hissetmiş ile cümle
hissetmiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Doktorun yardımcısına gittim ve ne olduğunu, neden kendimi böyle suçlu hissetmiş olabileceğimi sordum.وتوجهت نحو نائبه فسألته، "ما الذي يحدث؟ من أين جاءت رحلة الشعور بالذنب هذه؟"
Doktorun yardımcısına gittim ve ne olduğunu, neden kendimi böyle suçlu hissetmiş olabileceğimi sordum.「この罪悪感はどこから沸いてくるのか?」 彼らは既に2人にこの治療を施しており 論文を書くのに
DuPont'taki kimyager bir ürünün ömrünü bilerek azaltma konusunda nasıl hissetmiştir?Jak se asi chemici z duPont cítí, když cíleně snižují životnost produktu.
DuPont'taki kimyager bir ürünün ömrünü bilerek azaltma konusunda nasıl hissetmiştir?Πώς όπως αισθάνονταν οι χημικοί της DuPont μειώνοντας εσκεμμένα το χρόνο ζωής ενός προϊόντος;
En son olduğunu konusunda tartışabiliriz bunu Housman ve Churchill de hissetmiştiComunque, capita più o meno una volta ogni secolo.
En son olduğunu konusunda tartışabiliriz bunu Housman ve Churchill de hissetmiştiD'ailleurs, cela se produit environ une fois par siècle.
En son olduğunu konusunda tartışabiliriz bunu Housman ve Churchill de hissetmişti마지막으로 벌어졌던 시점에 대해 이견이 있을 수도 있지만 그것은 하우스만과 처칠이 같이 느꼈던 때입니다
En son olduğunu konusunda tartışabiliriz bunu Housman ve Churchill de hissetmiştiMimochodem se to stává přibližně jednou za století.
En son olduğunu konusunda tartışabiliriz bunu Housman ve Churchill de hissetmiştiPor cierto que esto ocurre una vez cada siglo.
En son olduğunu konusunda tartışabiliriz bunu Housman ve Churchill de hissetmiştiΊσως υποστηρίξετε ότι η τελευταία φορά που συνέβη
En son olduğunu konusunda tartışabiliriz bunu Housman ve Churchill de hissetmiştiМежду другото, това се случва поне веднъж, всеки век.
En son olduğunu konusunda tartışabiliriz bunu Housman ve Churchill de hissetmiştiאפשר להגיד שבפעם האחרונה שזה קרה, וזה מה שהאוסמן וצ'רצ'יל הרגישו גם,
En son olduğunu konusunda tartışabiliriz bunu Housman ve Churchill de hissetmiştiقد تقولون بأن آخر مرة حدث ذلك -- وهذا ما أحس به هاوسمان قادما وما أحس به تشرشل كذلك --
En son olduğunu konusunda tartışabiliriz bunu Housman ve Churchill de hissetmiştiチャーチルやハウスマンも予期していたように 権力が以前の列強たち
Etraftaki herkesin hamileliğimle ilgilendiğini doğuma kadar her aşamayla meşgul olduklarını hissetmiştim.Am simţit că toată lumea participa la sarcină, în jurul meu, chiar până la naştere.
Etraftaki herkesin hamileliğimle ilgilendiğini doğuma kadar her aşamayla meşgul olduklarını hissetmiştim.Bilo je, kakor da prav vsi sodelujejo pri moji nosečnosti, in jo spremljajo vse do poroda.
Etraftaki herkesin hamileliğimle ilgilendiğini doğuma kadar her aşamayla meşgul olduklarını hissetmiştim.Cítila jsem, jak každého zajímá moje těhotenství, každého kolem mě, všichni se ptali na termín.
Etraftaki herkesin hamileliğimle ilgilendiğini doğuma kadar her aşamayla meşgul olduklarını hissetmiştim.Cítila som, že všetci okolo mňa sa nejako zúčastňujú môjho tehotenstva, až po deň pôrodu.
