Tom Mary'nin nasıl hissettiğini tam olarak biliyordu.Tom knew exactly how Mary felt.
Ona yardım ettikten sonra kirli hissettim.I felt dirty after helping him.
İkimiz arasında büyüyen bir gerginlik hissettim.I felt the tension grow between us.
Dizlerimde halsizlik hissettim.I felt weak in the knees.
Bütün hayatım boyunca sana şimdi hissettiğimden daha yakın hiç hissetmedim.I've never felt closer to you in my entire life than I do right now.
Siz bütün insanlar Tom'un nasıl hissettiğini anlamalılar.You of all people should understand how Tom feels.
Tom onu yapmak istemiyordu ama bir seçeneği olmadığını hissetti.Tom didn't want to do that, but he felt he had no choice.
Tom sırtından aşağı inen bir ürperti hissetti.Tom felt a chill go down his back.
Tom omurgasına giden bir ürperti hissetti.Tom felt a chill go up his spine.
Tom bir şey söylemek zorunda hissetti.Tom felt compelled to say something.
Tom konuşmak zorunda hissetti.Tom felt compelled to speak.
Tom yarışı kazanmak için hiç şansı olmadığını hissetti.Tom felt he had no chance to win the race.
Tom Mary'ye bir açıklama borçlu olduğunu hissetti.Tom felt he owed Mary an explanation.
Tom gerçeği Mary'ye borçlu hissetti.Tom felt he owed Mary the truth.
Tom yardım etmek zorunda hissetti.Tom felt obligated to help.
Tom oldukça yabancı hissetti.Tom felt terribly out of place.
Tom itiraf etme dürtüsü hissetti.Tom felt the urge to confess.
Tom bütün gün çalıştıktan sonra yorgun hissetti.Tom felt tired after working all day.
Tom olan konusunda çok suçlu hissetti.Tom felt very guilty about what happened.
Tom Mary'nin nasıl hissettiğini tam olarak biliyor.Tom knows precisely how Mary feels.
Tom, John ve Mary arasında bir gerginlik hissetti.Tom sensed a tension between John and Mary.
Tom Mary'nin mutlu olmadığını hissetti.Tom sensed that Mary wasn't happy.
Tom aniden çok rahatsız hissetti.Tom suddenly felt very uncomfortable.
"Gerçekten nasıl hissettiğini biliyorum." " Hayır, bilmiyorsun!""I know how you really feel." "No, you don't!"
O, yanakları yanıyormuş gibi hissetti.She felt as if her cheeks were on fire.
Boston şimdiye kadar evimdeymişim gibi hissettiğim tek yerdir.Boston is the only place where I've ever felt at home.
Nasıl hissettiğimi gerçekten anlamıyorsun.You don't really understand how I feel.
O beni öptüğünde bir ürpertinin omurgamdan aşağı indiğini hissettim.When he kissed me, I felt a shiver run down my spine.
Sonradan kötü hissettim.I felt bad afterwards.
Tom'un iyi hissettiğini umuyorum.I hope Tom is feeling OK.
Tom dışlandığını hissetti.Tom felt excluded.
Patlamayı görmedim sadece hissettim.I didn't see the explosion. I just felt it.
Tom nasıl hissettiğini Mary'ye söylemeye çalıştı.Tom tried to tell Mary how he felt.
Tom'un aynı şekilde hissettiğini sanmıyorum.I don't think Tom feels the same way.
Tom senin onun hakkında nasıl hissettiğini biliyor mu?Does Tom know how you feel about him?
Daha önce bir kez sadece bu şekilde hissettim.I've only felt this way once before.
Mary sevgilisi ilişkiyi bitirdiğinde reddedildiğini hissetti.Mary felt rejected when her boyfriend broke up with her.
Tom biraz midesi bulanmış hissetti.Tom felt a little nauseated.
Tom'a nasıl hissettiğini söyle.Tell Tom how you feel.
Onun nasıl hissettiğini biliyor musun?Do you know how that feels?
O olduğunda nasıl hissettin?How did it feel when it happened?
Tom patronunun korkutucu davranışından morali bozulmuş hissetti.Tom felt demoralised by his boss's intimidating behaviour.
Yorgun hissettiğinde bir banyodan daha iyi bir şey yoktur.When you feel tired, there's nothing better than a bath.
Tom diğer çocuklardan farklı hissetti.Tom felt different from the other children.
Tamamen mutlu hissettim.I felt completely happy.
Tom kendini tamamen aşağılanmış hissetti.Tom felt utterly humiliated.
Tom bütün gün mısır ekiminde çalıştıktan sonra yorgun hissetti.Tom felt tired after working all day planting corn.
Tom bir şeyin olmak üzere olduğunu hissetti.Tom felt that something was about to happen.
Tom omuzunda Mary'nin elini hissetti.Tom felt Mary's hand on his shoulder.
Tom incindiğini hissetti.Tom felt hurt.
Tom kalbinin daha hızlı attığını hissetti.Tom felt his heart beating faster.
Tom görevini yaptığını hissetti.Tom felt he had done his duty.
Tom göğüsünde keskin bir ağrı hissetti.Tom felt a sharp pain in his chest.
Tom benim hissettiğim gibi aynı şekilde hissediyor.Tom feels the same way as I do.
Tom'un nasıl hissettiğini anlamaya çalışmalısın.You must try to understand how Tom feels.
Tom'un nasıl hissettiğini anlamaya çalışman gerekir.You need to try to understand how Tom feels.
Tom'un nasıl hissettiğini düşünüyorsun?How do you think Tom feels?
Tom'a iyi hissettiğimi söyle.Tell Tom I feel fine.
Git Tom'a nasıl hissettiğini söyle.Go tell Tom how you feel.
Nasıl hissettiğimi sana söyleyeyim.Let me tell you how I feel.