Hoşgörüsüzlük hoşgörülmeyecek.Intolerance will not be tolerated.
Hoşgörüsüzlüğün güvensizliğini yansıtıyor.Your intolerance reflects your insecurity.
Tom hoşgörüsüz.Tom is intolerant.
Ne kadar hoşgörüsüzlüğe katlanmaya hazırız?How much intolerance are we prepared to tolerate?
Biz hoşgörüsüz, içe dönük bir toplum olduk.We have become an intolerant, inward-looking society.
Savaş hoşgörüsüzlüğe, hoşgörüsüzlük ise savaşa yol açar.War leads to intolerance; intolerance leads to war.
Yabancılar çok hoşgörüsüz.Foreigners are very intolerant.
Ben çok hoşgörüsüzüm.I'm very intolerant.
O çok hoşgörüsüz.He's very intolerant.
O çok hoşgörüsüzdür.She's very intolerant.
Onlar çok hoşgörüsüz.They're very intolerant.
Tom çok hoşgörüsüz.Tom is very intolerant.
Hoşgörüsüz olanlara karşı biz hoşgörüsüzüz.We are intolerant to those who are intolerant.
Hoşgörüsüzlüğe katlanmıyoruz.We do not tolerate intolerance.
Hoşgörüsüzlük burada hoş karşılanmaz.Intolerance is not tolerated here.
Kayıtsızlık, hoşgörüsüzlüğün en hafif biçimidir.Indifference is the mildest form of intolerance.
Şehrin idaresini çok hoşgörüsüz sert bir hakim olarak bilinen Angelo'nun eline bırakır.He leaves the government in the hands of a strict judge, Angelo.
Gey topluluğuna gösterilen hoşgörüsüzlüğü reddediyorum.""Interview to CYNTHIA GEARY".
Diğer dinlere karşı hoşgörüsüzlüğü bu dönemde başlamıştı.At this time, any resistance to the new dynasty had died in him.
Hoşgörüsüzlük, ayrımcılık ve intikam devrim sonrası ikonlar haline geldi.Intolerance, exclusion and revenge became the icons of the [aftermath] of the revolution.
Kim bilmez ki! Öfke, nefret, kıskançlık, Egoizm ve hoşgörüsüzlük hepsinden bir parça olacaktır.Who'd know that anger, hatred, envy, egoism, and intolerance would be part of a diagnosis.
Yasa ayrıca milliyetçi, dini veya ırksal hoşgörüsüzlüğün körüklenmesini de yasaklıyor.The law also prohibits the fuelling of national, religious and racial intolerance.
Bu, farklı olana karşı beslenen korku ve derin hoşgörüsüzlüğün bir ifadesi.That is an expression of fear and deep intolerance towards others who are different.
Sırp makamları bu hoşgörüsüzlük gösterilerine sert tepki gösterdiler.Serbian authorities have reacted fiercely to these demonstrations of intolerance.
2012 yılı, kadın sünnetinin hoşgörüsüzlüğüne yönelik aktivizm açısından önemliydi.The year 2012 was significant for activism towards intolerance of FGM.
Šimunić, "herhangi bir hoşgörüsüzlük veya bağnazlık biçimini" desteklemediğini söyledi. [4] [5]Šimunić denied supporting "any form of intolerance or bigotry."[26][27]
Şehrin idaresini çok hoşgörüsüz sert bir hakim olarak bilinen Angelo'nun eline bırakır.Il laisse le gouvernement aux mains d'un juge strict, Angelo.
Diğer dinlere karşı hoşgörüsüzlüğü bu dönemde başlamıştı.Mais toute l'intolérance qui la dévorait auparavant se tourne désormais vers les autres peuples.
Gey topluluğuna gösterilen hoşgörüsüzlüğü reddediyorum."«Reseña del vértice geodésico de Peña Mira».
Siyasi kültürün zayıf yönü hoşgörüsüzlüktür.För den kriminalpolitiska strategin, se Nolltolerans.
Siyasi kültürün zayıf yönü hoşgörüsüzlüktür.Nejedlého poúnorové působení v oblasti kulturní politiky je chápáno negativně.
Burada hoşgörüsüzlüğün ve katliamın korku verici yüzünü gördü.Proti intoleranci zde bylo stavěno dobro a milosrdenství.
Şehrin idaresini çok hoşgörüsüz sert bir hakim olarak bilinen Angelo'nun eline bırakır.Ca atare, lasă conducerea orașului în mâinile unui judecător foarte strict, Angelo.
Gey topluluğuna gösterilen hoşgörüsüzlüğü reddediyorum."Motivul retragerii uneia dintre adversarele Universității Cluj”.
Burada hoşgörüsüzlüğün ve katliamın korku verici yüzünü gördü.Han håndterte tålmodig og hensynsfullt hustruens anfall og raseriutbrudd.
Gey topluluğuna gösterilen hoşgörüsüzlüğü reddediyorum.""Aji Damai Deklarasikan Yogya Kota Toleran".
Dişiler genelde baskın ve sosyal açıdan hoşgörüsüzdür.Женските типично са доминантни и социално нетолерантни.
Al Mutawa'nın amacı İslam"ı hoşgörüsüzlük imajından kurtarmak. Bunu çocuklar için uygun bir formatta yapıyor.A jeho touha je zachránit islám od obrazů netolerance v přátelsky dětském formátu.
