O başkalarının dinsel inançlarına karşı hoşgörülüdür.He is tolerant in religious belief of others.
Yaşlandıkça, daha hoşgörülü oldu.As he grew older, he became gentler.
O, çok hoşgörülü bir adamdır.He is a very decent fellow.
O her zaman bir şey tartışmak için hazır görünüyordu ve çok hoşgörülüydü.He always appeared to be ready to discuss anything and was very tolerant.
Tom öğrencilerine çok hoşgörülü.Tom is too lenient with his students.
Hoşgörülü ol!Be lenient!
Hoşgörülü olun.Be tolerant.
Tom hoşgörülüydü.Tom was lenient.
Etnik azınlıklara karşı hoşgörülü müsünüz?Are you tolerant towards ethnic minorities?
Tom dine karşı tutumunda çok hoşgörülüdür.Tom is very tolerant in his attitude toward religion.
Hoşgörülü müsün?Are you tolerant?
Tom çok hoşgörülü değil.Tom isn't very tolerant.
Tom benim kadar hoşgörülü değil.Tom isn't as tolerant as I am.
Tom çok hoşgörülü.Tom is very broad-minded.
Tom son derece hoşgörülü.Tom is extremely tolerant.
Tom hoşgörülü görünüyor.Tom seems to be tolerant.
Tom'a karşı çok hoşgörülüyüz.We've been far too lenient with Tom.
Biz Tom'a karşı çok fazla hoşgörülüyüz.We've been way too lenient with Tom.
Gerçekten daha hoşgörülü olmak zorundayız.We really have to be more tolerant.
Tom hoşgörülü, değil mi?Tom is tolerant, isn't he?
Her zaman çok hoşgörülü değilim.I'm not always so lenient.
Tom çok hoşgörülüydü.Tom has been very tolerant.
Hoşgörülü olalım.Let's be tolerant.
Daha hoşgörülü olmaya çalışalım.Let's try to be more tolerant.
Biz Tom'a karşı çok hoşgörülüydük.We were way too lenient on Tom.
Tom, hoşgörülü ve nazik, ama kararlıydı.Tom was lenient and kind, but decisive.
Tom biraz hoşgörülü bir gülümseme verdi.Tom gave a little indulgent smile.
Ne kadar hoşgörülü olmalıyız?How tolerant should we be?
Ben hoşgörülüyüm.I'm tolerant.
Çok hoşgörülü olduğunuz için teşekkürler.Thanks for being so tolerant.
Ben hoşgörülüydüm.I've been tolerant.
Tom oldukça faydalı, üstelik hoşgörülü.Tom is quite helpful, indulgent even.
Tom hoşgörülü görünüyordu.Tom seemed to be tolerant.
Tom çok hoşgörülü değildi.Tom wasn't very tolerant.
Tom eskiden olduğu kadar hoşgörülü değil.Tom isn't as tolerant as he used to be.
Tom'un ailesi çok hoşgörülüydü.Tom's parents were very permissive.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar hoşgörülü görünmüyordu.Tom didn't seem to be as tolerant as Mary seemed to be.
Daha hoşgörülü olmalısın.You must be more tolerant.
Planck alternatif görüşe ve dinlere karşı çok hoşgörülü birisiydi.However, Planck was very tolerant towards alternative views and religions.
Farklı dini grupların arasındaki ilişkiler genellikle hoşgörülüdür.Relations between different religious groups are generally quite tolerant.
Toplum bütün dinlere hoşgörülüdür.Peace is fundamental to all faiths.
Atmosferik kirliliğe hoşgörülüdür.It appears to be very tolerant to pollution.
Daha hoşgörülü oldu.He was more compassionate.
Genelde hoşgörülüdürler.It is generally peaceful.
ROMEO Draw Benvolio; silahlarını döverim .-- Baylar, utanç! Bu öfke hoşgörülü!ROMEO Draw, Benvolio; beat down their weapons.-- Gentlemen, for shame! forbear this outrage!--
Ne dersem hoşgörülü bir alay ile karşılanacak, o yüzden bir şey demeyeceğim.Whatever I said would be met with tolerant irony, so I'll say nothing.
Ben hoşgörülü bir gülümseme ile Motty hızlı çalışması kabul olmalıdır.I should have regarded Motty's rapid work with an indulgent smile.
Karmaşıklığa saygı duyarak, daha hoşgörülü oluyorlar. Ve hoşgörü, umudu doğuruyor.And by appreciating complexity, they become more tolerant, and tolerance leads to hope.
Ama affeder, hoşgörülü davranır ve bağışlarsanız, elbette ALLAH da Bağışlayandır, Rahimdir.Yet if you forbear, overlook, and forgive, God is indeed forgiving and kind.
SETimes'a konuşan Goati, "Kosova'daki yetkililer daha hoşgörülü olmalı." dedi."The authorities in Kosovo should show some more tolerance," Goati told SETimes.
Müslüman halk, ele geçirilen bölgelerin Yahudilerine ve Hıristiyanlarına karşı hoşgörülü idi.The Muslim people were tolerant of the Jews and Christians of captured regions.
Savaşın ortaya çıkması nedeniyle toplum LGBT bireylere karşı daha hoşgörülü hale geldi.Due to the emergence of the war, society has become more tolerant of LGBT people.
İyi ve hoşgörülü davrandığı birçok dinden alimleri Bağdat'ta topladı.Al-Ma'mun made preparations for a major campaign, but died while leading an expedition in Sardis.
Şiilere karşı hoşgörülüydü ama Emevi cemaatine karşı o kadar adil değildi.He was tolerant towards Shi'i, but toward the Umayyad community he was not so just.
Dikenli Köyü halkı; içten, samimi, hoşgörülü ve hazırcevaptır.Zur Gemeinde gehören die Ortsteile Kaliß, Neu Kaliß, Heiddorf und Raddenfort.
Daha hoşgörülü oldu.Man war da sehr tolerant.
Atmosferik kirliliğe hoşgörülüdür.Sie gilt als tolerant gegenüber Luftverschmutzung.
Dinlere karşı da hoşgörülüydü kendisi.Gegenüber den Protestanten war er tolerant.
Çocuklara karşı hoşgörülüdür.Verhaltensauffälligkeiten bei Kindern.
Mesela Yörükler hoşgörülü insanlardır.Ringelnattern sind tagaktive Tiere.