O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler.Contó los tiempos con cuidado y cuando hubo terminado se sintió en una mejor espíritus.
O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler.Dia menghitung waktu dengan cermat dan ketika ia telah selesai ia merasa lebih baik roh.
O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler.Ea a numărat ori cu atenţie şi, atunci când ea a terminat ea a simţit în mai bine băuturi spirtoase.
O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler.Ela contava as vezes com cuidado e quando ela terminou sentiu-se em melhor espíritos.
O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler.Elle comptait les heures soigneusement et quand elle eut fini elle se sentait en meilleure esprits.
O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler. Güneş her yeri farklıdır.Auringonpaiste teki koko paikka näyttää eri.
O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler. Güneş her yeri farklıdır.Сонце зробив весь зовнішній вигляд місця інше.
O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler.Hon räknade gånger försiktigt och när hon var klar kände hon sig bättre sprit.
O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler.Hun talte tidspunkter omhyggeligt, og da hun var færdig hun følte sig i bedre spiritus.
O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler.그녀는 신중하게 시간을 계산하고 그녀가 완료했을 때 그녀는 더의 기분
O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler.Liczyła razy dokładnie i kiedy skończyła poczuła na lepsze duchy.
O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler.Ona šteje čas skrbno in ko je je končala se je čutila v boljši duhovi.
O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler.Ő számít az idők figyelmesen, és amikor befejezte érezte magát jobban szellemeket.
O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler.Spočítala dobu pozorně a když skončila, cítila v lepším duchy.
O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler.Vypočítala dobu pozorne a keď skončila, cítila v lepšom duchmi.
O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler.Ze telde de tijden zorgvuldig en toen ze klaar was voelde ze zich in een betere geesten.
O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler.Εκείνη την εποχή υπολογίζεται προσεκτικά και όταν είχε τελειώσει αισθάνθηκε στην καλύτερη πνεύματα.
O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler.Она насчитала раз внимательно и, когда она кончила она чувствовала себя в лучшей духов.
O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler.Тя брои пъти внимателно и когато тя свърши, тя се е почувствала по-добро спиртни напитки.
O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler.היא ספרה את הזמנים בקפידה כשסיימה היא הרגישה טוב יותר
O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler.تحسب أنها العصر بعناية وعندما فرغ شعرت في أفضل
O zaman dikkatle sayılır ve o bitirdiğimde o daha iyi hissettim içkiler.精霊。日差しが全体の場所の外観をした
Plazanın balık ağından daha hafif olan bir materyalden bir heykele ihtiyacı var diye hissettim.Ich spürte, dass dieser Platz einen Stoff für die Skulptur brauchte, der leichter als das Netzgewebe war.
Plazanın balık ağından daha hafif olan bir materyalden bir heykele ihtiyacı var diye hissettim.이곳은 광장으로, 제가 느끼기에, 그물 보다 더 가벼운 조형재료가 필요했습니다.
Plazanın balık ağından daha hafif olan bir materyalden bir heykele ihtiyacı var diye hissettim.Pensé que necesitaba un material para esta escultura más liviano que las redes.
Plazanın balık ağından daha hafif olan bir materyalden bir heykele ihtiyacı var diye hissettim.הכיכר שלו, הרגשתי, היתה צריכה חומר לפיסול שהיה קל יותר מרשת.
