Gök gürültüsünü hissederiz--- gök gürültüsü, gök gürültüsü.Prožíváme bouři -- bouři, bouři. Přemýšlíme, přemýšlíme, přemýšlíme.
Gök gürültüsünü hissederiz--- gök gürültüsü, gök gürültüsü.Sentimos o trovão — trovão. Pensem, pensem.
Gök gürültüsünü hissederiz--- gök gürültüsü, gök gürültüsü.Traim tunetul -- tunet, tunet. Ganditi-va, ganditi-va, ganditi-va.
Gök gürültüsünü hissederiz--- gök gürültüsü, gök gürültüsü.Vi upplever åska ... åska, åska.
Gök gürültüsünü hissederiz--- gök gürültüsü, gök gürültüsü.Vivenciamos el trueno, trueno, trueno.
Gök gürültüsünü hissederiz--- gök gürültüsü, gök gürültüsü.Vnímame búrku -- búrku, búrku. Rozmýšľame, rozmýšľame..
Gök gürültüsünü hissederiz--- gök gürültüsü, gök gürültüsü.We ervaren donder -- donder, donder.
Gök gürültüsünü hissederiz--- gök gürültüsü, gök gürültüsü.Wir erleben Donner -- Donner, Donner.
Gök gürültüsünü hissederiz--- gök gürültüsü, gök gürültüsü.Βιώνουμε τη βροντή. Σκεφτείτε το καλά.
Gök gürültüsünü hissederiz--- gök gürültüsü, gök gürültüsü.Ми відчуваємо грім - грім, грім. Думайте, думайте, думайте.
Gök gürültüsünü hissederiz--- gök gürültüsü, gök gürültüsü.Мы чувствуем гром — гром, гром. Думайте, думайте, думайте.
Gök gürültüsünü hissederiz--- gök gürültüsü, gök gürültüsü.Ние изпитваме гърмеж - гърмеж, гърмеж.
Gözlerin varsa görürsün. Derin sayesinde hissedersin.Als je ogen hebt, dan kan je zien. door je huid, kan je voelen.
Gözlerin varsa görürsün. Derin sayesinde hissedersin.Si vous avez des yeux, vous pouvez voir, à travers votre peau, vous pouvez sentir.
[gülüşler] Bazen, bilinç bir şeyi belirliyor gibi ortaya çıkar ve çok güçlü bir şekilde şöyle hisseder:Soms, komt bewustzijn alsof het iets bepaalt, en dat voelt erg sterk:
Güzelliği gerçekte düşünür müyüz? yoksa hisseder miyiz?Apakah kita memikirkan keindahan ataukah kita merasakannya?
Güzelliği gerçekte düşünür müyüz? yoksa hisseder miyiz?Chiar gândim frumuseţea, sau o simţim?
Güzelliği gerçekte düşünür müyüz? yoksa hisseder miyiz?Denken we schoonheid, of voelen we haar? Je weet waarschijnlijk reeds het antwoord hierop.
Güzelliği gerçekte düşünür müyüz? yoksa hisseder miyiz?Denken wir uns die Schönheit oder fühlen wir sie?
Güzelliği gerçekte düşünür müyüz? yoksa hisseder miyiz?우리는 아름다움을 머리로 이해하는 것일까? 아니면 마음으로 이해하는 것일까?
Güzelliği gerçekte düşünür müyüz? yoksa hisseder miyiz?Krásu si myslíme, nebo ji cítíme?
Güzelliği gerçekte düşünür müyüz? yoksa hisseder miyiz?¿pensamos en la belleza... ...o la percibimos?
Güzelliği gerçekte düşünür müyüz? yoksa hisseder miyiz?"Pensamos mesmo na beleza, ou sentimo-la?" Provavelmente, já sabem a resposta para isto.
Güzelliği gerçekte düşünür müyüz? yoksa hisseder miyiz?Tænker vi skønhed, eller føler vi det?
Güzelliği gerçekte düşünür müyüz? yoksa hisseder miyiz?Thật sự chúng ta suy nghĩ về vẻ đẹp, hay chúng ta cảm nhận nó?
Güzelliği gerçekte düşünür müyüz? yoksa hisseder miyiz?Tulajdonképpen gondoljuk a szépséget, vagy érezzük?
Güzelliği gerçekte düşünür müyüz? yoksa hisseder miyiz?Την ομορφιά την σκεφτόμαστε, ή την αισθανόμαστε;
Güzelliği gerçekte düşünür müyüz? yoksa hisseder miyiz?Дали всъщност ние осмисляме красотата, или я чувстваме?
