hoşlanır ile cümle

hoşlanır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Perişan köyün acı çekmesini izlemekten hoşlanır.我喜歡使我的手變髒。
İstemediği bir evlilik yapan Güzel (Selen Seyven) de Sadık'tan hoşlanır.또한 '좋은(良) 일이 일어나길(咲) 바라며'라는 소원이 담겨있다.
Nazz'dan hoşlanır.나츠를 좋아하는 듯하다.
Sesten hoşlanırlar.귀가 좋다.
Brick'ten hoşlanır.브라이트를 좋아한다.
Biraz da Numara 5'ten hoşlanır.5악(五惡) 가운데 하나이다.
Kendall'dan hoşlanır.켄토를 좋아한다.
Yuen, Golf oynamaktan hoşlanır.카를로스 테베스는 골프를 좋아한다.
Kim'den hoşlanır.김을 대단히 좋아한다.
Feminizm destekçisi olarak, Whedon yaptığı çalışmalarda süper güçleri olan genç kızlar oluşturmaktan hoşlanır.수연이 좋아하는, 또 자신보다 공부를 잘하는 철민에게 강력한 라이벌의식을 가지고 있는 캐릭터다.
Baş tanrı Zeus İo'dan hoşlanır.הרוב מעדיפים את ישראל. ynet.
Kendall'dan hoşlanır.הוא גם חובב קנדו.
Atıcılık ve Müzikten hoşlanırdı.אוהב כדורגל ומוזיקה.
Nazz Nazz mahallenin en güzel kızıdır çoğu kişi ondan hoşlanır.אנחנו אוהבים אותה משום שהיא בת השכן הנפלאה ביותר והיא גם יפה מאוד.
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.בשעות הפנאי נהנה לצאת לצייד ולדייג.
Kumar, bovling ve bahis oyunları oynamaktan hoşlanır.מעריצה את ה"בטיס", אוהבת לקנות נעליים ולעשות חיים.
Cindy' den nefret ettiğini söyler fakat ondan çok hoşlanır.פיטה נעשה קריר כלפיה, מכיוון שהוא אהב אותה באמת.
Çocukken hayvanlardan ve çiçeklerden hoşlanırdı.Много обича животните и цветята.
Yuen, Golf oynamaktan hoşlanır.Йохан Кройф е обичал да играе голф.
Kitap okumayı ve film izlemekten hoşlanır.Обича да пътува, да чете и да гледа филми.
Örneğin atların kuyruğunu örmekten çok hoşlanır.Обича да преследва опашката си.
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.Обича да ловува и да ходи за риба.
Okul yıllarında iyi bir öğrenciydi ve tenis, masa tenisi oynamaktan hoşlanırdı.Ако не бе тенисист, с удоволствие би играл футбол.
Her tür müzikten hoşlanır.Обича класическата музика.
Ama sonra Ally'den hoşlanır.Тя харесва Алан.
Atıcılık ve Müzikten hoşlanırdı.Той мрази музиката и музикалните инструменти.
İnsanlar dedikodu yapmaktan hoşlanır.Хората си падат по клюкарстването.
Nowitzki kitap okumak ve saksafon çalmaktan hoşlanır.U slobodno vrijeme uživa u čitanju i sviranju saksofona.
Bolin'den hoşlanır.Lydiji se sviđa Boylan.
Yuen, Golf oynamaktan hoşlanır.Urlacher voli igrati golf u slobodno vrijeme.
Birçok kişi ondan hoşlanır.Sviđaju se dakle većini.
Klarnet çalmaktan, resim yapmaktan ve güneşlenmekten hoşlanır.Voli slikati i svirati klarinet.
Her tür müzikten hoşlanır.Obľubuje rôzne štýly hudby.
Bu arada hemen hepsi baldan hoşlanır.Mater si ho ihneď obľúbi.
Çiğnemekten çok hoşlanır.Veľmi rada sa slní.
Çocukken hayvanlardan ve çiçeklerden hoşlanırdı.Už ako malú ju fascinoval svet rastlín a hmyzu.
