hissettirmek ile cümle

hissettirmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Seni daha iyi hissettirmek için ne söyleyeceğimi bilmiyorum.I don't know what to say to make you feel better.
Beni bir ölü gibi hissettirmekten hoşlanıyor musun?Do you enjoy making me feeling like the dead?
Tom Mary'yi daha iyi hissettirmek için ne söyleyeceğini bilmiyor.Tom doesn't know what to say to make Mary feel better.
Tom Mary'yi evindeymiş gibi hissettirmek için zahmete katlandı.Tom went out of his way to make Mary feel at home.
Tom'u rahat hissettirmek istiyorum.I want to make Tom feel at ease.
Tom'u evindeymiş gibi hissettirmek istedim.I wanted to make Tom feel at home.
Seni kendi evindeymiş gibi hissettirmek istedim.I wanted to make you feel at home.
Seni kötü hissettirmek istemedim.I didn't mean to make you feel bad.
Sen beni daha iyi hissettirmekte iyisin.You're good at making me feel better.
Sami, Leyla'yı aynı şekilde hissettirmek istedi.Sami wanted to make Layla feel the same way.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.And I want to give other people the same feeling.
Müzik, insanları kendileri hakkında belli bir yolda hissettirmek eğilimindedir.Space designed to make people feel a certain way.
Savaşı ve sonuçlarını izleyicilere hissettirmek istiyoruz.We aim to express the war and the results after the war with this work
Bizi kötü hissettirmek için yürüyorsun"You're walking to make us feel bad."
Yani, bunu sezgisel olarak hissettirmek çok daha cazip.You know, doing that intentionally is much more engaging.
İyi hissettirmek için aşırı nezaket.To make one feel good about oneself.
Ancak zarın şansı simgelemesinden dolayı şans faktörü de kendisini hissettirmektedir.Er glaube jedoch, dass ein Mann selbst der Schmied seines Glückes sein müsse.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Für Menschen galt ihm sinngemäß das Gleiche.
Oyun farklı olmayı bizlere derinden hissettirmektedir.Le scénario est sensiblement différent dans le jeu.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Y quería darles a otras personas el mismo sentimiento.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Voglio che le persone si sentano allo stesso modo.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Он убеждает других людей делать то же самое.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Ook andere mensen beginnen er voor hem hetzelfde uit te zien.
Oyun farklı olmayı bizlere derinden hissettirmektedir.Het spel werd verschillend beoordeeld.
Hüzün dolu kalbini hissettirmek için sevgili eşinin ruhuna seslenir.Przyszłam, aby pocieszyć twoje udręczone serce!
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Namawia innych do tego samego (ang.).
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Він переконує інших людей робити те ж саме.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Și voiam să le ofer oamenilor din jurul meu același sentiment.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Ugyanez vonatkozik a személy másokkal kapcsolatos gondolataira is.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Δεν σημαίνει ότι έχουμε τα ίδια συναισθήματα με το άλλο άτομο.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Ia ingin merasa sama dengan yang lain.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Quản trò cũng sẽ làm tương tự như vậy đối với các nhân vật khác.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.私がそう感じたように、人々にも感じて欲しい。
Oyun farklı olmayı bizlere derinden hissettirmektedir.ゲームとは設定が異なる。
Hüzün dolu kalbini hissettirmek için sevgili eşinin ruhuna seslenir.相手の心の痛みを感じ取れる優しい少女。
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.문제는 그러면 다른 사람들에게 똑같이 그랬냐.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Koristiti iste injekcije s drugim osobama.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Šie savo ruožtu privalo padaryti tą patį kitiems trims.
Ben eserin, canlı bir şey olduğunu hissettirmek istiyorum--Je veux que le travail soit une sorte d'expérience en direct--
Ben eserin, canlı bir şey olduğunu hissettirmek istiyorum--Quiero que el trabajo sea una especie de experiencia en directo --
Ben eserin, canlı bir şey olduğunu hissettirmek istiyorum--אני רוצה שהעבודה תהיה מין חויה חיה-
Ben eserin, canlı bir şey olduğunu hissettirmek istiyorum--たった今創られたっていう感じ
Bizi kötü hissettirmek için yürüyorsun"Anh đi bộ làm chúng tôi thấy hổ thẹn với bản thân?"
Bizi kötü hissettirmek için yürüyorsun"Azért gyalogolsz, hogy mi rosszul érezzük magunkat."
Bizi kötü hissettirmek için yürüyorsun"Cammini per farci sentire in colpa".
Bizi kötü hissettirmek için yürüyorsun"Chodíš, abychom se cítili zle."
Bizi kötü hissettirmek için yürüyorsun"Chodíš, aby sme sa my zle cítili."
Bizi kötü hissettirmek için yürüyorsun""Chodzisz, żebyśmy się źle poczuli."
Bizi kötü hissettirmek için yürüyorsun"Du går för att ge resten av oss skuldkänslor."
Bizi kötü hissettirmek için yürüyorsun"Du läufst, um uns ein schlechtes Gewissen zu machen."
Bizi kötü hissettirmek için yürüyorsun""Estás a caminhar para nós nos sentirmos mal."
Bizi kötü hissettirmek için yürüyorsun""Estás caminando para hacernos sentir mal".
Bizi kötü hissettirmek için yürüyorsun"우리 기분을 망치려고 걷는 거라고."
Bizi kötü hissettirmek için yürüyorsun"Mergi pe jos ca să ne faci pe noi să ne simțim prost."
Bizi kötü hissettirmek için yürüyorsun"Om ons een schuldgevoel te geven."
Bizi kötü hissettirmek için yürüyorsun"Tu marches pour nous faire culpabiliser."
Bizi kötü hissettirmek için yürüyorsun"Ты идёшь пешком, для того, чтобы мы чувствовали себя плохо".
Bizi kötü hissettirmek için yürüyorsun""Ходиш, за да ни накараш да се чувстваме зле."
Bizi kötü hissettirmek için yürüyorsun"אתה הולך כדי לגרום לנו להרגיש רע."
Bizi kötü hissettirmek için yürüyorsun"أنت تسير لتجعلنا نحس بإمتعاض."
İlgili Sayfalar