Chris'in kalbi o kadar boş ve hasarlı hissetti ki o tamir edilemedi.Chris' heart felt so empty and damaged that it couldn't be repaired.
Alice yüreğinde erimiş katı bir şey hissetti.Alice felt something hard melt in her heart.
O kadar uykulu hissettim ki gözlerimi zorlukla açık tutabildim.I felt so sleepy that I could hardly keep my eyes open.
Dünyanın hareket ettiğini hissettin mi?Did you feel the earth move?
Partide huzursuz hissettiğini duydum.I hear that you felt ill at ease at the party.
Nasıl hissettiğini tam olarak biliyorum.I know exactly how you feel.
O sofistike insanlar arasında kendimi tamamen rahatsız hissettim.I felt utterly out of place among those sophisticated people.
Kendimi aniden kötü hissettiğim sırada, iki saattir çalışıyordum.I had been working for two hours when I suddenly felt sick.
Mike "ben nasıl hissettiğinizi anlıyorum, Hiroshi" diyor."I understand how you feel, Hiroshi," says Mike.
Omzumda şiddetli bir ağrı hissettim.I felt a severe pain on the shoulder.
Söylemek istediğim her şeyi söyledikten sonra oldukça rahatlamış hissettim.I felt quite relieved after I had said all I wanted to say.
Bu sabah depremi hissettin mi?Did you feel the earthquake this morning?
Bugün iliklerime kadar soğuğu hissettim.I feel chilled to the bone today.
Bugün dün hissettiğimden daha kötü hissediyorum.I feel worse today than I did yesterday.
Dün gece bir deprem hissettin mi?Did you feel an earthquake last night?
Çocuklar eve gelmediği zaman huzursuz hissetti.She felt uneasy when the children did not come home.
Yerin titrediğini hissettik.We felt the ground trembling.
Biz onun için sempati hissettik.We felt sympathy for her.
Kelimeler hissettiğim korkuyu anlatamaz.Words cannot describe the horror I felt.
Uçağım güvenle indiğinde rahatlamış hissettim.I felt relieved when my plane landed safely.
Ağlıyacak gibi hissettim.I felt like crying.
Bir deprem hissettiğimde, oyun oynuyordum.I was playing a game when I felt an earthquake.
Ben bunu yapmayı bir görev olarak hissettim.I felt it my duty to do so.
Planın mantıksız olduğunu hissettim.I felt that the plan was unwise.
Pahalı bir restoranda rahatsız hissettim.I felt out of place in the expensive restaurant.
Ben çok mutlu hissettim.I felt very happy.
Çok yoruldum ama iyi hissettim.I got very tired, but I felt good.
Havuzda yüzdükten sonra canlandığımı hissettim.I felt refreshed after a swim in the pool.
Davetsiz bir misafirmişim gibi hissettim.I felt as if I were an uninvited guest.
Ben karanlıkta lamba anahtarını hissettim.I felt for the light switch in the dark.
Midemde keskin bir ağrı hissettim.I felt a sharp pain in the stomach.
Ayağıma bir şey dokunduğunu hissettim.I felt something touch my foot.
Sırtımda hareket eden bir şey hissettim.I felt something moving on my back.
Evin içinde bir şeyin dolaştığını hissettim.I felt something move in the house.
Sanki yüzümün yandığını hissettim.I felt as if my face were on fire.
Yüzümde soğuk bir rüzgar hissettim.I felt a cold wind on my face.
Yan tarafımda ani bir ağrı hissettim.I felt a sudden pain in my side.
Kendimi yalnız hissettim.I felt lonely.
Ne hissettiğimi söyleyebilmeyi gerekli buluyorum.I find it necessary to be able to say what I feel.
Ellerimin titrediğini hissettim.I felt my hands tremble.
Biraz korktuğumu hissettim.I felt a little scared.
Yerin sallandığını hissettim.I felt the floor shake.
Kalbimin şiddetle çarptığını hissettimI felt my heart beat violently.
Başkan olarak uzun yıllar geçirdim, zamanın geldiğini hissettiğim için istifa ettim.I've spent so many years as chairman that I feel it's time I stepped down.
Aniden midemde keskin bir ağrı hissettim.I felt a sharp pain in my stomach all of a sudden.
Ona sataşma hakkında kötü hissettim.I felt bad about picking on him.
O çığlık attığında hissettiğim korkuyu hatırlıyorum.I remember the horror I felt when she screamed.
Kendimi ona doğru çekilmiş hissettim.I felt drawn toward her.
Beni uçak tuttu ve kusacak gibi hissettim.I got airsick and felt like throwing up.
Babamın şirketinde her zaman huzursuz hissettim.I always felt ill at ease in my father's company.
Sınav bittiğinde mutlu hissettik.We felt happy when the examination was over.
İlk başta onunla konuşmak için kendimi biraz fazla utangaç hissettim.At first I felt a bit too shy to speak to her.
Kalbimin hızla çarptığını hissettim.I felt my heart beating rapidly.
Yeni ortamlarda huzursuz hissettim.He felt ill at ease in the new surroundings.
Bir bardak su seni daha iyi hissettirecek.A glass of water will make you feel better.
Gerçeği söylemek gerekirse, kendimi yalnız hissettim.To tell the truth, I felt lonely.
O, hasta hissettiği için okuldan dönüşte evde kaldı.Feeling sick, he stayed home from school.
Hasta hissettiği için yatakta kaldı.Feeling sick, he stayed in bed.
Yıkandım ve çok daha iyi hissettim.I washed myself and felt much better.
Yüksek sesle bağırmak için bir dürtü hissettim.I felt an impulse to cry out loud.