Bizleri diğer insanlara yakınlaştıran ve onların hissettiklerini bize hissettiren oksitosine sahibiz.Vi har oxytocin der forbinder os til andre, og får os til at føle hvad de føler.
Bizleri diğer insanlara yakınlaştıran ve onların hissettiklerini bize hissettiren oksitosine sahibiz.We hebben oxytocine om ons met anderen te verbinden, ons te doen voelen wat ze voelen.
Bizleri diğer insanlara yakınlaştıran ve onların hissettiklerini bize hissettiren oksitosine sahibiz.Wir haben Oxytocin, das uns mit anderen verbindet, das uns mitfühlen lässt.
Bizleri diğer insanlara yakınlaştıran ve onların hissettiklerini bize hissettiren oksitosine sahibiz.Έχουμε την ωκυτοκίνη που μας ενώνει με τους άλλους και μας κάνει να νιώθουμε αυτά που νιώθουν
Bizleri diğer insanlara yakınlaştıran ve onların hissettiklerini bize hissettiren oksitosine sahibiz.Ние имаме окситоцин, който ни свързва с другите, кара ни да чувстваме, това което те чувстват.
Bizleri diğer insanlara yakınlaştıran ve onların hissettiklerini bize hissettiren oksitosine sahibiz.У нас есть окситоцин, который даёт нам возможность соотносить себя с другими, заставляет нас сочувствовать.
Bizleri diğer insanlara yakınlaştıran ve onların hissettiklerini bize hissettiren oksitosine sahibiz.יש לנו אוקסיטוצין המחבר אותנו לאחרים, הגורם לנו להרגיש את מה שמרגישים האחרים.
Bizleri diğer insanlara yakınlaştıran ve onların hissettiklerini bize hissettiren oksitosine sahibiz.فنحن نملك الأوكسيتوسين لكي نتواصل مع الآخرين ويجعلنا نشعر بنفس المشاعر التى يحسها الأخرون.
Bizleri diğer insanlara yakınlaştıran ve onların hissettiklerini bize hissettiren oksitosine sahibiz.共感を起こさせます 一方でテストステロンもあります
Böylelikle günlük yaşantılarında ne çeşit duygular hissettiklerini kaydedebiliyoduk.De manera que nos hacíamos una idea del tipo de emociones y sentimientos que experimentaban diariamente.
Böylelikle günlük yaşantılarında ne çeşit duygular hissettiklerini kaydedebiliyoduk.우리는 그렇게해서 그들이 실생활에서 느끼는 기분이나 감정에 대해 알수 있었습니다.
Böylelikle günlük yaşantılarında ne çeşit duygular hissettiklerini kaydedebiliyoduk.Po to by zrozumieć, jakie emocje i uczucia towarzyszą im na co dzień.
Böylelikle günlük yaşantılarında ne çeşit duygular hissettiklerini kaydedebiliyoduk.Từ đó chúng tôi có thể hiểu được các loại cảm xúc họ có trong cuộc sống hàng ngày.
Böylelikle günlük yaşantılarında ne çeşit duygular hissettiklerini kaydedebiliyoduk.Мы пытались определить, какие эмоции и чувства участники нашего эксперимента испытывали в повседневной жизни.
Böylelikle günlük yaşantılarında ne çeşit duygular hissettiklerini kaydedebiliyoduk.וכך יכולנו לקבל מושג אילו רגשות ותחושות הם חשו בחיי היומיום שלהם.
Böylelikle günlük yaşantılarında ne çeşit duygular hissettiklerini kaydedebiliyoduk.لنتمكن من استشعار أنواع العواطف و الأحاسيس التي كانت تخالجهم في حياتهم اليومية.
Böylelikle günlük yaşantılarında ne çeşit duygular hissettiklerini kaydedebiliyoduk.感じている感情や気持ちの種類について 私たちは感じ取ることができたのです さらに このような集中的な
Bunlar sana karşı hissettiklerim.Anladın mı?Acestea sunt sentimentele mele pentru tine. Ai inteles?
