Bir yeşilaycı olarak, sarhoşların etrafında olmaktan hoşlanmıyor.As a teetotaler, Tom dislikes being around drunks.
Gerçekten bundan hoşlanıyorum.I really do enjoy it.
Ne yapmaktan hoşlanırsın?What do you enjoy doing?
Sen gerçekten benden hoşlanmıyorsun, değil mi?You really don't like me, do you?
Soğuk havadan hoşlanmıyorum.I don't like cold weather.
Ben gerçekten ondan hoşlanmadım.I didn't really enjoy that.
Özellikle Tom'dan hoşlanmıyorum.I don't particularly like Tom.
Tom araba kullanmaktan hoşlanmaz ki.Tom doesn't even like driving.
Ben bundan çok hoşlandım.I enjoyed it a lot.
Ben partiden çok hoşlandım.I enjoyed the party a lot.
Tom bundan hoşlandığını söyledi.Tom said he enjoyed it.
O film çok hoşuma gitti.I really enjoyed that movie.
Ben gerçekten filmden hoşlandım.I actually enjoyed the movie.
Hoş bir sürpriz olmasını bekleyin.Expect to be pleasantly surprised.
Bizim ilk İtalyan sınıfımıza hoş geldiniz.Welcome to our first Italian class.
Dinini okudum ama ondan hoşlanmadım.I studied your religion, but I didn't like it.
Tom çiğ havuçtan hoşlanır.Tom likes raw carrots.
Tom çiğ havuç yemekten hoşlanır.Tom likes eating raw carrots.
Bu çizgili gömlekten hoşlandım.I liked this striped shirt.
Bu cümlenin yapısından hoşnut değilim.I'm not satisfied with the structure of this sentence.
Yağmurlu havadan hoşlanmıyorum.I don't like rainy weather.
Yalnız olmaktan hoşlanırım ama kendimi öyle hissetmiyorum.I like being alone, but not feeling like it.
Şu anda hoşlandığın biri var mı?Is there anyone that you like right now?
Tom'dan hoşlanmayan tek kişi ben değilim.I'm not the only one who doesn't like Tom.
Tom fıkra anlatmaktan hoşlanır.Tom enjoys telling jokes.
Hoş bir hafta sonu!Have a pleasant weekend!
Hiç kimse çamaşır yıkamaktan hoşlanmıyor.Nobody likes to do laundry.
Neden politika hakkında konuşmaktan hoşlanmıyorsun?Why don't you like talking about politics?
Ben hâlâ gerçekten ondan hoşlanıyorum.I still really like it.
Ben aslında gerçekten bundan hoşlanıyorum.I actually really like it.
Bu senin için hoş mu?Is it pleasing to you?
Bu her zaman hoşlandığım bir şey.It's something I've always liked.
Onun tarafından hoş bir şekilde şaşırdım.I'm pleasantly surprised by that.
Sıcak bir şöminenin yanında oturmak hoştur.It's nice sitting alongside a hot fireplace.
Tom hoş bir adam değildi.Tom wasn't a nice man.
Ne tür arabalardan hoşlanırsınız?What kind of cars do you like?
Tom ondan hoşlanmayabilir.Tom might not like that.
Eve iş getirdiğinde bundan hoşlanmıyorum.I don't like it when you bring work home.
Tom Mary'nin neyden hoşlandığını biliyor.Tom knows what Mary likes.
Hoş geldiniz millet.Welcome, everybody.
Hepiniz hoş geldiniz.Welcome, everybody.
Herkes hoş geldi.Welcome, everybody.
Annem ve babam, erkek arkadaşımdan hoşlanmazlar.My parents don't like my boyfriend.
Annem ve babam, kız arkadaşımdan hoşlanmazlar.My parents don't like my girlfriend.
Annem ve babam, erkek arkadaşımdan hoşlanmazlar, çünkü o yoksul.My parents don't like my boyfriend because he's poor.
Bundan hoşlanıyor musun yoksa hoşlanmıyor musun?Do you like it or not?
Herkes ondan hoşlanmalı.Everyone should like that.
Ne okumaktan hoşlanırsın?What do you like to read?
İşini eve getirdiğinde hoşlanmıyorum.I don't like when you bring your work home.
Herkes ondan hoşlanıyor gibi görünüyor.Everybody seems to like him.
Hiç kimse para kaybetmekten hoşlanmaz.Nobody likes to lose money.
Burada insanlar çok hoş.People are very nice here.
Onlar bana karşı çok hoştu.They have been very nice to me.
Gerçekten bundan hoşlanabilirsin.You might actually like it.
Tekrar hoş geldiniz. Biz sizi özledik.Welcome back. We missed you.
Portakal çiçekleri rahatlatıcı bir etki ve hoş bir kokuya sahiptir.Orange blossoms have a relaxing effect and a delightful scent.
Portakal çiçeklerinin hoş bir kokusu var.Orange blossoms have a pleasant aroma.
Ben ondan hoşlanmıyorum ama ben ondan hoşlanıyorum.I don't like him, but I like her.
Keşke herkes benden hoşlansa.I wish everybody liked me.
İşimden hoşlanmıyorum.I don't like my work.