Ben hakkı yenmiş hissettim.I felt frustrated.
Ben aşağılanmış hissettim.I felt humiliated.
Ben yenilmez hissettim.I felt invincible.
Zulme uğramış hissettim.I felt persecuted.
Çok yorgun hissettim.I felt very tired.
Savunmasız hissettim.I felt vulnerable.
Ben idare edilmiş hissettim.I felt manipulated.
Bu gece çok yorgun hissediyorum.I feel very tired tonight.
Güçlü hissediyorum.I feel strong.
Fadıl iyi bir insan olduğunu hissetti.Fadil felt he was a good person.
Fadıl, Müslüman olması gerektiğini hissetti.Fadil felt he needed to be a Muslim.
Fadıl bir müslüman olması gerektiğini hissetti.Fadil felt he had to be a Muslim.
Fadıl kendini herhangi bir yere aitmiş gibi hissetmedi.Fadil didn't feel like he belonged anywhere.
O, Fadıl'ı iyi hissettirdi.That made Fadil feel good.
Onunla konuşmalı ve ona nasıl hissettiğini söylemelisin.You should talk to her and tell her how you feel.
Kiliselerde kendimi iyi hissetmiyorum.I don't feel well in churches.
Fadıl, Leyla'yı işe alarak bir hata yaptığını hissediyordu.Fadil sensed he had made a mistake by hiring Layla.
Aklı karışmış hissediyorum.I'm feeling woozy.
Kendini çok iyi hissetmiyormuşsun gibi görünüyorsun.You look like you're not feeling very well.
Çok şişman hissediyorum.I feel so fat.
Bu sadece seni daha kötü hissettirecek.This is only going to make you feel worse.
Tom'la konuşmalısın ve nasıl hissettiğini ona söylemelisin.You should talk to Tom and tell him how you feel.
Sen iyi hissetmiyorsun gibi görünüyorsun.You look like you're not feeling well.
Eve geldiğimde ben yorgun hissetmedim.I didn't feel tired when I got home.
Daha önce aç hissediyordum ama artık aç hissetmiyorum.I was feeling hungry earlier, but I don't feel hungry anymore.
Tom, Mary'ye yardım etmesi gerektiğini hissettiğini söyledi.Tom said he felt he needed to help Mary.
Tom, onu yapması gerektiğini hissettiğini söyledi.Tom said he felt he needed to do that.
Çok rahatsız hissettim.I felt very uncomfortable.
Tom bugün kendini çok daha iyi hissediyor.Tom is feeling much better today.
Benim fikrim onun için önemli değil gibi hissediyorum.I feel like my opinion doesn't matter to him.
Tom beni özel ve gerekli hissettirdi.Tom made me feel special and needed.
Tom önerecek çok şeyi olduğunu hissetti.Tom felt that he had a lot to offer.
Ben Tom hakkında bire bir aynı hissediyorum.I feel the exact same way about Tom.
Tom'la aynı görüşte olma eğiliminde hissediyorum.I feel inclined to agree with Tom.
Tom'la çok rahat hissettim.I felt very comfortable with Tom.
Sadece nasıl hissettiğimi bilmenize izin vermek istedim.I just wanted to let you know how I feel.
Adınız WiFi mi? Çünkü gerçekten bir bağlantı hissediyorum.Is your name WiFi? Because I'm really feeling a connection.
Bu şarkıyı ne zaman duysam kendimi dans ediyor gibi hissediyorum.I feel like dancing whenever I hear this song.
Rahatsız hissettim.I felt uncomfortable.
Kafam karışık hissediyordum.I was feeling woozy.
Çok sinirli hissettim.I felt very nervous.
Hayal kırıklığına uğramış hissettim.I felt disappointed.
Ben biraz sarsılmış hissettim.I felt a bit shaken.
Biraz kusacak gibi hissettim.I felt a bit queasy.
Ben yorgun hissetmedim.I didn't feel tired.
Kendini evinde gibi hisset!Make yourself at home!
Onu yapmaya devam et, harika hissettiriyor.Keep doing that. It feels great.
Artık yaramaz hissediyorum.I'm feeling naughty now.
Bu oldukça garip ve utanç verici hissettiriyor.This feels quite awkward and embarrassing.
Bu pozisyon beni son derece savunmasız hissettiriyor.This position makes me feel extremely vulnerable.
Artık iyi hissediyorum.I'm feeling OK now.
Mutlu ve memnun hissediyorum.I feel happy and satisfied.
"Nasıl hissediyorsun?" "Ben iyiyim.""How are you feeling?" "I'm fine."
Aslında bunun harika bir fikir olduğunu hissettim.I actually felt it was a great idea.
Tom Mary ile oldukça rahat hissetti.Tom felt pretty comfortable with Mary.
Tom bir şeyin doğru olmadığını hissetti.Tom felt that something wasn't right.
Kesinlikle şimdi çok daha iyi hissediyorumI'm definitely feeling a lot better now.
O, insanları kraliçeler gibi hissettiriyor.She makes people feel like queens.
Çok farklı olduğumuzu hissetti.She felt that we were too different.
Hâlâ Tom'tan öğreneceğim çok şey varmış gibi hissediyorum.I still feel like I have a lot to learn from Tom.