Ana içeriğe geç
Sözlük

hissettim ile cümle

hissettim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Sadece o kapı zaten o başını değil, tamamen dönüşü yaptı, çünkü sert büyüyen boynunu hissettim.Tylko wtedy, gdy był już w drzwiach nie odwrócił głowy, nie do końca, bo poczuł na szyi coraz sztywny.
Sadece o kapı zaten o başını değil, tamamen dönüşü yaptı, çünkü sert büyüyen boynunu hissettim.Vasta kun hän oli jo oven hän kääntää päätään, ei täysin, koska hän tunsi kaula kasvaa jäykkä.
Sadece o kapı zaten o başını değil, tamamen dönüşü yaptı, çünkü sert büyüyen boynunu hissettim.רק כאשר הוא כבר היה בדלת הוא הפנה את ראשו, לא לגמרי, כי הוא
Sadece o kapı zaten o başını değil, tamamen dönüşü yaptı, çünkü sert büyüyen boynunu hissettim.فقط عندما كان بالفعل في الباب وقال انه يدير رأسه ، وليس تماما ، لأنه
Sadece o kapı zaten o başını değil, tamamen dönüşü yaptı, çünkü sert büyüyen boynunu hissettim.堅い成長する彼の首を感じた。いずれにせよ、彼はまだその彼の後ろに見た
Sadece o kapı zaten o başını değil, tamamen dönüşü yaptı, çünkü sert büyüyen boynunu hissettim.堅い成長する彼の首を感じた。いずれにせよ、彼はまだその彼の後ろに見た 何も変わっていなかった。
Sadece üç yaşındayken oradan ayrılmamıza rağmen, Afrika'nın hayatımın büyük bir parçası olduğunu hissettim.Aunque me fui cuando apenas tenía tres años, sentía realmente que África era una parte importante de mi vida.
Sadece üç yaşındayken oradan ayrılmamıza rağmen, Afrika'nın hayatımın büyük bir parçası olduğunu hissettim.Deşi am plecat din Zambia când aveam trei ani, am simţit că Africa a fost o parte importantă a vieţii mele.
Sadece üç yaşındayken oradan ayrılmamıza rağmen, Afrika'nın hayatımın büyük bir parçası olduğunu hissettim.Mimo że opuściłem ją, gdy miałem trzy lata, to naprawdę czułem, że Afryka jest dużą częścią mojego życia.
Sadece üç yaşındayken oradan ayrılmamıza rağmen, Afrika'nın hayatımın büyük bir parçası olduğunu hissettim.Хотя мы уехали оттуда, когда мне было 3 года, я всегда знал, что Африка занимала огромное место в моей жизни.
Samimiyetle söylüyorum, başarısız olduğumu hissettim.Całym sercem czułem, że przegrałem.
Samimiyetle söylüyorum, başarısız olduğumu hissettim.Dan saya merasa telah gagal, benar-benar gagal.
Samimiyetle söylüyorum, başarısız olduğumu hissettim.És én úgy éreztem elbuktam, teljes mértékben.
Samimiyetle söylüyorum, başarısız olduğumu hissettim.Et j'ai senti que j'avais échoué totalement.
Samimiyetle söylüyorum, başarısız olduğumu hissettim.In quel momento ho sentito di aver fallito completamente.
Samimiyetle söylüyorum, başarısız olduğumu hissettim.그때 전적으로 실패감을 느꼈지요.
Samimiyetle söylüyorum, başarısız olduğumu hissettim.Sinceramente, senti que tinha falhado.
Samimiyetle söylüyorum, başarısız olduğumu hissettim.Tenemos que ir a recogerlos." Sentí que había fracasado, con todo mi empeño.
Samimiyetle söylüyorum, başarısız olduğumu hissettim.Trebuie să vă luăm." Am simţit că am eşuat, din tot sufletul.
Samimiyetle söylüyorum, başarısız olduğumu hissettim.Und ich hatte das Gefühl, dass ich auf ganzer Linie versagt hatte.
Samimiyetle söylüyorum, başarısız olduğumu hissettim.Và tôi cảm giác là mình đã thất bại hoàn toàn.
Samimiyetle söylüyorum, başarısız olduğumu hissettim.We moeten jullie komen oppikken." Ik voelde dat ik had gefaald tot in het diepste van mijn hart.
Samimiyetle söylüyorum, başarısız olduğumu hissettim.Всей душой я почувствовал поражение, и я осознал, что проиграл.
