Bu filmden hoşlanacağını düşündüm.I figured you'd enjoy this movie.
Tom'un aşk romanlarından hoşlandığını keşfettim.I found out Tom likes romance novels.
Hoşlandığım yere giderim.I go where I please.
Benden hoşlanmadığın izlenimini edindim.I got the impression you didn't like me.
Bu gece hoşça vakit geçirdim.I had a good time tonight.
Hoş bir gece geçirdim.I had a lovely night.
Tom'un önerimden hoşlanmayacağına dair oldukça iyi bir fikrim vardı.I had a pretty good idea Tom wouldn't like my suggestion.
Bu gece gerçekten hoş bir zaman geçirdim.I had a really nice time tonight.
Bu onun hakkında hoşlandığım şey.That's what I like about him.
Bu şarap damağa hoş geliyor.This wine is pleasing to the palate.
Bu çiçeklerin çok hoş bir kokusu var.These flowers have a really nice fragrance.
Bundan her zaman biraz hoşlandım.I've always kind of liked it.
Tom hakkında her zaman ondan hoşlandım.I've always liked that about Tom.
Hoşça kal demeliyim.I have to say goodbye.
Hoş olmayı denedim.I've tried being nice.
Onun hoş olduğunu duyuyorum.I hear it's nice.
Onun hoş olduğunu duydum.I heard it was nice.
Tom'dan hoşlandığını umuyorum.I hope you like Tom.
Bundan hoşlandığını umuyorum.I hope you're enjoying this.
Bir sekreter olmaktan hoşlanmıyorum.I don't like being a secretary.
Çok aciz hissetmekten hoşlanmıyorum.I don't like feeling so powerless.
Ben onun gibi adamlardan hoşlanmıyorum.I don't like guys like that.
Sevilmemekten hoşlanmam.I don't like not being liked.
Onlardan hiç hoşlanmıyorum.I don't like them at all.
İtilmekten hoşlanmıyorum.I don't like to be pushed.
Şaşırmaktan hoşlanmıyorum.I don't like to be surprised.
Dokunulmaktan hoşlanmıyorum.I don't like to be touched.
Kimseyi hayal kırıklığına uğratmaktan hoşlanmam.I don't like to disappoint anyone.
Ben dışarıda oturmaktan hoşlanmıyorum.I don't like to sit outside.
Ben meydana gelenlerden hoşlanmadım.I don't like what happened.
Gördüğüm şeyden hoşlanmıyorum.I don't like what I'm seeing.
Ondan hoşlanacağımı sanmıyorum.I don't think I like that.
Senden hoşlandığımı sanmıyorum.I don't think I like you.
Sanırım Tom ondan hoşlanmadı.I guess Tom didn't like it.
Ben müzikten hoşlanırım. Sen müzikten hoşlanır mısın?I like music. Do you like music?
Ben tenis oynamaktan hoşlanırım. Sen hangi sporu yapmaktan hoşlanırsın?I like to play tennis. What sport do you like to play?
Tom'dan hoşlanmadığını düşünmüştüm.I thought you didn't like Tom.
Tom'dan hoşlanmadığına dair fikrim yoktu.I had no idea that you didn't like Tom.
Matematikten hoşlanmıyorum.I don't like math.
Ben sadece Tom'dan hoşlanıyormuş gibi davrandım.I just pretended to like Tom.
Sadece ondan hoşlanabileceğini düşündüm.I just thought you might like it.
Ondan biraz hoşlanıyorum.I kind of like it.
Senden az çok hoşlanıyorum.I kind of like you.
Tom'un Mary'den hoşlanacağını biliyordum.I knew Tom would like Mary.
Tom'un seni görmekten hoşlanacağını biliyorum.I know Tom would love to see you.
Tom'un neden hoşlandığını biliyorum.I know what Tom likes.
Tom'un neyden hoşlandığını biliyorum.I know what Tom used to like.
Neyi ima ettiğini biliyorum ve bundan hoşlanmıyorum.I know what you're implying, and I don't like it.
Öpülmekten hoşlanmadığını biliyorum.I know you don't like being kissed.
Dokunulmaktan hoşlanmadığını biliyorum.I know you don't like being touched.
Soğuk olduğunda hoşuma gidiyor.I like it when it's cold.
Kar yağarken bundan hoşlanıyorum.I like it when it's snowing.
Tom'u bir takım elbiseyle görmek hoşuma gidiyor.I like seeing Tom in a suit.
Seni dans ederken izlemek hoşuma gitti.I loved watching you dance.
Tom'un benden neden hoşlanmadığını asla anlayamadım.I never could figure out why Tom didn't like me.
Sadece Tom'un benden hoşlanmasını umuyorum.I only hope Tom likes me.
Bir keresinde Tom ile tanıştım ama hoş bir adama benziyordu.I only met Tom once, but he seemed like a nice guy.
Bundan gerçekten hoşlandım.I really enjoyed that.
Gerçekten Tom'dan hoşlanıyorum.I really like Tom.
Ondan hoşlandığımı söyledim.I said I liked it.