hissediyorlar ile cümle
hissediyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
13
HARF
5
HECE
6
ORT. KELİME
Onlar açlık hissediyorlar.They feel hungry.
Hem Tom hem de Mary onun hakkında aynı şeyi hissediyorlar.Tom and Mary both feel the same way about that.
Kadınlar erkeklerin genellikle çok karmaşık olduğunu hissediyorlar.Women feel that men are often very complicated.
Onlar iğrenç hissediyorlar.They feel nauseous.
Bence köpekler tıpkı insanlar gibi acı hissediyorlar.I think dogs feel pain just like people do.
Kuşkusuz kendilerini tehdit altında hissediyorlar.No doubt they feel threatened.
Sami ve iş arkadaşları kendilerini gerçekten bir aile gibi hissediyorlardı.Sami and his co-workers really felt like a family.
Bir müzisyen gibi hissediyorlar.They feel like a musician.
Bir başka deyişle, balıklar sezgili hayvanlar, elbette ki acıyı hissediyorlar.In other words, fish are sentient organisms, so of course they feel pain.
Değer verdikleri için yapmaları gerektiğini hissediyorlar.It's something they feel impelled to do because they care about it.
Ancak yine de, Mısırlıların acısını hissediyorlar.But they are still feeling the pain of the Egyptian.
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Let people do what they want to do. It makes them feel good."
Herkes sisteme dahil, ve kendilerini bankanın sahibi gibi hissediyorlar, çünkü parayı getiren onlar.Everybody joins in, and they feel they own the bank, because they have brought the money in.
Bu güçler tam olarak ne işler döndüğünü anlayamamış ve kendileri tehdit altında hissediyorlardı. .They weren't sure what was going on, and they were starting to feel threatened.
Sizce ne hissediyorlar?What do you think they're feeling?
Yönetilmiş hissediyorlar.He felt like they felt manipulated.
Görmediğiniz için şanslısınız. İnsanlar bunalmış hissediyorlar.People are feeling overwhelmed.
"Yalnızca iyi hissediyorlar, daha iyi düşünüyorlar."They're just feeling better, they're thinking better."
Şimdi büyüdükçe kendilerini orada mutlu hissediyorlar.Now they are growing up and feel good there.
İnsanlar Alex'in kelimelerimi okuduğunu duyduklarında bir kopukluk hissediyorlar mı?When people hear Alex speaking my words, do they experience a disconnect?
Kalplerinde mi hissediyorlar yoksa bu sadece beyinleri ile ilgili bir durum mu?Are they feeling it from their heart, or is it just a cerebral thing?
Yunanlılar değişimin gelmesinin uzun sürdüğünü hissediyorlar.Greeks feel that the change has been long in coming.
Kosova'nın orta kesimindeki Sırplar kendilerini ülkede daha güvende hissediyorlar.Serbs in central Kosovo say they feel safer in the country.
Eskiden aldıkları paraları alamadıkları için sinirliler ve kendilerini kısıtlanmış hissediyorlar."They are nervous and feel restricted because they can no longer obtain the money they are used to."
Dalıcılar, 40 yıldır köpekbalığı izine rastlanmaması nedeniyle kendilerini güvende hissediyorlardı.Divers had felt safe after 40 years of shark inactivity.
Uzaktan çığlıklar ve silah sesleri duymalarına rağmen üste kendilerini güvende hissediyorlardı.They felt secure at the base, although they heard screams and shots in the distance.
Paul Dessau gibi diğer sanatçılar biçemle ilgili ithamları çok açık bir şekilde hissediyorlardı.Andere Künstler wie Paul Dessau bekamen die Formalismusvorwürfe der Funktionäre weitaus deutlicher zu spüren.
Bir müzisyen gibi hissediyorlar.Das Werden eines Musikers.
İki genç de yaşadıkları için kendilerini çok şanslı hissediyorlardı.Beide waren schon als Junioren erfolgreich.
Bir müzisyen gibi hissediyorlar.Je le vois comme un musicien.
Bir müzisyen gibi hissediyorlar.Se destacó como músico.
Kendilerini mecbur hissediyorlardı.Y me sentí obligada.
Bir müzisyen gibi hissediyorlar.È un musicista.
Kendilerini mecbur hissediyorlardı.Mi si era imposta.
Bir müzisyen gibi hissediyorlar.Один из них музыкант.
Kendilerini mecbur hissediyorlardı.С ними приходилось считаться.
Bir müzisyen gibi hissediyorlar.Eu sou um músico.
Bir müzisyen gibi hissediyorlar.Bekend wordt hij echter als musicus.
İki genç de yaşadıkları için kendilerini çok şanslı hissediyorlardı.De twee mannen konden het ook persoonlijk goed met elkaar vinden.
Bir müzisyen gibi hissediyorlar.Zasłynął jako muzyk.
Kendilerini mecbur hissediyorlardı.Вони потребували уваги до себе.
Bir müzisyen gibi hissediyorlar.Působí také jako hudebník.
Bir müzisyen gibi hissediyorlar.Én ezt csinálom zenészként.
Bir müzisyen gibi hissediyorlar.Medvirker som musiker på samme.
İki genç de yaşadıkları için kendilerini çok şanslı hissediyorlardı.De ble trolovet mens de begge var svært unge.
Bir müzisyen gibi hissediyorlar.Anh còn là một nhạc sĩ.
Kendilerini mecbur hissediyorlardı.Tôi thấy họ cũng tự trọng.
Bir müzisyen gibi hissediyorlar.音楽家として参加。
Kendilerini mecbur hissediyorlardı.しかし彼らは気が付いていた。
Bir müzisyen gibi hissediyorlar.想成為一位音樂家。
Bir müzisyen gibi hissediyorlar.Тя е музикант.
Bir müzisyen gibi hissediyorlar.Mravčić kao glazbenik.
İki genç de yaşadıkları için kendilerini çok şanslı hissediyorlardı.Imali su još dva sina koji su bili veoma uspješni u životu.
Bir müzisyen gibi hissediyorlar.Znan je tudi kot glasbenik.
Ancak yine de, Mısırlıların acısını hissediyorlar.Aber sie fühlen trotzdem noch den Schmerz der Ägypter.
Ancak yine de, Mısırlıların acısını hissediyorlar.Ale stále cítia bolesť Egypťanov.
Ancak yine de, Mısırlıların acısını hissediyorlar.Dar tot simt durerea egiptenilor.
Ancak yine de, Mısırlıların acısını hissediyorlar.De ettől függetlenül is érzik az egyiptomiak fájdalmát.
Ancak yine de, Mısırlıların acısını hissediyorlar.하지만 여전히 그들은 이집트인의 고통을 느끼고 있습니다.
Ancak yine de, Mısırlıların acısını hissediyorlar.Maar toch voelen ze de pijn van de Egyptenaar.
İlgili Sayfalar