Güzelliği gerçekte düşünür müyüz? yoksa hisseder miyiz?- чи ми відчуваємо її?
Güzelliği gerçekte düşünür müyüz? yoksa hisseder miyiz?"Что происходит на самом деле — думаем ли мы о красоте или ощущаем её?"
Güzelliği gerçekte düşünür müyüz? yoksa hisseder miyiz?האם אנחנו חווים יופי במחשבה או שאנחנו מרגישים אותו?
Güzelliği gerçekte düşünür müyüz? yoksa hisseder miyiz?هل الجمال فكرٌ ؟ أم شعور ؟
Güzelliği gerçekte düşünür müyüz? yoksa hisseder miyiz?それとも感じるのか 皆さん恐らく既に答えを知っているでしょう
Hakiki durumu farkeder farketmez, Varlığın sınırsızlığını hissedersin, bir şey 'onu nasıl tutabilirim' der.Adevărul, tu simti imensitatea Ființei si ceva spune: "Cum aș putea să o păstrez?"
Hakiki durumu farkeder farketmez, Varlığın sınırsızlığını hissedersin, bir şey 'onu nasıl tutabilirim' der.Néha, ahogy megérzed Igaz Léted, ahogy megérzed roppant nagy terjedelmed egy kérdés van benned:
Hakiki durumu farkeder farketmez, Varlığın sınırsızlığını hissedersin, bir şey 'onu nasıl tutabilirim' der.Ste pravdiví, cítite ohromnosť bytia a niečo hovorí: "Ako si to môžem urdžať?"
Hakiki durumu farkeder farketmez, Varlığın sınırsızlığını hissedersin, bir şey 'onu nasıl tutabilirim' der.これは人間関係と同じことなのです。どうやってこのままでいようか、と
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.A ak to umelec urobí inému umelcovi, je to, akoby ste mali povinnosť odovzdať to ďalej.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.A když takhle umělec zasáhne jiného umělce, máte pocit, že to musíte předat dál.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Dan ketika satu seniman berhasil melakukannya pada seniman lain,
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.E quando um artista o faz a outro artista, como que nos sentimos compelidos a transmiti-lo.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.E quando un artista lo fa a un altro artista, si è obbligati a fare un passo avanti.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.És amikor egy művész ezt teszi egy másik művésszel, olyan, mintha kötelességed lenne ezt továbbadni.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Et quand un artiste fait ça pour un autre artiste, c'est comme si vous étiez obligé de le transmettre.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Iar când un artist face asta unui alt artist, ai sentimentul că eşti obligat să-l dai mai departe.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.I kiedy jeden artysta robi coś takiego drugiemu artyście, wtedy ma się niemal obowiązek podania tego dalej.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.그리고 한 예술가가 다른 예술가에게 경이로움을 준다면, 그건 마치 그 경이로움을 또 다시 누군가에게 전달하도록 만드는 것과 같습니다.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Och när en artist gör det med en annan artist, blir du tvungen att skicka det vidare.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Og når en kunstner gør det ved en anden kunstner, er det som om man er tvunget til at give det videre.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Wanneer een artiest dit bij een andere artiest doet, lijkt het alsof je gedwongen wordt om het door te geven.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Y cuando un artista hace eso con otro artista, uno se ve obligado a dar un paso adelante.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Κι όταν ένας καλλιτέχνης το κάνει αυτό σε έναν άλλον καλλιτέχνη, είναι σαν να σε υποχρεώνει να το συνεχίσεις.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.И когато един човек на изкуството го предаде на друг, той се чувства задължен да го предаде нататък.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Когда художник делает это с другим художником, он должен передать это дальше.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.וכשאמן אחד עושה זאת לאמן אחר, אתה מחוייב להעביר את זה הלאה.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.وحين يقوم فنان بذلك لفنان آخر، تحس وكأنك مجبر على تمرير ذلك.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.どんどん驚きを 受け渡して 行きたくなるのです 「他の人がしてくれたように 他の人にもなさい」
Hiçkimse olduğunda, utanç hisseder misin?Ha senki vagy, van benned szégyenérzet?
Hiçkimse olduğunda, utanç hisseder misin?Se non sei nessuno, senti vergogna?
Hiçkimse olduğunda, utanç hisseder misin?Si no eres nadie, ¿sientes vergüenza?