Plazanın balık ağından daha hafif olan bir materyalden bir heykele ihtiyacı var diye hissettim.انها ساحة عامة .. شعرت بوجوب استخدام مادة ادق من خيوط شبكة الصيد
Plazanın balık ağından daha hafif olan bir materyalden bir heykele ihtiyacı var diye hissettim.素材が必要だと感じました そこで極小の水粒子の
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--Ele ROMEO gracejos em cicatrizes que nunca sentiu uma ferida .--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--로미오 그는 상처를 못 느꼈거든요 흉터에 jests .--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--ROMEO Azt tréfákkal a sebeket, hogy soha nem érezte a seb .--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--ROMEO bromea en cicatrices que nunca se sintió una herida .--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--ROMEO Der Narben lacht, die Wunden nie gefühlt .--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--ROMEO Dia jests pada bekas luka yang tidak pernah merasa luka .--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--ROMEO E lazzi a cicatrici che non è mai sentita una ferita .--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--ROMEO El jests la cicatrici care nu simţit o rana .--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--ROMEO Hän jests klo arvet koskaan tuntenut haavan .--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--ROMEO Han skämt på ärr som aldrig känt ett sår .--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--ROMEO Han spøger på ar, der aldrig har følt et sår .--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--ROMEO Hij spot met littekens die nog nooit een wond .--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--ROMEO Il se moque de cicatrices qui ne s'est jamais senti une blessure .--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--ROMEO Ông jests tại các vết sẹo không bao giờ cảm thấy một vết thương .--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--ROMEO On jests na brazgotine, ki nikoli ni čutil rano .--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--ROMEO On żarty na blizny, które nigdy nie czuł się rany .--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--ROMEO si žarty na jazvy, ktoré sa nikdy necítil rany .--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--ROMEO si žerty na jizvy, které se nikdy necítil rány .--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--ROMEO Ο jests σε ουλές που ποτέ δεν αισθάνθηκε μια πληγή .--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--ROMEO Той шеги белези, които никога не почувствах рана .--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--РОМЕО Он шутки на шрамы, которые никогда не чувствовал раны .--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--רומיאו הוא מתלוצץ צלקות שלעולם לא הרגיש הפצע .--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--روميو والدعابات في الندوب التي لا يشعر بجرح.--
ROMEO hissettim hiç bir yara izleri jests .--[ジュリエットのウィンドウで上記が表示されます。]しかし、柔らかい!あそこの窓の切れ間から何の光?
Sadece o kapı zaten o başını değil, tamamen dönüşü yaptı, çünkü sert büyüyen boynunu hissettim.Csak amikor már az ajtón ment be a fejét, nem teljesen, mert érezte a nyakát egyre merev.
Sadece o kapı zaten o başını değil, tamamen dönüşü yaptı, çünkü sert büyüyen boynunu hissettim.Først da han var allerede i døren kunne han dreje hovedet, ikke helt, fordi han følte sin hals voksende stiv.
Sadece o kapı zaten o başını değil, tamamen dönüşü yaptı, çünkü sert büyüyen boynunu hissettim.Först när han redan i dörren vände han huvudet, inte helt, eftersom han kände halsen växer stel.
Sadece o kapı zaten o başını değil, tamamen dönüşü yaptı, çünkü sert büyüyen boynunu hissettim.Iba vtedy, keď už bol vo dverách, obrátil hlavu, nie úplne, pretože cítil na krku rastie tuhý.
Sadece o kapı zaten o başını değil, tamamen dönüşü yaptı, çünkü sert büyüyen boynunu hissettim.단 한 사람이 문을 이미 때 그는 완전히 머리가 아닌 돌려 않았 때문에
Sadece o kapı zaten o başını değil, tamamen dönüşü yaptı, çünkü sert büyüyen boynunu hissettim.단 한 사람이 문을 이미 때 그는 완전히 머리가 아닌 돌려 않았 때문에 뻣뻣한 목을 성장을 느꼈다. 어쨌든 그는 여전히 그 배후에있는 것을보고
Sadece o kapı zaten o başını değil, tamamen dönüşü yaptı, çünkü sert büyüyen boynunu hissettim.Pouze tehdy, když už byl ve dveřích, obrátil hlavu, ne úplně, protože cítil na krku roste tuhý.
Sadece o kapı zaten o başını değil, tamamen dönüşü yaptı, çünkü sert büyüyen boynunu hissettim.Šele ko je bil že v vratih pa je obrnil glavo, ne povsem, ker je čutil vratu raste trd.