Ama bu seferkinin nefesi ve kalp atışı var, ve çok organik hissettiriyor.Но този, този диша и има пулс ( има сърдечна дейност) , и усещането е много органично.
Ama bu seferkinin nefesi ve kalp atışı var, ve çok organik hissettiriyor.אבל זו, יש לה נשימה ודופק. והיא מרגישה אורגנית.
Ama bu seferkinin nefesi ve kalp atışı var, ve çok organik hissettiriyor.ولكن هذه المرة انه يتنفس .. وله نبضات قلب انه حيوي جدا
Ama bu seferkinin nefesi ve kalp atışı var, ve çok organik hissettiriyor.とても有機的に感じられます (笑)
Ama bu teselli ödülü gibi hissettirdi bize.Aber es fühlte sich an wie ein Trostpreis.
Ama bu teselli ödülü gibi hissettirdi bize.Ale to bylo jako cena útěchy.
Ama bu teselli ödülü gibi hissettirdi bize.Dar a părut ca un premiu de consolare.
Ama bu teselli ödülü gibi hissettirdi bize.Dla nas były to nagrody pocieszenia.
Ama bu teselli ödülü gibi hissettirdi bize.하지만 그건 모두 바보같은 상이라는 느낌이 들었어요.
Ama bu teselli ödülü gibi hissettirdi bize.Ma erano premi di consolazione.
Ama bu teselli ödülü gibi hissettirdi bize.Mais c'était comme des médailles en chocolat.
Ama bu teselli ödülü gibi hissettirdi bize.Mas dava a sensação de prémio de consolação.
Ama bu teselli ödülü gibi hissettirdi bize.Men det føltes som en snydepris.
Ama bu teselli ödülü gibi hissettirdi bize.Nhưng dường như chỉ là giải thưởng vô nghĩa.
Ama bu teselli ödülü gibi hissettirdi bize.Ons ontwerp won vele prijzen. Het voelde echter aan als een poedelprijs.
Ama bu teselli ödülü gibi hissettirdi bize.Pero los sentía como un premio de consolación.
Ama bu teselli ödülü gibi hissettirdi bize.Αλλά νιώσαμε σαν να κερδίσαμε το βραβείο του χαμένου.
Ama bu teselli ödülü gibi hissettirdi bize.Но това като че ли бяха награди за наивници.
Ama bu teselli ödülü gibi hissettirdi bize.אבל זה הרגיש כמו פרס ניחומים.
Ama bu teselli ödülü gibi hissettirdi bize.لكن شعرت كأنها جائزة المغفل.
Ama bu teselli ödülü gibi hissettirdi bize.私たちは美しいものを作って 世界を より良い場所にしたかったのに
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur하지만 때때로 우리가 느끼는 것 처럼,
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur -- ne dediğimi anlıyorsunuz?Ale cítime, že hoci je doba, keď mnohí z nás -- viete, o čom hovorím...
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur -- ne dediğimi anlıyorsunuz?Ale mamy wrażenie, że są chwile kiedy wielu z nas ... - wiecie o czym mówię?
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur -- ne dediğimi anlıyorsunuz?Dar simțim ca și cum sunt momente când mulți dintre noi - știți ce vreau să spun?
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur -- ne dediğimi anlıyorsunuz?De úgy érezzük, mintha lennének olyan időszakok amikor sokunk -- értik a dumát?
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur -- ne dediğimi anlıyorsunuz?Doch empfinden wir gewisse Momente, wenn viele von uns - versteht ihr?
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur -- ne dediğimi anlıyorsunuz?Maar we voelen dat er tijden zijn wanneer velen van ons -- weet je wel?
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur -- ne dediğimi anlıyorsunuz?Mais nous avons l'impression qu'il y a des fois où beaucoup d'entre nous -- vous voyez c' que j'veux dire ?
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur -- ne dediğimi anlıyorsunuz?Máme však pocit, jako by byly případy, kdy mnoho z nás - chápete vo co tu de?
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur -- ne dediğimi anlıyorsunuz?Ma sentiamo che ci sono momenti in cui molti di noi -- sapete cosa voglio dire?
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur -- ne dediğimi anlıyorsunuz?Pero sentimos que hay ocasiones cuando muchos de nosotros —¿saben de lo que hablo?—
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur -- ne dediğimi anlıyorsunuz?Tapi kita merasa ada saat-saat ketika banyak dari kita - Anda tahu apa yang saya katakan?
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur -- ne dediğimi anlıyorsunuz?Αλλά αισθανόμαστε σα να υπάρχουν φορές όταν πολλοί από εμάς -- καταλαβαίνετε;
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur -- ne dediğimi anlıyorsunuz?Але ми відчуваємо все-таки, що існує час, коли багато з нас - ви знаєте, про що я кажу?
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur -- ne dediğimi anlıyorsunuz?Но мы чувствуем, будто бывают времена, когда многие из нас — знаете, о чём я?
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur -- ne dediğimi anlıyorsunuz?Но ние се чувстваме, като че ли понякога когато много от нас -- знаете какво имам предвид, нали?
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olurאבל אנחנו מרגישים כאילו יש זמנים
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olurولكننا نشعر كما لو كانت هناك أوقات
Ama çoğumuzun hissettiği bazı zamanlar olur私たちのほとんどが- 言っていることが分かりますか?
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Aber als ich einen Schritt zurück nahm, verspürte ich mich genau in dem kalten Auge eines riesigen Sturms.
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Ale když jsem se podívala s odstupem, cítila jsem se být v studeném, tvrdém centru dokonalé bouře.
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Ale keď som sa na to opäť pozrela, cítila som sa ako v mrazivom strede dokonalej búrky.
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Ám amikor hátrébb léptem, egy igazi vihar kellős közepén találtam magam.
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Dar când am făcut un pas înapoi m-am simţit în mijlocul înghețat al unei furtuni perfecte.
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Entonces al dar un paso atrás, me sentí en el centro duro y frío de una verdadera tormenta.
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.제가 그만둘때 쯤, 저는 제 자신이 아주 춥고, 고난스러운
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Ma facendo un passo indietro, mi sono sentita nel cuore di una tempesta perfetta.
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Mais quand j'ai pris du recul, Je me suis sentie au centre froid, et dur d'une tempête parfaite.
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Mas quando dei um passo atrás, senti-me no centro frio e duro de uma tempestade perfeita.
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Men när jag tog ett steg tillbaka, upplevde jag mig vara i stormens öga i en perfekt storm.
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Mutta ottaessani etäisyyttä tunsin olevani kylmässä, kovassa pyörremyrskyn ytimessä.
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Nhưng khi tôi lùi bước tôi thấy mình ở trung tâm lạnh lẽo và khắc nghiệt của một cơn bão lớn.
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Toen ik een stap terugzette, voelde het alsof ik in het koude, harde centrum zat van een perfecte storm.
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Αλλά όταν έκανα ένα βήμα πίσω, Βρήκα τον εαυτό μου στο κρύο, σκληρό μάτι του κυκλώνα.
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Когда я отошла в сторону, я почувствовала себя в центре идеального шторма, холодного и жестокого.
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Коли я ступила крок назад, я відчула, що перебуваю у холодному, гнітючому епіцентрі "ідеального шторму".
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Но когато отстъпих назад, се почувствах в студения, жесток център на една перфектна буря.
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.אך כשצעדתי צעד לאחור, הרגשתי את עצמי בקור העז
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.و لكن عندما عدت للوراء، أحسست بنفسي في المركز البارد والقاسي