Arkadaşlarıma ve aileme daha yakın olduğumu hissediyorum.أشعر بأنني أصبحت أقرب لأصدقائي وعائلتي.
Arkadaşlarıma ve aileme daha yakın olduğumu hissediyorum.「自分自身がよくわかるようになり 本当の自分を知った」
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.Asi cítím -- jako by mě nutil.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.Azt hiszem úgy érzem -- kényszerítve vagyok.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.C'est ce que je ressens -- je suis comme forcé.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.Cred că simt asta - mă simt constrâns.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.Ich denke, ich fühle dieses -- Ich bin verpflichtet.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.Ik heb het gevoel dat ik word gedwongen.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.Jeg føler vel -- jeg bliver tiltrukket.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.전 아무래도 그걸 따르는 것 같습니다
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.Supongo que siento esta... estoy obligado.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.Tältä minusta joskus tuntuu.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.Tôi đoán là tôi cảm thấy điều này -- tôi bị thúc bách.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.To zobowiązuje.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.Υποθέτω πως αισθάνομαι... υποχρεωμένος.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.Изглежда чуствам това -- принуден съм.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.И я это ощущаю - он меня заставляет.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.אני מניח שאני מרגיש כך -- אני מחוייב
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.اعتقد انني اشعر انى -- أنا مجبر.
Aşağı yukarı böyle hissettiriyor. Kendimi mecbur hissediyorum.それから 「クソッ 今日は駄目だ 何も書けない」ということも (笑)
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.Aunque realmente mientras más tiempo paso viviendo allí, menos residente me siento.
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.D'ailleurs, effectivement, plus je vis ici plus je me sens étranger.
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.Dan semakin lama saya tinggal di Amerika saya sebenernya semakin merasa lebih asing.
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.De fapt, cu cât trăiesc mai mult acolo, cu atât mă simt mai străin.
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.Ehrlich gesagt, fühle ich mich dort umso fremder, je länger ich dort lebe.
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.Faktisk føler jeg mig mere som en fremmed, jo længere jeg bor der.
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.Igazából minél többet élek ott, annál idegenebbnek érzem magam.
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.Ik voel me hier hoe langer hoe meer een vreemdeling.
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.Im dłużej tu mieszkam, tym bardziej czuję się obcy.
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.In realtà più vivo là e più mi sento un alieno.
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.Jag känner mig faktiskt mer utländsk ju längre jag lever där.
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.거기에서 살면 살수록 더욱 이방인처럼 느껴집니다.
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.Na verdade, quanto mais tempo ali vivo, mais me sinto um alienígena.
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.Oikeastaan tunnen itseni sitä enemmän muukalaiseksi mitä kauemmin asun siellä.
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.Thực tế tôi cảm thấy càng ngoại quốc hơn khi tôi sống ở đó càng lâu.
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.Ειλικρινά, όσο περισσότερο ζω στο εδώ, τόσο πιο ξένος αισθάνομαι.
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.Власне, що довше я там жив, то більше ним почувався.
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.И всъщност с времето все повече и повече се чувствам като извънземно.
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.На самом деле чем дольше я жил там, тем больше чувствовал себя иностранцем.
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.בעצם אני מרגיש יותר נוכרי ככל שאני חי שם יותר.
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.وبالفعل، يزداد شعوري بالغربة كلما طالت فترة بقائي هناك.
Aslında orada yaşadıkça kendimi daha yabancı hissediyorum.(笑)
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""Czuję w sobie tyle mojego ojca, że nie ma już miejsca dla mnie".
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""Édesapám annyira bennem él, úgy érzem, magamnak nem maradt hely."
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""Ich fühle so viel von meinem Vater in mir leben, dass mir selbst gar kein Platz mehr bleibt."
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""Ik voel de aanwezigheid van mijn vader zo sterk in mij, dat er geen plaats is voor mezelf."
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""Îl simt pe tata așa de mult în mine, încât nu mai e loc pentru mine."
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""Je sens tellement mon père vivant en moi qu'il n'y a même plus de place pour moi."
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""내 머릿 속에 아버지가 너무 커서 진짜 내가 들어설 공간이 없는 것 같다."
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""Sento mio padre così vivo dentro in me che non c'è più spazio per me."
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""Siento tanto de mi padre vivo en mí que ni siquiera hay espacio para mí misma."
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""Sinto tanto do meu pai ainda vivo em mim que nem há espaço para mim".
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""Αισθάνομαι τόσο ζωντανό τον πατέρα μου μέσα μου που δεν υπάρχει καν χώρος για μένα".
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""Чувствам толкова много от баща ми жив в мен, че дори няма място за мен."
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor."Я чувствую, что во мне живет столько много отца, что нет даже места для меня."
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""אני מרגישה כל כך הרבה מאבא שלי חי בתוכי שאין אפילו מקום בשבילי".
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor.""أشعر أن كثير من والدي يعيش داخلي بحيث لا يوجد مكان لي".
"Babamı kendimde öylesine canlı hissediyorum ki, kendime yer bile kalmıyor."「とても寂しい」
Babam öldü insanlar, bunu biliyorum, ve bunu sakin hissediyorum.Ayahku membunuh orang, Anda tahu bahwa, dan Anda merasa begitu tenang.
Babam öldü insanlar, bunu biliyorum, ve bunu sakin hissediyorum.Cha tôi là giết chết mọi người, bạn biết rằng, và bạn cảm thấy bình tĩnh.