Etraftaki herkesin hamileliğimle ilgilendiğini doğuma kadar her aşamayla meşgul olduklarını hissetmiştim.Czułam się jakby wszyscy wokół mnie brali udział w mojej ciąży, śledząc ją aż do samego terminu.
Etraftaki herkesin hamileliğimle ilgilendiğini doğuma kadar her aşamayla meşgul olduklarını hissetmiştim.저는 실제 출산일이 다가올 때까지 제 주변의 모든 사람들이 제 임신을 함께하고 있다고 느꼈습니다.
Etraftaki herkesin hamileliğimle ilgilendiğini doğuma kadar her aşamayla meşgul olduklarını hissetmiştim.la suivant jusqu'au jour J.
Etraftaki herkesin hamileliğimle ilgilendiğini doğuma kadar her aşamayla meşgul olduklarını hissetmiştim.Saya merasa semua orang peduli pada kehamilan saya, semua orang mengikutinya sampai hari kelahiran.
Etraftaki herkesin hamileliğimle ilgilendiğini doğuma kadar her aşamayla meşgul olduklarını hissetmiştim.Senti que toda a gente à minha volta, participava na minha gravidez, seguindo-a até à data do parto.
Etraftaki herkesin hamileliğimle ilgilendiğini doğuma kadar her aşamayla meşgul olduklarını hissetmiştim.Úgy éreztem, hogy mindannyian részesei az én terhességemnek azzal, hogy számontartják, mikorra várom a babát.
Etraftaki herkesin hamileliğimle ilgilendiğini doğuma kadar her aşamayla meşgul olduklarını hissetmiştim.Ένιωθα πως όλοι πήραν μέρος στην εγκυμοσύνη μου, όλοι γύρω μου, βοηθώντας με ως την ημερομηνία της γέννησης.
Etraftaki herkesin hamileliğimle ilgilendiğini doğuma kadar her aşamayla meşgul olduklarını hissetmiştim.Здавалося, всі навколо з такою участю ставилися до мого положення, вираховуючи дні до можливої дати пологів.
Etraftaki herkesin hamileliğimle ilgilendiğini doğuma kadar her aşamayla meşgul olduklarını hissetmiştim.Чувствах, че всички участваха в бременността ми, всички около мен, проследяваха я до датата на раждането.
Etraftaki herkesin hamileliğimle ilgilendiğini doğuma kadar her aşamayla meşgul olduklarını hissetmiştim.הרגשתי שכולם סביבי השתתפו בהריון שלי, ועקבו וספרו את הימים עד למועד הלידה.
Etraftaki herkesin hamileliğimle ilgilendiğini doğuma kadar her aşamayla meşgul olduklarını hissetmiştim.وشعرت ان الجميع كان يشاركني في حملي .. وكان الجميع يعد معي الايام حتى يوم وضعي المتوقع
Etraftaki herkesin hamileliğimle ilgilendiğini doğuma kadar her aşamayla meşgul olduklarını hissetmiştim.予定日が近づいてくると 自分を 慈愛の未来を乗せた船のように感じたのです
Her zamanki endişelerinin içinden yükseldiğini hissetmiş, "bunu kaybedeceğim", diye düşünmüş,Começa a sentir a velha ansiedade a crescer nele como "vou perder isto,
Her zamanki endişelerinin içinden yükseldiğini hissetmiş, "bunu kaybedeceğim", diye düşünmüş,Αρχίζει λοιπόν να νιώθει όλο αυτό το άγχος να φουσκώνει μέσα του του τύπου "πάει χάθηκε" ας πούμε,
Her zamanki endişelerinin içinden yükseldiğini hissetmiş,Dan Tom mulai merasa gelisah
Her zamanki endişelerinin içinden yükseldiğini hissetmiş,De welbekende spanning nam weer bezit van hem:
Her zamanki endişelerinin içinden yükseldiğini hissetmiş,És feléled benne az ismerős aggodalom:
Her zamanki endişelerinin içinden yükseldiğini hissetmiş,Han begynder at føle al den gamle angst begynde at vokse i ham
Her zamanki endişelerinin içinden yükseldiğini hissetmiş,Han känner hur ångesten stiger.
