Nasıl hissettiğimi hiç kimse anlamıyor.No one understands how I feel.
O başka bir yerde yaşıyor ve dahası, onu görmek istiyor gibi hissetmiyorum.He lives elsewhere and, moreover, I don't feel like seeing him.
Kendimi iyi hissetmediğim için pikniğe gitmiyorum.I am not going to the picnic, because I don't feel well.
Tom bacağına tırmanan bir şey hissetti.Tom felt something crawling up his leg.
O anda dünya ile tam bir uyum içinde olduğumu hissettim.At that moment, I felt in complete harmony with the world.
Şu anda kendimi kimseyle konuşur gibi hissetmiyorum.I don't feel like talking to anyone right now.
Tom barda kendini yalnız hissetti.Tom felt alone in the bar.
Neredeyse kendimi onun için kötü hissettim.I almost felt bad for him.
Ben şaşırdım ve kendimi aptal hissettim.I was confused and I felt stupid.
Tom'un nasıl hissettiğini düşünebiliyor musun?Can you imagine how Tom feels?
Tom'un çekimine kapılmış hissettim.I felt attracted to Tom.
Ben onu hissettim.I felt that.
Kendimi hiç iyi hissetmiyorum.I don't feel well at all.
Bu beni canlı hissettiriyor.It makes me feel alive.
Kötü hissetmemelisin.You shouldn't feel bad.
Kendimi özgür hissetmiyorum!I do not feel free!
Tom onun hakkında nasıl hissetti?How did Tom feel about that?
Nasıl hissettiğimi biliyor musun?Do you know how I feel?
O doğumundan beri yaşadığı en kutsal sevinci hissetti.He felt the most heavenly joy that he had experienced since birth.
Tom olanlar hakkında çok kötü hissetti.Tom felt very bad about what had happened.
Senin hakkında nasıl hissettiğimi biliyorsun.You know how I feel about you.
Onu hissettin mi?Did you feel that?
Ben suçlu ve üzgün hissettim.I felt guilty and sad.
Tom'un Mary'nin nasıl hissettiği hakkında hiç bir fikri yoktu.Tom had no idea how Mary was feeling.
Tom, Mary'ye bir açıklama borçlu olduğunu hissetti.Tom felt that he owed Mary an explanation.
Tom beni genç hissettiriyor.Tom makes me feel young.
Sanırım senin hakkında ne hissettiğimi biliyorsun.I think you know how I feel about you.
Tom iyi hissetmiyor gibi görünüyor.Tom looks like he doesn't feel well.
Tom iyi hissetmiyor olabilir.Tom may not be feeling well.
Tom çok iyi hissetmiyor gibi görünüyordu.Tom looked like he wasn't feeling very well.
Tom bizi evimizde gibi hissettirdi.Tom made us feel welcome.
Tom aynı şekilde hissetti.Tom felt the same way.
Arandığını hissetmek güzel.It's nice to feel wanted.
Tom yürüyüş yapıyor gibi hissetti.Tom felt like taking a walk.
Tom telefonun titrediğini hissetti.Tom felt his phone vibrate.
Tom bizi tatsız hissettirdi.Tom made us feel unwelcome.
Tom dışlanmış gibi hissetmeyi sevmiyor.Tom doesn't like to feel left out.
Artık öyle hissetmiyorum.I don't feel that way anymore.
Kalbimin hızlandığını hissettim.I felt my heart quicken.
Bu beni kötü hissettirdi.It made me feel bad.
O daha iyi hissettiriyor mu?Does that feel better?
Tom bizim hissettiğimiz aynı şekilde hissetmiyor.Tom doesn't feel the same way we do.
Tom mahcup hissetti.Tom felt embarrassed.
Tom, kalbinin daha hızlı çarptığını hissetti.Tom felt his heart beat faster.
Tom ne hissettiğimi bilmiyor.Tom doesn't know how I feel.
Nasıl hissettiğini sorabilir miyim?Am I allowed to ask how you feel?
Bu güzel hissettiriyor mu?Does that feel good?
Tom sadece bizi suçlu hissettirmeye çalışıyor.Tom is just trying to make us feel guilty.
Tom kendini evindeymiş gibi hissetti.Tom made himself at home.
Tom, Mary'yi beklemesi gerektiğini hissetmedi.Tom didn't feel he needed to wait for Mary.
Bu beni üzgün hissettiriyor.It makes me feel sad.
Tom bugün çok daha iyi hissettiğini söylüyor.Tom says he's feeling a lot better today.
Tom hiç iyi hissetmiyor.Tom isn't feeling at all well.
Tom Mary'ye davranma tarzı hakkında suçlu hissetti.Tom felt guilty about the way he'd treated Mary.
Tom herkese rahat hissettirdi.Tom made everybody feel at ease.
Tom benim hissettiğim şekilde üşüdüğünü hissediyor gibi görünmüyor.Tom never seems to feel the cold the way I do.
Tom bugün daha iyi hissettiğini söylüyor.Tom says he's feeling better today.
Mary kendini yeterince akıllı hissetmiyor.Mary doesn't feel herself smart enough.
Tom biraz yorgun hissettiğini söylüyor.Tom says he's feeling kind of tired.
Mary yeterince akıllı gibi hissetmiyor.Mary doesn't feel like she's smart enough.