Öbür kuş nasıl hisseder sence?Comment penses-tu que l'autre se sent ?
Öbür kuş nasıl hisseder sence?¿Cómo crees que se siente el otro?
O içerikte, kabul edilebilir hissederiz.Aber innerhalb dieses Kontexts empfinden wir es als OK.
O içerikte, kabul edilebilir hissederiz.Ale w tym kontekście wydaje się w porządku.
O içerikte, kabul edilebilir hissederiz.Dans ce contexte, on pense que c'est acceptable.
O içerikte, kabul edilebilir hissederiz.En ese contexto, sentimos que está bien.
O içerikte, kabul edilebilir hissederiz.În acel context, ni se pare în regulă.
O içerikte, kabul edilebilir hissederiz.In die context vinden we het oké.
O içerikte, kabul edilebilir hissederiz.In questo contesto, pensiamo che vada bene.
O içerikte, kabul edilebilir hissederiz.이러한 문맥 안에서, 우리는 이것이 괜찮다고 느낍니다.
O içerikte, kabul edilebilir hissederiz.Mas, dentro deste contexto, parece-nos bem.
O içerikte, kabul edilebilir hissederiz.Trong bối cảnh ấy, chúng ta thấy ổn.
O içerikte, kabul edilebilir hissederiz.V tom kontextu cítíme, že je to v pořádku.
O içerikte, kabul edilebilir hissederiz.Μέσα σε αυτό το πλαίσιο, νιώθουμε ότι είναι εντάξει.
O içerikte, kabul edilebilir hissederiz.Но в этой ситуации мы считаем, что так можно.
O içerikte, kabul edilebilir hissederiz.У цьому ж контексті ми відчуваємо, що це в порядку.
O içerikte, kabul edilebilir hissederiz.בתוך ההקשר הזה, אנחנו מרגישים שזה בסדר.
O içerikte, kabul edilebilir hissederiz.ومن خلال ذلك المحتوى، نشعر بأنه لا بأس بذلك.
O içerikte, kabul edilebilir hissederiz.このコレクションの中では 「何もシリません お助けを」
O kıymıklar ve raptiyeleri hissedersiniz.그 파편과 압정은 진짜처럼 느껴지고,
O kıymıklar ve raptiyeleri hissedersiniz.השבבים האלה והנעצים מרגישים אמיתיים,
O kıymıklar ve raptiyeleri hissedersiniz.وقد تشعر بواقعية تلك المسامير و الشظايا،
O kıymıklar ve raptiyeleri hissedersiniz.読者の足や心を傷つけるのです
Öldürülürken ne hissedersin? Ve böyle bir durumda bunu...De tal manera que encuentro...
Öldürülürken ne hissedersin? Ve böyle bir durumda bunu...És bizonyos értelemben megtudtam.
Öldürülürken ne hissedersin? Ve böyle bir durumda bunu...I z powodu takich myśli...
Öldürülürken ne hissedersin? Ve böyle bir durumda bunu...- 本当に恐怖を感じます - ええ
Öncelikle çocuk yaptığım için kötü hissederdim.Ensinnäkin, minulla ei olisi hyvä olo.
Öncelikle çocuk yaptığım için kötü hissederdim.Saya akan merasa benar-benar
Öncelikle çocuk yaptığım için kötü hissederdim.Първо, няма да се чувствам добре.
Onları anlatmak zorunda hissederiz.Chcemy je opowiedzieć.
Onları anlatmak zorunda hissederiz.Chúng ta thấy bắt buộc cần phải kể chúng.
Onları anlatmak zorunda hissederiz.Ci sentiamo obbligati a raccontarle.
Onları anlatmak zorunda hissederiz.Cítíme nutkání, abychom je pověděli.
Onları anlatmak zorunda hissederiz.Kita merasa terdorong untuk memberitahu mereka.
Onları anlatmak zorunda hissederiz.우리는 스토리를 말하고 싶은 충동을 느끼죠.
Onları anlatmak zorunda hissederiz.Ne simțim obligați să le povestim.
Onları anlatmak zorunda hissederiz.Nós sentimo-nos compelidos a contá-las.
Onları anlatmak zorunda hissederiz.Nos urge contarlas.
Onları anlatmak zorunda hissederiz.Nous nous sentons obligé de les partager.
Onları anlatmak zorunda hissederiz.Úgy érezzük, hogy el kell mesélnünk őket.
Onları anlatmak zorunda hissederiz.We voelen een drang om ze te vertellen.
Onları anlatmak zorunda hissederiz.Wir fühlen uns genötigt, sie zu erzählen.
Onları anlatmak zorunda hissederiz.Αισθανόμαστε υποχρεωμένοι να τις πούμε.
Onları anlatmak zorunda hissederiz.Нас так и тянет ими поделиться.
Onları anlatmak zorunda hissederiz.Нас так і тягне ними поділитися.
Onları anlatmak zorunda hissederiz.Чувстваме се принудени да ги разказваме.
Onları anlatmak zorunda hissederiz.אנחנו מרגישים חובה לספר להם.
Onları anlatmak zorunda hissederiz.نشعر إننا مضطرون أن نرويها
Onları anlatmak zorunda hissederiz.私がパーティでマジックをすると・・・
Onlar kendi kamu almak için bir görev olduğunu hissederdim.Θα αισθάνονται ότι ήταν τους το κοινό καθήκον να το παραλάβετε.
Onlar telaşlanıp heycanlandıklarında birdenbire sana karşı birşeyler hissederler.Als ze van de wijs zijn gebracht, dan zullen ze plotseling gevoelens voor je hebben!
Onlar telaşlanıp heycanlandıklarında birdenbire sana karşı birşeyler hissederler.Cand sunt tuiburate, deodata,se indragostesc de tine!
Onlar telaşlanıp heycanlandıklarında birdenbire sana karşı birşeyler hissederler.Heillä on yhtäkkiä tunteita sinua kohtaan!
Onlar telaşlanıp heycanlandıklarında birdenbire sana karşı birşeyler hissederler.Khi họ xao xuyến... Họ bất chợt sẽ có tình cảm với cậu!
Onlar telaşlanıp heycanlandıklarında birdenbire sana karşı birşeyler hissederler.Kiedy są speszone... Nagle zaczynają coś do ciebie czuć!
Onlar telaşlanıp heycanlandıklarında birdenbire sana karşı birşeyler hissederler.När dom har gormat, så har dom helt plötsligt känslor för dig!
Onlar telaşlanıp heycanlandıklarında birdenbire sana karşı birşeyler hissederler.Quand elles sont énervées, elles vont soudainement avoir des sentiments pour toi !
Onlar telaşlanıp heycanlandıklarında birdenbire sana karşı birşeyler hissederler.Quando sono confuse, proveranno immediatamente qualcosa per te!
Onlar telaşlanıp heycanlandıklarında birdenbire sana karşı birşeyler hissederler.Saat mereka bingung... mereka tiba-tiba akan jatuh hati padamu!