Bunlar sana karşı hissettiklerim.Anladın mı?Ce sont mes sentiments pour toi. Tu comprends ?
Bunlar sana karşı hissettiklerim.Anladın mı?Das ist was ich für dich empfinde.Verstehst du?
Bunlar sana karşı hissettiklerim.Anladın mı?Đây là tình cảm mình dành cho cậu. Cậu hiểu chứ?
Bunlar sana karşı hissettiklerim.Anladın mı?Detta är mina känslor för dig. Förstår du?
Bunlar sana karşı hissettiklerim.Anladın mı?Dette er mine følelser for dig. Forstår du? hør godt efter
Bunlar sana karşı hissettiklerim.Anladın mı?Dit zijn mijn gevoelens voor jou snap je?
Bunlar sana karşı hissettiklerim.Anladın mı?Ini adalah perasaanku kepadamu. Mengerti??
Bunlar sana karşı hissettiklerim.Anladın mı? İyi dinle.?אלו הרגשות שלי כלפייך. את מבינה<BR>.תקשיבי טוב
Bunlar sana karşı hissettiklerim.Anladın mı? İyi dinle.هذه مشاعري اتجاهك , هل ستتفهمين ؟ استمعي جيداً
Bunlar sana karşı hissettiklerim.Anladın mı? İyi dinle.ペク・スンジジョ! お前が何でここに居るんだよ!?
Bunlar sana karşı hissettiklerim.Anladın mı?Questi sono i sentimenti che provo per te. Capisci?
Bunlar sana karşı hissettiklerim.Anladın mı?To moje uczucia do Ciebie. Rozumiesz?
Bunlar sana karşı hissettiklerim.Anladın mı?Toto sú moje city k tebe. Rozumieš?
Bunlar sana karşı hissettiklerim.Anladın mı?Αυτά είναι τα αισθήματα μου για σένα. Κατάλαβες; Άκου προσεκτικά.
Bunlar sana karşı hissettiklerim.Anladın mı?Това е израз на чувствата ми към теб. Разбираш ли?
Bunlar sana karşı hissettiklerim.Anladın mı?Это мои чувства к тебе. Понимаешь? Слушай внимательно.
Bunu hazmedecekler, ve daha önce hissettikleri şeylerin aynısını hissedecekler.Те ще започнат да я възприемат, ще започнат да получават чувствата, които са имали и преди.
Bu orospu ruhunun derinliklerinde hissettiklerini söylüyor.Goblini, duhovi in nadnaravna bitja... ...so buržuaske laži.
Bu orospu ruhunun derinliklerinde hissettiklerini söylüyor.Gobliny, duchy i inne potwory... ...burżuazyjne kłamstwa.
Bu orospu ruhunun derinliklerinde hissettiklerini söylüyor.Ta mrcha říká to, co si myslí v hloubi své duše.
Bu orospu ruhunun derinliklerinde hissettiklerini söylüyor.Тази кучка говори онова, което и е в дълбочината на душата.
Çocuk sahibi olurkenki beklentilerimizle yaşadıklarımızın hiç alakası olmadığını hissettik.Am simţit că lucrurile la care ne-am aşteptat n-aveau nimic de-a face cu ce experimentam de fapt.
Çocuk sahibi olurkenki beklentilerimizle yaşadıklarımızın hiç alakası olmadığını hissettik.Cítili sme, že naše očakávania nemali nič spoločné s tým, čo sme v skutočnosti zažívali.
Çocuk sahibi olurkenki beklentilerimizle yaşadıklarımızın hiç alakası olmadığını hissettik.Czuliśmy, że to, czego się spodziewaliśmy, nie miało nic wspólnego z tym, czego faktycznie doświadczyliśmy.
Çocuk sahibi olurkenki beklentilerimizle yaşadıklarımızın hiç alakası olmadığını hissettik.Ja, tukaj se vidi kje se je to trganje pričelo za naju.
