Müjdeyi bizim adımıza Mesihin güvenilir hizmetkârı olan sevgili emektaşımız Epafrastan öğrendiniz.в Него, Който е образ на невидимия Бог, първороден преди всяко създание;
Müjdeyi bizim adımıza Mesihin güvenilir hizmetkârı olan sevgili emektaşımız Epafrastan öğrendiniz.как и научились от Епафраса, возлюбленного сотрудника нашего, верного для вас служителя Христова,
Müjdeyi bizim adımıza Mesihin güvenilir hizmetkârı olan sevgili emektaşımız Epafrastan öğrendiniz.яко ж і навчились од Єпафра, любого нашого товариша слуги, котрий єсть вірний служитель Христів, за вас,
Müjdeyi bizim adımıza Mesihin güvenilir hizmetkârı olan sevgili emektaşımız Epafrastan öğrendiniz.כאשר למדתם מן אפפרס חברנו החביב אשר הוא משרת נאמן בעדכם למשיח׃
Müjdeyi bizim adımıza Mesihin güvenilir hizmetkârı olan sevgili emektaşımız Epafrastan öğrendiniz.كما تعلّمتم ايضا من ابفراس العبد الحبيب معنا الذي هو خادم امين للمسيح لاجلكم
Müjdeyi bizim adımıza Mesihin güvenilir hizmetkârı olan sevgili emektaşımız Epafrastan öğrendiniz.正 如 你 們 從 我 們 所 親 愛 、 一 同 作 僕 人 的 以 巴 弗 所 學 的 . 他 為 我 們 〔 有 古 卷 作 你 們 〕 作 了 基 督 忠 心 的 執 事
Müjdeyi bizim adımıza Mesihin güvenilir hizmetkârı olan sevgili emektaşımız Epafrastan öğrendiniz.正如 你 們從 我 們所親愛 、 一同 作 僕人 的 以 巴弗所 學 的 . 他為 我 們 〔 有 古 卷 作 你 們 〕 作 了 基督 忠心 的 執事
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.A byłci Mojżesz wiernym we wszystkim domu jego, jako sługa, na świadectwo tego, co potem miało być mówione.
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.A Mojžiš pravda bol verný v celom jeho dome, jako služobník, na svedoctvo toho, čo malo byť hovorené:
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.A Mojžíš zajisté věrný byl v celém domě jeho, jako služebník, na osvědčení toho, což potom mělo mluveno býti.
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.또한 모세는 장래의 말할 것을 증거하기 위하여 하나님의 온 집에서 사환으로 충성하였고
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.Moisés fue fiel como siervo en toda la casa de Dios, para dar testimonio de lo que se había de decir después
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.Mózes is hû volt ugyan az õ egész házában, mint szolga, a hirdetendõknek bizonyságára,
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.Og Moses var vel tro i hele hans Hus, som en Tjener, til Vidnesbyrd om, hvad der skulde tales;
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.og Moses var vel tro i hele hans hus som tjener til å vidne om det som skulde tales,
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.Und Mose war zwar treu in seinem ganzen Hause als ein Knecht, zum Zeugnis des, das gesagt sollte werden,
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.Και ο μεν Μωυσης υπηρξε πιστος εις ολον τον οικον αυτου ως θεραπων, εις μαρτυριαν των λαληθησομενων,
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.Защото ние участвуваме в Христа, ако удържим твърдо до край първоначалната си увереност:
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.И Моисей верен во всем доме Его, как служитель, для засвидетельствования того, что надлежало возвестить;
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.І Мойсей же вірен у всьому домі Його, яко слуга, на сьвідченнє тому, що мало глаголатись;
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.והן משה נאמן בכל ביתו כעבד לעדות העמדות להאמר׃
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.وموسى كان امينا في كل بيته كخادم شهادة للعتيد ان يتكلم به.
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.摩 西 為 僕 人 、 在 神 的 全 家 誠 然 盡 忠 、 為 要 證 明 將 來 必 傳 說 的 事
Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrının bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.摩西 為 僕人 、 在 神 的 全 家 誠然盡忠 、 為要 證明 將來 必 傳說 的 事
Para! Kadınlar! Hizmetkarlar!Pieniądze, kobiety, podwładni - wszystko jest moją własnością.
Para! Kadınlar! Hizmetkarlar!Rahaa, naisia, alaisia!
Park Hae Yeong, Prenses'in hizmetkarıdır.Azt fogják hinni, hogy azért voltam mindig magával, hogy tanítsam és védelmezzem.
Park Hae Yeong, Prenses'in hizmetkarıdır.Les gens penseront que je suis avec la princesse pour lui enseigner et la protéger.
Park Hae Yeong, Prenses'in hizmetkarıdır.Ο Παρκ Χε Γιουνγκ είναι ο φροντιστής της Πριγκίπισσας.
Park Hae Yeong, Prenses'in hizmetkarıdır.بارك هاي يونغ هو حارس الاميرة
Sahne II. Bir Sok. [Capulet'in, Paris ve Hizmetkar girin.]キャピュレットしかしモンタギューは、同様に私としてバインドされています
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.A Saul riekol svojmu sluhovi: Dobrá je tvoja reč. Poď, ideme. A tak išli do mesta, v ktorom bol muž Boží.
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.Disse dunque Saul al servo: «Hai detto bene; su, andiamo» e si diressero alla città dove era l'uomo di Dio
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.Então disse Saul ao moço: Dizes bem; vem, pois, vamos! E foram-se � cidade onde estava e homem de Deus.
