Onların reklam panoları kılavuzlar, hisseden tüm varlıkların iyilikleri için yapılan dualardır.Hun aanplakborden zijn handleidingen, gebeden voor het welzijn van alle levende wezens.
Onların reklam panoları kılavuzlar, hisseden tüm varlıkların iyilikleri için yapılan dualardır.Ich billboardy są podręcznikami, modlitwami za pomyślność wszystkich czujących istot.
Onların reklam panoları kılavuzlar, hisseden tüm varlıkların iyilikleri için yapılan dualardır.Ihre Reklameflächen sind Handbücher, Gebete für das Wohlergehen aller fühlenden Wesen.
Onların reklam panoları kılavuzlar, hisseden tüm varlıkların iyilikleri için yapılan dualardır.I loro cartelloni sono manuali, preghiere per il benessere di tutte le creature senzienti.
Onların reklam panoları kılavuzlar, hisseden tüm varlıkların iyilikleri için yapılan dualardır.그들의 광고판은 매뉴얼이자, 모든 지각 있는 생물의 안녕을 위한 기도입니다.
Onların reklam panoları kılavuzlar, hisseden tüm varlıkların iyilikleri için yapılan dualardır.Leur affiches sont des manuels, des prières pour le bien-être de toutes les créatures sensibles.
Onların reklam panoları kılavuzlar, hisseden tüm varlıkların iyilikleri için yapılan dualardır.Panourile lor sunt ghiduri, rugăciuni pentru bunăstarea tuturor creaturilor simțitoare.
Onların reklam panoları kılavuzlar, hisseden tüm varlıkların iyilikleri için yapılan dualardır.Sus pancartas son manuales, oraciones por el bienestar de todas las criaturas sensibles.
Onların reklam panoları kılavuzlar, hisseden tüm varlıkların iyilikleri için yapılan dualardır.Их щиты - это учебники, молитвы во имя благополучия всех живых существ.
Onların reklam panoları kılavuzlar, hisseden tüm varlıkların iyilikleri için yapılan dualardır.Техните билбордове са наръчници, молитви за доброто на всички чувствителни създания.
Onların reklam panoları kılavuzlar, hisseden tüm varlıkların iyilikleri için yapılan dualardır.ואילו הפרסומות שלהם הן ספרי הדרכה, תפילות לשלום כל היצורים המרגישים.
Onların reklam panoları kılavuzlar, hisseden tüm varlıkların iyilikleri için yapılan dualardır.ولوحاتهم كتيبات تحتوي على التفاسير وصلوات لتكون مخلوقات واعية وفعالة
Onların reklam panoları kılavuzlar, hisseden tüm varlıkların iyilikleri için yapılan dualardır.生きとし生けるものの呪文です テュルシク・リンポシェの祈りを受け
"Onun gören gözleri olurum, işiten kulakları, tutan elleri, ve yürüyen ayakları, ve hisseden kalbi olurum.""나는 너희가 보는 눈이 되고, 너희가 듣는 귀가 되며, 너희가 잡는 손이 되고,
"Onun gören gözleri olurum, işiten kulakları, tutan elleri, ve yürüyen ayakları, ve hisseden kalbi olurum.""torno-me nos olhos com que ele vê, "nas orelhas com que ele ouve, "na mão com que ele agarra,
"Onun gören gözleri olurum, işiten kulakları, tutan elleri, ve yürüyen ayakları, ve hisseden kalbi olurum."أصبحت العيون الذي أو التي ترى بهما ، الآذنان الذي هو أو هي تستمع بهما، يداه التي يبطش به أو بها،
"Onun gören gözleri olurum, işiten kulakları, tutan elleri, ve yürüyen ayakları, ve hisseden kalbi olurum."聞く耳となり つかむ手となり 歩く足となり
Özellikler bir yöne veya başka bir yöne terkedilmiş hisseden bireylere.Besonders um jene, die das Gefühl haben, man habe sie auf die eine oder andere Weise außen vor gelassen.
Özellikler bir yöne veya başka bir yöne terkedilmiş hisseden bireylere.Đặc biệt những cá nhân cảm thấy rằng họ bị bỏ rơi, theo cách này hay cách khác.
Özellikler bir yöne veya başka bir yöne terkedilmiş hisseden bireylere.En particulier des individus qui ont l'impression d'être laissés pour compte, d'une façon ou d'une autre.
Özellikler bir yöne veya başka bir yöne terkedilmiş hisseden bireylere.Erityisesti ne, jotka kokevat jääneensä ulkopuolelle, tavalla tai toisella.
Özellikler bir yöne veya başka bir yöne terkedilmiş hisseden bireylere.Especialmente de los individuos que se sienten marginados, de una u otra manera.
Özellikler bir yöne veya başka bir yöne terkedilmiş hisseden bireylere.În mod special de persoanele care simt că au fost lăsaţi în afară, într-un fel sau altul.
Özellikler bir yöne veya başka bir yöne terkedilmiş hisseden bireylere.In particolare degli individui che sentono che sono stati lasciati fuori, in un modo o nell'altro.
Özellikler bir yöne veya başka bir yöne terkedilmiş hisseden bireylere.Khususnya orang-orang yang merasa bahwa mereka telah tersingkirkan, dalam hal tertentu.
Özellikler bir yöne veya başka bir yöne terkedilmiş hisseden bireylere.특히 어떤면에서 따돌림을 받았다고 느끼는 사람들을 더욱 고려해야 합니다.
Özellikler bir yöne veya başka bir yöne terkedilmiş hisseden bireylere.Vooral de individuen die het gevoel hebben dat ze uitgesloten zijn, op welke manier ook.