Çocuk sahibi olurkenki beklentilerimizle yaşadıklarımızın hiç alakası olmadığını hissettik.우리는 정말로 우리가 기대를 가지고 있던 일들이 우리가 실제로 경험했던 일과 전혀 상관이 없다는 것을 느꼈습니다.
Çocuk sahibi olurkenki beklentilerimizle yaşadıklarımızın hiç alakası olmadığını hissettik.Opravdu jsme cítili, že to, co jsme očekávali, nemělo nic společného s tím, co jsme zažívali.
Çocuk sahibi olurkenki beklentilerimizle yaşadıklarımızın hiç alakası olmadığını hissettik.Sentíamos que nuestras expectativas no tenían nada que ver con lo que nos estaba pasando.
Çocuk sahibi olurkenki beklentilerimizle yaşadıklarımızın hiç alakası olmadığını hissettik.Valóban azt éreztük, hogy jelen tapasztalatainknak semmi köze ahhoz, amire számítottunk.
Çocuk sahibi olurkenki beklentilerimizle yaşadıklarımızın hiç alakası olmadığını hissettik.We hadden het gevoel dat wat we hadden verwacht, niets te maken had met onze ervaring.
Çocuk sahibi olurkenki beklentilerimizle yaşadıklarımızın hiç alakası olmadığını hissettik.Ми відчували, що наші очікування не мають нічого спільного з нашим реальним досвідом.
Çocuk sahibi olurkenki beklentilerimizle yaşadıklarımızın hiç alakası olmadığını hissettik.Мы почувствовали, что наши ожидания от родительства не имеют ничего общего с нашим реальным опытом.
Çocuk sahibi olurkenki beklentilerimizle yaşadıklarımızın hiç alakası olmadığını hissettik.Ние наистина чувствахме, че това, което очаквахме няма нищо общо с онова, което всъщност изпитвахме.
Çocuk sahibi olurkenki beklentilerimizle yaşadıklarımızın hiç alakası olmadığını hissettik.אנחנו ממש הרגשנו שלא היה שום קשר בין הציפיות איתן הגענו, לבין החוויות הממשיות שלנו.
Çocuk sahibi olurkenki beklentilerimizle yaşadıklarımızın hiç alakası olmadığını hissettik.لقد شعرنا ان ما نخوضه هو أبعد ما يمكن أن يكون عما كنا نتوقعه
Çocuk sahibi olurkenki beklentilerimizle yaşadıklarımızın hiç alakası olmadığını hissettik.実際の体験とは何ら関連しないのだと気づき こうしたことを親たちに率直に伝えようと決めたのです
Daha bağımlı oldukça daha da sorumluluk hissettikçe daha az senin huzuruna gidebildim.Cuanto más conectado estoy, más responsable me siento, menos soy capaz de irme de tu presencia.
Daha bağımlı oldukça daha da sorumluluk hissettikçe daha az senin huzuruna gidebildim.Im bardziej połączony i odpowiedzialny się czuję, tym mniej potrafię zapomnieć się przy tobie.
Daha bağımlı oldukça daha da sorumluluk hissettikçe daha az senin huzuruna gidebildim.Jo mere forbundet jeg blev, jo mere ansvar følte jeg, jo mindre var jeg i stand til at give slip i dit nærvær.
Daha bağımlı oldukça daha da sorumluluk hissettikçe daha az senin huzuruna gidebildim.Ju mer bunden jag blev, ju mer ansvarig och mindre fri blev jag i din närvaro.
Daha bağımlı oldukça daha da sorumluluk hissettikçe daha az senin huzuruna gidebildim.더 깊게 연결될수록, 더 책임감을 느끼게 됩니다. 상대방의 존재를 놓을 수 있는 기회도 줄어들게 되죠.
Daha bağımlı oldukça daha da sorumluluk hissettikçe daha az senin huzuruna gidebildim.Plus j'étais connecté, plus je me sentais responsable, moins j'arrivais à me détendre en ta présence.