Samimiyetle söylüyorum, başarısız olduğumu hissettim.Това, което почувствах беше, че съм се провалил.
Samimiyetle söylüyorum, başarısız olduğumu hissettim.Я всім серцем відчув, що зазнав невдачі.
Samimiyetle söylüyorum, başarısız olduğumu hissettim.הרגשתי שנכשלתי, בכל ליבי
Samimiyetle söylüyorum, başarısız olduğumu hissettim.وأحسست وقتها باني قد فشلت، بكل إخلاص.
Samimiyetle söylüyorum, başarısız olduğumu hissettim.自分は出来損ないだと
Sanki bir şeyler bozulmuş gibi hissettim.Am simțit că ceva s-a rupt.
Sanki bir şeyler bozulmuş gibi hissettim.Cítil jsem, že je něco špatně.
Sanki bir şeyler bozulmuş gibi hissettim.Ho sentito che qualcosa si era rotto.
Sanki bir şeyler bozulmuş gibi hissettim.Ich fühlte, dass etwas zerstört worden war.
Sanki bir şeyler bozulmuş gibi hissettim.Ik voelde me alsof er iets gebroken was.
Sanki bir şeyler bozulmuş gibi hissettim.J'ai senti que quelque chose était cassé.
Sanki bir şeyler bozulmuş gibi hissettim.그냥 뭔가 어긋나버렸다고 느꼈습니다.
Sanki bir şeyler bozulmuş gibi hissettim.Po prostu czułem, że coś jest nie tak.
Sanki bir şeyler bozulmuş gibi hissettim.Sentía que algo se había quebrado.
Sanki bir şeyler bozulmuş gibi hissettim.Tôi cũng cảm thấy vài thứ đã không còn.
Sanki bir şeyler bozulmuş gibi hissettim.Úgy éreztem, valami véget ért.
Sanki bir şeyler bozulmuş gibi hissettim.Ένοιωθα ότι κάτι είχε σπάσει.
Sanki bir şeyler bozulmuş gibi hissettim.Просто почувствах, че нещо не е наред.
Sanki bir şeyler bozulmuş gibi hissettim.Я почувався якимось розбитим.
Sanki bir şeyler bozulmuş gibi hissettim.Я чувствовал, что что-то сломалось.
Sanki bir şeyler bozulmuş gibi hissettim.פשוט הרגשתי כאילו משהו נשבר.
Sanki bir şeyler bozulmuş gibi hissettim.أحسست أن شيئا ما قد انكسر.
Sanki bir şeyler bozulmuş gibi hissettim.外務大臣や首相と笑顔で同席し
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Akoby ma tie knihy nejak potrebovali, volali ma a ja som ich opustila.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Cítila jsem, jako by mě knihy potřebovaly a volaly mě a já je opustila navěky.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Czułam się, jakby te książki mnie potrzebowały i wzywały, a ja je opuściłam.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Era come se i libri avessero bisogno di me, come se mi stessero chiamando mentre io li abbandonavo.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Ich fühlte, dass die Bücher mich brauchten, sie riefen mich und ich ließ sie im Stich.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Jeg følte, at bøgerne havde brug for mig, og de kaldte på mig, og jeg svigtede dem.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.어쨌든 책들이 마치 저를 원한다고 느꼈고, 책들이 저를 향해 소리쳤을텐데, 제가 외면한거죠.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Mintha a könyveknek lett volna valamiféleképpen szüksége rám, és ők hiába hívnak, én csak elhanyagolom őket.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Saya merasa seolah-olah buku-buku itu memerlukanku, dan mereka memanggil saya dan saya mengabaikan mereka.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Sentía como si los libros me necesitaran, como si me estuvieran llamando y yo los hubiera abandonado.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Sentia que, de alguma forma, os livros precisavam de mim, eles chamavam-me e eu tinha-os abandonado.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Simţeam ca şi cum cărţile aveau nevoie de mine, mă chemau, iar eu le dădusem uitării.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Tunsin, että kirjat tarvitsivat minua, kutsuivat minua, ja minä hylkäsin ne.
Sanki kitapların bana ihtiyacı varmış, beni çağırıyorlarmış ve ben onlara ihanet ediyormuşum gibi hissettim.Ένιωθα ότι τα βιβλία με χρειάζονταν με κάποιον τρόπο, ότι με φώναζαν κι εγώ τα εγκατέλειπα.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod