hoşlanmadı ile cümle
hoşlanmadı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Ondan hoşlanmadım.I didn't like it.
Ondan hoşlanıp hoşlanmadığını bilmiyorum.I don't know whether you like her or not.
Gerekli arama fikrinden hoşlanmadım, fakat o yapılmalıydı.I disliked the idea of the necessary call, but it had to be done.
Beth'in çiftlikteki zamanından hoşlanmadığına şaşırdım.I'm surprised that Beth didn't enjoy her time at the farm.
Başlangıçta, ondan hoşlanmadım.At first, I didn't like him.
Ondan niçin hoşlanmadığını bilmiyorum.I don't know why you don't like him.
Plandan hoşlanıp hoşlanmadığımı sordu.She asked me whether I liked the plan or not.
Ben partiden hiç hoşlanmadım.I didn't enjoy the party at all.
Niçin Jazzdan hoşlanmadığınızı anlayamıyorum.I can't figure out why you don't like jazz.
O ilk defa ondan hoşlanmadı.He didn't like her at first.
O zaman biradan hoşlanmadım.I didn't like beer at that time.
Doğruyu söylemek gerekirse, onun konuşma tarzından hoşlanmadım.To tell the truth, I don't like his way of talking.
O benden hoşlanmadığını fakat yardımıma ihtiyacı olduğunu söyledi.He said that he disliked me, but that he needed my help.
Ondan hoşlanmadım çünkü çok kibirli.I don't like him because he is too proud.
O herkesin ondan hoşlanmadığı düşüncesiyle çok dolu.He is so full of conceit that everybody dislikes him.
O, Çin yemeğinden hoşlanıp hoşlanmadığımı sordu.He asked if I liked Chinese food.
O, onun derslerinden hoşlanmadı.He did not enjoy his lessons.
Kadınlar ondan hoşlanmadılar.Women didn't care for him.
O ondan hoşlanmadığını söyledi fakat ben şahsen onun çok iyi olduğunu düşündüm.She said she didn't like it, but I thought, personally, it was very good.
Ondan hoşlanmadığını açıkladı.She made it clear that she didn't like him.
Ondan hoşlanmadığı için muhtemelen onun tavsiyesine uymayı kabul etmeyecek.She is likely to refuse to follow his advice, because she does not like him.
Babam bana çok hoşlanmadığım bir saat satın aldı.My father bought me a watch, which I don't like very much.
Çok fazla hoşlandığın hoşlanmadığın şeyler var.You have too many likes and dislikes.
Ondan çok fazla hoşlanmadım.I didn't enjoy it very much.
O, kocasından hoşlanmadı.She didn't like her husband.
Sarhoş senin hoşlanmadığın biridir ve o senin kadar çok içer.A drunkard is somebody you don't like and who drinks as much as you do.
Başlangıçta ben ondan hoşlanmadım ama şimdi hoşlanıyorum.In the beginning I did not like him, but now I do.
O, kent yaşamından hoşlanmadı.She didn't like city life.
Ondan hiç hoşlanmadım ve de asla hoşlanmayacağım.I have never liked her and I never will.
Onun hakkında hoşlanmadığım bir şey var.There is something about him I don't like.
Onda hoşlanmadığım bir şey var.There is something about him I don't like.
Ondan hoşlanmadı ve kızdı.They did not like it and were angry.
O, seyahat etmekten hoşlanmadı.He did not like to travel.
O, sorumluluktan hoşlanmadı.He did not like responsibility.
O, bundan hoşlanmadığını söyledi.He said he didn't like this.
Amerikalılar yeni plandan hoşlanmadılar.The Americans did not like the new plan.
Hamilton, Adams'tan hoşlanmadı.Hamilton did not like Adams.
Taft ondan hiç hoşlanmadı.Taft did not like it at all.
Hoşlanmadığım tüm erkeklerden, kocam kesinlikle tercih ettiğimdir.Of all the men that I dislike, my husband is certainly the one that I prefer.
O, ilk olarak ondan hoşlanmadı.She didn't like him at first.
Ben ve arkadaşlarımla kart oynamaktan hoşlanmadığına inanamıyorum.I can't believe that you wouldn't enjoy playing cards with me and my friends.
O film hakkında hoşlanmadığım bir sürü şey vardı.There were many things that I didn't like about that movie.
Eşiniz yapmaktan hoşlanmadığınız neyi yapmaktan hoşlanıyor?What does your spouse like to do that you don't like to do?
Tom hoşlanmadığı şarkıların bir listesini yaptı.Tom made a list of songs he doesn't like.
Tom tenisten hoşlanmıyor ve asla hoşlanmadı.Tom doesn't enjoy tennis and never has.
Tom o filmden hiç hoşlanmadı.Tom didn't like that movie at all.
Tom konserden çok fazla hoşlanmadı.Tom didn't enjoy the concert very much.
Tom konserden hiç hoşlanmadı.Tom didn't enjoy the concert at all.
Tom eğer işinden hoşlanmadıysa her zaman onu bırakabilir.Tom can always quit his job if he doesn't like it.
Tom hakkında hoşlanmadığım bir şey var.There's something about Tom that I don't like.
Tom'dan niçin hoşlanmadığımı size söyleyeyim.Let me tell you why I don't like Tom.
Tom Mary'nin neden ondan hoşlanmadığını anlamak istiyordu.Tom wanted to understand why Mary didn't like him.
Tom Mary'nin ondan hoşlanmadığına inanmayı reddetti.Tom refused to believe that Mary didn't like him.
Tom Mary'den asla hoşlanmadı.Tom never liked Mary.
Tom Mary'den hoşlanmadığını açıkladı.Tom made it clear that he didn't like Mary.
Tom Mary'nin kendisinden niçin hoşlanmadığını bilmiyor.Tom doesn't know why Mary doesn't like him.
Tom Mary'nin ondan hoşlanıp hoşlanmadığını bilmiyor.Tom doesn't know whether Mary likes him or not.
Tom Mary'nin onunla konuşma tarzından hoşlanmadı.Tom didn't like the way Mary spoke to him.
Tom Mary'nin ondan niçin hoşlanmadığını anlayamadı.Tom couldn't understand why Mary didn't like him.
Tom Mary'ye ondan hoşlanıp hoşlanmadığını sordu.Tom asked Mary whether she liked him.