Özellikler bir yöne veya başka bir yöne terkedilmiş hisseden bireylere.Zwłaszcza ludźmi, którzy czują się wystawieni poza nawias.
Özellikler bir yöne veya başka bir yöne terkedilmiş hisseden bireylere.В особенности надо думать о тех, кто чувствуют, что они как-то выпали из прогресса.
Özellikler bir yöne veya başka bir yöne terkedilmiş hisseden bireylere.Особено за индивиди, които усещат, че са отхвърлени по един или друг начин.
Özellikler bir yöne veya başka bir yöne terkedilmiş hisseden bireylere.במיוחד אותם יחידים החשים שנותרו בחוץ, בדרך זו או אחרת.
Özellikler bir yöne veya başka bir yöne terkedilmiş hisseden bireylere.تحديداً الأفراد الذين يشعرون بأنهم تم إهمالهم ، بطريقة أو بأخرى .
Özellikler bir yöne veya başka bir yöne terkedilmiş hisseden bireylere.感じている人々のことです 2030年までには、人類史上初めて
Peki iyi hisseden müşteri ne yapıyor?A co dělají zákazníci, kteří se cítí skvěle?
Peki iyi hisseden müşteri ne yapıyor?A co robią zadowoleni klienci, klienci czujący się wspaniale?
Peki iyi hisseden müşteri ne yapıyor?Dan apa yang dilakukan pelanggan yang senang?
Peki iyi hisseden müşteri ne yapıyor?E cosa faranno dei clienti che sono contenti del servizio?
Peki iyi hisseden müşteri ne yapıyor?E o que fazem os clientes satisfeitos?
Peki iyi hisseden müşteri ne yapıyor?그러면, 훌륭한 고객은 어떤 행동을 하나요? 강렬한 감동을 받은 고객 말입니다.
Peki iyi hisseden müşteri ne yapıyor?Und was werden die glücklichen Kunden machen, die sich sehr glücklich fühlen?
Peki iyi hisseden müşteri ne yapıyor?Και τι κάνουν οι ευτυχισμένοι πελάτες;
Peki iyi hisseden müşteri ne yapıyor?А что делают клиенты, которые чувствуют себя отлично?
Peki iyi hisseden müşteri ne yapıyor?А що роблять клієнти, які почувають себе чудово?
Peki iyi hisseden müşteri ne yapıyor?ומה לקוחות שמרגישים נפלא עושים?
Peki iyi hisseden müşteri ne yapıyor?بعدها ، ماذا يفعل هؤلاء الزبائن الراضون ، الذين أحسوا بذلك الإحساس الرائع؟
Peki iyi hisseden müşteri ne yapıyor?滿足嘅客人會點做?
Peki iyi hisseden müşteri ne yapıyor?顧客はより多くのサービスを購入し 口コミも広がります
Şefkatle yüzleşemeyeceğini hisseden diğerleri ise televizyonlarını kapatıp olanları izlememeye karar veriyor.Dann gibt es andere, die Mitgefühl bewusst ausblenden, und so schauen sie kein Fernsehen mehr.
Şefkatle yüzleşemeyeceğini hisseden diğerleri ise televizyonlarını kapatıp olanları izlememeye karar veriyor.Há outros que sentem que não podem enfrentar mais a compaixão, e, por isso, desligam a televisão e não veem.
Şefkatle yüzleşemeyeceğini hisseden diğerleri ise televizyonlarını kapatıp olanları izlememeye karar veriyor.또한 어떤 이들은 더 이상 연민을 느끼고 싶지 않다며 티비를 꺼버리고 더이상 보지 않으려는 사람들도 있습니다.
Şefkatle yüzleşemeyeceğini hisseden diğerleri ise televizyonlarını kapatıp olanları izlememeye karar veriyor.Niektórzy nie są już w stanie współczuć, więc wyłączają telewizor i nie oglądają.
Şefkatle yüzleşemeyeceğini hisseden diğerleri ise televizyonlarını kapatıp olanları izlememeye karar veriyor.Otros sienten que ya no pueden afrontar la compasión, así que apagan la televisión y no la ven.
Şefkatle yüzleşemeyeceğini hisseden diğerleri ise televizyonlarını kapatıp olanları izlememeye karar veriyor.ואחרים החשים שהם כבר לא יכולים יותר להתמודד עם רגש החמלה, אז הם מכבים את הטלויזיה ולא מסתכלים.
Şefkatle yüzleşemeyeceğini hisseden diğerleri ise televizyonlarını kapatıp olanları izlememeye karar veriyor.وهناك اخرون لايستطيعون الاستمرار بمشاهدتها فيغلقون التلفاز ويتمنعون عن المشاهدة
Şefkatle yüzleşemeyeceğini hisseden diğerleri ise televizyonlarını kapatıp olanları izlememeye karar veriyor.テレビを消し、見ないようにする人もいます ユダヤ教では、私たちはいつでも妥協案が必ずあると考えます
Sizin hissettiğinizin aynısını aynı zamanda hisseden insanlara.Cítia presne to, čo cítite vy, v tú istú dobu, ako to cítite vy.
Sizin hissettiğinizin aynısını aynı zamanda hisseden insanlara.Cítí přesně to samé, co vy, v ten samý okamžik jako vy.
Sizin hissettiğinizin aynısını aynı zamanda hisseden insanlara.Čutijo točno to, kar čutiš ti, istočasno kot ti.
Sizin hissettiğinizin aynısını aynı zamanda hisseden insanlara.Czują dokładnie to, co ty czujesz w tej samej chwili co ty.
Sizin hissettiğinizin aynısını aynı zamanda hisseden insanlara.De føler præcis som du føler på samme tid du føler det.