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.Entonces Saúl dijo a su criado: --Bien dices; anda, vamos. Fueron a la ciudad donde estaba el hombre de Dios
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.사울이 그 사환에게 이르되 네 말이 옳다 가자 하고 그들이 하나님의 사람 있는 성으로 가니라
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.Řekl tedy Saul služebníku svému: Dobrá jest řeč tvá, nu, jděmež. I šli do města, v kterémž byl muž Boží.
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.Saul a zis slugii: ,,Ai dreptate; haidem să mergem!`` Şi s'au dus în cetatea unde era omul lui Dumnezeu.
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.Saul sa til sin dreng: Du har rett; kom, la oss gå! Så gikk de til byen hvor Guds-mannen var.
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.И сказал Саул слуге своему: хорошо ты говоришь; пойдем. И пошли в город, где человек Божий.
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.Тогава Саул каза на слугата си: Добре казваш; ела да идем. И тъй отидоха в града, гдето беше Божият човек.
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.ויאמר שאול לנערו טוב דברך לכה נלכה וילכו אל העיר אשר שם איש האלהים׃
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.فقال شاول لغلامه كلامك حسن. هلم نذهب. فذهبا الى المدينة التي فيها رجل الله
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.掃 羅 對 僕 人 說 、 你 說 的 是 、 我 們 可 以 去 . 於 是 他 們 往 神 人 所 住 的 城 裡 去 了
Saul hizmetkârına, ‹‹İyi, haydi gidelim›› dedi. Böylece Tanrı adamının yaşadığı kente gittiler.掃羅對僕 人 說 、 你 說 的 是 、 我 們 可以 去 . 於是 他 們往 神人 所 住 的 城 裡 去了
Saul hizmetkârlarına, ‹‹İyi lir çalan birini bulup bana getirin›› diye buyurdu.A Saul riekol svojim služobníkom: Nože mi tedy vyhľadajte muža, ktorý dobre hrá, a doveďte ho ku mne.
Saul hizmetkârlarına, ‹‹İyi lir çalan birini bulup bana getirin›› diye buyurdu.Da sagde Saul til sine Folk: "Find mig en Mand, der er dygtig til Strengeleg, og bring ham til mig!"
Saul hizmetkârlarına, ‹‹İyi lir çalan birini bulup bana getirin›› diye buyurdu.Da sa Saul til sine tjenere: Ja, finn mig en mann som spiller godt, og før ham hit til mig!
Saul hizmetkârlarına, ‹‹İyi lir çalan birini bulup bana getirin›› diye buyurdu.Então disse Saul aos seus servos: Buscai-me, pois, um homem que toque bem, e trazei-mo.
Saul hizmetkârlarına, ‹‹İyi lir çalan birini bulup bana getirin›› diye buyurdu."Goed", vond Saul, "zoek maar een goede harpspeler."
Saul hizmetkârlarına, ‹‹İyi lir çalan birini bulup bana getirin›› diye buyurdu.In Savel veli služabnikom svojim: Ozrite se mi torej po možu, ki dobro zna na strune, ter mi ga pripeljite.
Saul hizmetkârlarına, ‹‹İyi lir çalan birini bulup bana getirin›› diye buyurdu.사울이 신하에게 이르되 나를 위하여 잘 타는 사람을 구하여 내게로 데려오라
Saul hizmetkârlarına, ‹‹İyi lir çalan birini bulup bana getirin›› diye buyurdu.Lalu Saul memerintahkan kepada mereka, "Carilah seorang yang pandai main musik, dan bawalah dia kemari.
Saul hizmetkârlarına, ‹‹İyi lir çalan birini bulup bana getirin›› diye buyurdu.Rzekł tedy Saul do sług swoich: Upatrzcie mi proszę męża, coby dobrze grać umiał, a przywiedźcie do mnie.
Saul hizmetkârlarına, ‹‹İyi lir çalan birini bulup bana getirin›› diye buyurdu.Saul a răspuns slujitorilor săi: ,,Găsiţi-mi dar un om care să cînte bine, şi aduceţi -l la mine.``
Saul hizmetkârlarına, ‹‹İyi lir çalan birini bulup bana getirin›› diye buyurdu.Sau-lơ đáp cùng các tôi tớ mình rằng; Vậy, hãy tìm cho ta một người gảy đờn hay, rồi dẫn nó đến cùng ta.
Saul hizmetkârlarına, ‹‹İyi lir çalan birini bulup bana getirin›› diye buyurdu.Sau-lơ đáp cùng các tôi_tớ mình rằng ; Vậy , hãy tìm cho ta một người gảy đờn hay , rồi dẫn nó đến_cùng ta .
Saul hizmetkârlarına, ‹‹İyi lir çalan birini bulup bana getirin›› diye buyurdu.Saül répondit à ses serviteurs: Trouvez-moi donc un homme qui joue bien, et amenez-le-moi.
Saul hizmetkârlarına, ‹‹İyi lir çalan birini bulup bana getirin›› diye buyurdu.Saul rispose ai ministri: «Ebbene cercatemi un uomo che suoni bene e fatelo venire da me»
Saul hizmetkârlarına, ‹‹İyi lir çalan birini bulup bana getirin›› diye buyurdu.Tedy řekl Saul služebníkům svým:Medle, vyhledejte mi muže, kterýž by uměl dobře hráti, a přiveďte ke mně.