I don't enjoy cleaning the kitchen.
Ben dişçiye gitmekten hoşlanmam.I don't like going to the dentist.
Trenle seyahat etmekten asla hoşlanmam.I never like to travel by train.
Bekletilmekten hoşlanmam.I don't like being kept waiting.
Hint mutfağından pek hoşlanmam.I don't like Indian food very much.
Yüksek topuklu giymekten hoşlanmam.I don't like wearing high heels.
Kahvemde şekerden hoşlanmam.I don't like sugar in my coffee.
Bana dokunan insanlardan hoşlanmam.I don't like people touching me.
Ata binmekten hoşlanmam.I don't enjoy horseback riding.
Tenisten pek fazla hoşlanmam.I don't like tennis very much.
Golf izlemekten hoşlanmam.I don't enjoy watching golf.
Tenisten pek hoşlanmam.I don't like tennis much.
Alışverişten hoşlanmam.I don't like shopping.
Araba sürmekten hoşlanmam.I don't like driving.
Uçmaktan hoşlanmam.I don't like to fly.
Ben kesinlikle keçi peynirinden hoşlanmam.I absolutely do not like goat cheese.
Keçi peynirinden hoşlanmam.I don't like goat cheese.
Bir şey yapmaya zorlanmaktan hoşlanmam.I don't like being forced to do anything.
Otobüste okumaktan hoşlanmam.I don't like reading on the bus.
Tom'la tenis oynamaktan hoşlanmam.I don't enjoy playing tennis with Tom.
Belgesellerden genelde hoşlanmam.I don't generally like documentaries.
Ukala insanlardan hoşlanmam.I don't like cocky people.
Arkadaşı ve akıl hocası van Rappard bu resimden hoşlanmamıştı.His friend and mentor Van Rappard disliked the painting.
Bu durumdan Portekizliler hoşlanmamaktaydılar.This was not liked by the Portuguese.
Godwin ile Wollstonecraft ilk tanıştıklarında birbirlerinden pek hoşlanmamışlardı.The first time Godwin and Wollstonecraft met, they were disappointed in each other.
Katı bir mizaca sahiptir ve Harry Potter'dan hiç hoşlanmamaktadır.She has a keen interest in wizards, although she has never heard of Harry Potter.
Cantor'un zamanındaki büyük matematikçilerin çoğu bu durumdan hiç hoşlanmamıştı.Some of the greatest mathematicians of Cantor's day were very upset with this stuff.
Sence bütün bunların anlamı senden gerçekten çok hoşlanmam olamaz mı?Doesn't it seem like I really like you?
Burada hesaplamam lazım ama hesaplamaktan hoşlanmam.Here I have to calculate, but actually, I don't like to calculate.
Fakat bundan hoşlanmamıştım. Ve bununla aynı fikirde değildim.But that was true back in the 30s, so I understood that.
Yemek pişirmekten de hiç hoşlanmam.And I can't even cook.
Taslaklar dan hiç hoşlanmam.I never -- I don't like plots.
Bir şeyleri boşa harcamaktan hiç hoşlanmam, özellikle de duvarları.I hate waste, especially walls.
Ve ben buna izin vermeyeceğim." Malcolm bundan hoşlanmamıştı.And Malcolm didn't like that.
Bu durumda değişkliklerden hoşlanmamalıyız.In that way we should not like changes.
Ama daha da önemlisi, halkın asillere karşı ayaklandıran bu nosyondan hoşlanmamışlardı.But even more profound, they didn't like this notion of people rising up against royalty.
Hayır; onlara gerçeği getirmiştir, ama çoğu ondan hoşlanmamaktadır.In fact, he has brought the truth to them, but most of them abhor the truth.
Hayır; o, kendilerine hakkı getirmiştir. Onların çoğu ise haktan hoşlanmamaktadırlar.In fact, he has brought the truth to them, but most of them abhor the truth.
Aksine o, kendilerine hakkı getirmiştir. Halbuki onlar haktan hoşlanmamaktadırlar.In fact, he has brought the truth to them, but most of them abhor the truth.
Allah da şöyle buyurur: “Biz size gerçeği getirmiştik.Fakat çoğunuz hakikatten hoşlanmamıştınız.”We have brought to you the truth, but most of you despise the truth.
Çinlilerin benden hoşlanmamasının ve beni suçlamalarının gerçek nedeni budur.That is the real reason why the Chinese do not like me and framed me.
Okyanustan hoşlanmam.Ich mag das Meer nicht.
Ga ke rate___. - ___'dan hoşlanmam.Ke rata … - Ich mag … Ke a go rata - Ich liebe dich.
Sözümün kesilmesinden hoşlanmam.Je n'apprécie pas d'être interrompu.
Godwin ile Wollstonecraft ilk tanıştıklarında birbirlerinden pek hoşlanmamışlardı.Lors de leur première rencontre, Godwin et Mary Wollstonecraft sont particulièrement déçus l'un de l'autre.
Fakat Papa bundan hoşlanmamiıştı.Papa m'aime pas Et alors !
Ben yalnız olmaktan hoşlanmam.No me gusta estar solo.
Bu tür içkiden fazla hoşlanmam.No me gusta mucho este tipo de bebida.
Tom Mary'nin ondan hoşlanmama nedenini bilmek istiyordu.Tom quería saber por qué no le gustaba a Mary.
Bahse girmekten hoşlanmam.No me gusta hacer apuestas.
Büyük şehirleri ziyaret etmekten hoşlanmam.Я не люблю посещать большие города.
Ata binmekten hoşlanmam.Я не люблю кататься на лошадях.