Al Mutawa'nın amacı İslam"ı hoşgörüsüzlük imajından kurtarmak. Bunu çocuklar için uygun bir formatta yapıyor.Ele sonha em salvar o Islão da imagem de intolerância, tudo num formato acessível aos mais novos.
Al Mutawa'nın amacı İslam"ı hoşgörüsüzlük imajından kurtarmak. Bunu çocuklar için uygun bir formatta yapıyor.El își dorea să separe Islamul de imaginile intoleranței, într-un format atractiv pentru copii.
Al Mutawa'nın amacı İslam"ı hoşgörüsüzlük imajından kurtarmak. Bunu çocuklar için uygun bir formatta yapıyor.Et son désir est de sauver l'Islam de ses images d'intolérance, tout ça dans un format pour enfant.
Al Mutawa'nın amacı İslam"ı hoşgörüsüzlük imajından kurtarmak. Bunu çocuklar için uygun bir formatta yapıyor.Nayef Al Mutawa, który chce obronić islam przed wizerunkiem nietolerancji, w formie przyjaznej dzieciom.
Al Mutawa'nın amacı İslam"ı hoşgörüsüzlük imajından kurtarmak. Bunu çocuklar için uygun bir formatta yapıyor.Och hans önskan är att rädda islam från intoleranta bilder, allt i barnvänligt format.
Al Mutawa'nın amacı İslam"ı hoşgörüsüzlük imajından kurtarmak. Bunu çocuklar için uygun bir formatta yapıyor.Y él desea rescatar el islam de imágenes de intolerancia todo eso en un formato accesible a los niños.
Al Mutawa'nın amacı İslam"ı hoşgörüsüzlük imajından kurtarmak. Bunu çocuklar için uygun bir formatta yapıyor.Η επιθυμία του είναι να σώσει το Ισλάμ από εικόνες μισαλλοδοξίας, πάντα σε μία μορφή φιλική προς τα παιδιά.
Al Mutawa'nın amacı İslam"ı hoşgörüsüzlük imajından kurtarmak. Bunu çocuklar için uygun bir formatta yapıyor.Він хотів позбавити Іслам від образів нетерпимості, у зручному для дітей форматі.
Al Mutawa'nın amacı İslam"ı hoşgörüsüzlük imajından kurtarmak. Bunu çocuklar için uygun bir formatta yapıyor.Копнежът му е да спаси исляма от образи на нетолерантност, изцяло в приятелски настроен към децата формат.
Al Mutawa'nın amacı İslam"ı hoşgörüsüzlük imajından kurtarmak. Bunu çocuklar için uygun bir formatta yapıyor.Он хотел избавить Ислам от образов нетерпимости, в форме, удобной для детей.
Al Mutawa'nın amacı İslam"ı hoşgörüsüzlük imajından kurtarmak.그의 희망은 이슬람교를 편협한 이미지로부터 벗어나게 하고
Al Mutawa'nın amacı İslam"ı hoşgörüsüzlük imajından kurtarmak.Nayef Al Mutawa, ktorý túži zachrániť Islam od obrazov neznášanlivosti.
Al Mutawa'nın amacı İslam"ı hoşgörüsüzlük imajından kurtarmak.Zijn verlangen is de Islam te redden van beelden van intolerantie.
Al Mutawa'nın amacı İslam"ı hoşgörüsüzlük imajından kurtarmak.והשאיפה שלו היא לחלץ את האיסלם מתפיסות של חוסר סובלנות,
Al Mutawa'nın amacı İslam"ı hoşgörüsüzlük imajından kurtarmak.ورغبته هي إنقاذ الإسلام من صور التعصب،
Al Mutawa'nın amacı İslam"ı hoşgörüsüzlük imajından kurtarmak.イスラム教を不寛容の イメージから救うのが彼の狙いです
Burada en küçük hoşgörüsüzlük deliğine ulaşması gereken çok güçlü bir sosyal mesaj var.Ada pesan sosial yang sangat kuat yang perlu masuk dalam celah intoleransi yang paling dalam
Burada en küçük hoşgörüsüzlük deliğine ulaşması gereken çok güçlü bir sosyal mesaj var.C'è questo forte messaggio sociale che ha bisogno di arrivare alle fondamenta più profonde dell'intolleranza.
Burada en küçük hoşgörüsüzlük deliğine ulaşması gereken çok güçlü bir sosyal mesaj var.Es gibt da eine starke soziale Aussage, die irgendwie die tiefste Intoleranz-Kluft braucht.
Burada en küçük hoşgörüsüzlük deliğine ulaşması gereken çok güçlü bir sosyal mesaj var.Existe un fuerte mensaje social que necesita llegar a lo más profundo de la intolerancia.
Burada en küçük hoşgörüsüzlük deliğine ulaşması gereken çok güçlü bir sosyal mesaj var.Há uma mensagem social muito forte que precisa de chegar às fendas mais profundas da intolerância.
Burada en küçük hoşgörüsüzlük deliğine ulaşması gereken çok güçlü bir sosyal mesaj var.이것은 다른 종교들에게 깊이 뿌리박힌 편협적인 사고의 틈속으로 들어가기 위한 아주 강한 사회적 메세지입니다.