Daha çok rock müzikten hoşlanır.Vedno je najraje poslušal rock glasbo.
Sıçan Oğlanlar adlı rock grubundan hoşlanır.Sami sebe najraje označijo za rock skupino.
Basketbol oynamaktan ve yemek pişirmekten hoşlanır.Je tudi ljubitelj baseballa in kuhanja.
Önceden Öykü'den hoşlanırdı, ama sonra ona nefret etmeye başladı.V nekem trenutku sem jo imela še rada, v naslednjem pa sem jo že sovražila.
Nazz'dan hoşlanır.Jože začne uživati hašiš.
Birçok kişi ondan hoşlanır.Ir daugeliui fanų tai patinka.
Koşmaktan, yüzmekten, balık tutmaktan ve tüplü dalıştan hoşlanır.Laisvalaikiu mėgsta žvejybą, bėgimą, keliones.
Bayan Bellum'dan hoşlanır.Mergina Metju labai patinka.
Kuşları gözlemekten hoşlanırlar.Jiems patinka stebėti paukščius.
Yüksek nemden hoşlanır.Armastab kõrgust.
Atıcılık ve Müzikten hoşlanırdı.Ta armastas kombeid ja muusikat.
Önüne gelen her kadından hoşlanır.Temast sai kõigi hellita­tud lemmik.
Akılsız kişi bir şey anlamaktan çok Kendi düşüncelerini açmaktan hoşlanır.Blázon nemá záľuby v rozumnosti, ale iba v tom, aby sa odkrylo jeho srdce.
Akılsız kişi bir şey anlamaktan çok Kendi düşüncelerini açmaktan hoşlanır.Ce n`est pas à l`intelligence que l`insensé prend plaisir, C`est à la manifestation de ses pensées.
Akılsız kişi bir şey anlamaktan çok Kendi düşüncelerini açmaktan hoşlanır.Dåren bryr sig ikke om å være forstandig, men vil bare vise hvad han tenker i sitt hjerte.
Akılsız kişi bir şey anlamaktan çok Kendi düşüncelerini açmaktan hoşlanır.Dåren frågar ej efter förstånd, allenast efter att få lägga fram vad han har i hjärtat.
Akılsız kişi bir şey anlamaktan çok Kendi düşüncelerini açmaktan hoşlanır.De dwaas heeft geen behoefte aan verstand, zijn dwaze hart ligt open.
Akılsız kişi bir şey anlamaktan çok Kendi düşüncelerini açmaktan hoşlanır.Ein Narr hat nicht Lust am Verstand, sondern kundzutun, was in seinem Herzen steckt.
Akılsız kişi bir şey anlamaktan çok Kendi düşüncelerini açmaktan hoşlanır.El necio no toma placer en el entendimiento, sino sólo en exponer lo que tiene en su corazón
Akılsız kişi bir şey anlamaktan çok Kendi düşüncelerini açmaktan hoşlanır.Kẻ ngu muội không ưa thích sự thông sáng; Nhưng chỉ muốn lòng nó được bày tỏ ra.
Akılsız kişi bir şey anlamaktan çok Kendi düşüncelerini açmaktan hoşlanır.Kẻ ngu_muội không ưa_thích sự thông sáng ; Nhưng chỉ muốn lòng nó được bày_tỏ ra .
Akılsız kişi bir şey anlamaktan çok Kendi düşüncelerini açmaktan hoşlanır.미련한 자는 명철을 기뻐하지 아니하고 자기의 의사를 드러내기만 기뻐하느니라
Akılsız kişi bir şey anlamaktan çok Kendi düşüncelerini açmaktan hoşlanır.Lo stolto non ama la prudenza, ma vuol solo far mostra dei suoi sentimenti
Akılsız kişi bir şey anlamaktan çok Kendi düşüncelerini açmaktan hoşlanır.Nebunului nu -i este de învăţătură, ci vrea să arate ce ştie el. -

İlgili Sayfalar