Her zamanki endişelerinin içinden yükseldiğini hissetmiş,Incepe sa simta toata acea veche anxietate crescand in interior
Her zamanki endişelerinin içinden yükseldiğini hissetmiş,Joten hän alkaa tuntea sen vanhan ahdistuksen nousevan sisällään tyyliin:
Her zamanki endişelerinin içinden yükseldiğini hissetmiş,그는 그때 마음속에서 또 불안감이 올라 오는 것을 느끼며
Her zamanki endişelerinin içinden yükseldiğini hissetmiş,Zaczyna czuć jak ten dawny niepokój zbiera się w nim,
Her zamanki endişelerinin içinden yükseldiğini hissetmiş,И он как обычно начинает волноваться:
Her zamanki endişelerinin içinden yükseldiğini hissetmiş,І він відчуває, що в ньому прокидається вже забута тривога:
Her zamanki endişelerinin içinden yükseldiğini hissetmiş,והוא מתחיל להרגיש אותה חרדה נושנה מתחילה לעלות בו,
Her zamanki endişelerinin içinden yükseldiğini hissetmiş,ولذا يشعر بكل القلق القديم يدب فيه
Her zamanki endişelerinin içinden yükseldiğini hissetmiş,"これを逃して-"
Her zaman şunu hissetmişimdir:그리고 전 항상 만약에
Her zaman şunu hissetmişimdir:תמיד חשתי שאם
Her zaman şunu hissetmişimdir:ودائماً ما أحسست
Her zaman şunu hissetmişimdir:もし 私の患者が ありもしない
Hindistan'da o, her zaman çok şey hakkında bakım sıcak ve çok gayretsiz hissetmişti.Di India ia selalu merasa panas dan terlalu lesu untuk peduli tentang apa pun.
Hindistan'da o, her zaman çok şey hakkında bakım sıcak ve çok gayretsiz hissetmişti.En Inde, elle avait toujours senti chaud et trop alanguie aux soins beaucoup plus de rien.
Hindistan'da o, her zaman çok şey hakkında bakım sıcak ve çok gayretsiz hissetmişti.En la India se había sentido siempre muy caliente y lánguida a la atención tanto de nada.
Hindistan'da o, her zaman çok şey hakkında bakım sıcak ve çok gayretsiz hissetmişti.I Indien hade hon alltid känt varmt och för slappa för att bryr sig mycket om någonting.
Hindistan'da o, her zaman çok şey hakkında bakım sıcak ve çok gayretsiz hissetmişti.I Indien havde hun altid følt varmt og alt for sløv til at passe meget om noget.
Hindistan'da o, her zaman çok şey hakkında bakım sıcak ve çok gayretsiz hissetmişti.Indiában ő mindig úgy érezte, forró és túl bágyadt gondoskodni sokat semmit.
Hindistan'da o, her zaman çok şey hakkında bakım sıcak ve çok gayretsiz hissetmişti.În India, ea a avut întotdeauna simţit cald şi prea apatic pentru multa grija de nimic.
Hindistan'da o, her zaman çok şey hakkında bakım sıcak ve çok gayretsiz hissetmişti.In India had ze altijd het gevoel warm en te loom om veel schelen.
Hindistan'da o, her zaman çok şey hakkında bakım sıcak ve çok gayretsiz hissetmişti.In India si era sempre sentita caldo e troppo languida per la cura molto di niente.
Hindistan'da o, her zaman çok şey hakkında bakım sıcak ve çok gayretsiz hissetmişti.In Indien hatte sie immer das Gefühl, heiß und zu träge, um viel kümmern uns um alles.