Açlık hissetmiyor musun?Don't you feel hungry?
Sen benimle değilken kendimi bazen yalnız hissediyorum.When you're not with me, I sometimes feel lonely.
Kendimi Boston'da çok güvende hissettiğimi söylemek zorundayım.I have to say I felt very safe in Boston.
O konuda kendimizi oldukça iyi hissediyoruz.We're feeling pretty good about it.
Kendimi tam olarak rahat hissetmedim.I didn't feel totally comfortable.
Yıkanmak her zaman harika hissettirir.It always feels great to wash up.
Kendim hakkında iyi hissetmek istiyorum.I want to feel good about myself.
Onun aslında bir hile olduğunu hissediyorum.I really feel it's a red herring.
Sonunda yine kendim gibi hissettim.I finally feel like myself again.
Şu anda hiç utanma hissetmiyorum.I don't feel any shame right now.
Ondan sonra kendimi çok kötü hissetmedim.I didn't feel too bad after that.
Tom onu yapmak için hiçbir baskı hissetmediğini söyledi.Tom said he felt no pressure to do that.
Kendimi hep duygusal olarak kötüye kullanılmış hissettim.I always felt emotionally abused.
Birçok genç insan kendini umutsuz hissediyor.Many young people feel hopeless.
Şu anda kendimi öyle hissediyorum.I'm feeling like that right now.
Hissettiklerimi hissetmelerini istiyorum.I want them to feel what I felt.
Şu an gerçekten harika hissediyorum.I really do feel phenomenal now.
Kararla haklı olduğumu hissediyorum.I feel vindicated by the ruling.
Şu anda ellerimi hissedemiyorum.I can't feel my hands right now.
Şaşırtıcı bir şekilde kendimi çok güvende hissettim.Surprisingly, I felt very safe.
Tom, Mary'yi çok özel hissettirdi.Tom made Mary feel very special.
Aniden kendimi çok garip hissettim.I suddenly felt really strange.
Ne hissettiğimi bilmene izin vermeliyim.I must let you know how I feel.
Henüz çok rahat hissetmiyorum.I don't quite feel at ease yet.
Tom çok sersemlemiş hissetmeye başladı.Tom started to feel very dizzy.
Biraz kızgınlık hissedebilirler.They may feel some resentment.
Kuşkusuz kendilerini tehdit altında hissediyorlar.No doubt they feel threatened.
Bu her zaman beni harika hissettiriyor.It always makes me feel great.
İnanılmaz derecede rahat hissettim.I felt incredibly comfortable.
Bugün uygulamada iyi hissettim.I felt good at practice today.
Şu an çöp gibi hissediyorum.I feel like garbage right now.
Ben yeterince yapamam gibi hissediyorum.I feel like I can't do enough.
Daha kötü hissedersen beni ara.Call me if you feel any worse?
Hissettiğin şey yanlış.What you're feeling is wrong.
Biz yine biraz normal hissediyoruz.We kind of feel normal again.
Kendimiz hakkında iyi hissediyoruz.We feel good about ourselves.
Şilte kaya gibi hissettirdi.The mattress felt like rocks.
Tom bizi rahat hissettiriyor.Tom makes us feel comfortable.
Birçok Amerikalı bu şekilde hissediyor.Tom is an inspiration to many.
Tom tehlikeyi hemen hissetti.Tom immediately sensed danger.
Tom kendini tamamen güçsüz hissetti.Tom felt completely powerless.
Tom kendini biraz korkutulmuş hissetti.Tom felt a little intimidated.
Kendimi gerçekten iyi ve güçlü hissettim.I felt really fit and strong.
Tüm vücudumun titrediğini hissettim.I felt my whole body tremble.
Birazcık ihlal hissediyorum.I feel violated a little bit.
Bağlantı kurduğumuzu hissediyorum.I feel like we're connecting.
Bu konuda iyi hissetmiyorum.I don't feel good about this.
Ben her zaman çok destekli hissediyorum.I always feel very supported.
Tom hiçbir şey hissedemiyordu.Tom could feel nothing at all.
Herkes baskıyı hissediyor.Everybody feels the pressure.
Tom hakkında aynı şekilde hissettim.I felt the same way about Tom.
Tom'a yalan söylediğim için kendimi kötü hissediyorum.I feel bad about lying to Tom.
Tom kendini oldukça emin hissediyordu.Tom was feeling pretty cocky.
Tom kendini oldukça kibirli hissediyordu.Tom was feeling pretty cocky.
Tom asla kendisini yorgun hissetmediğini söyledi.Tom said he never felt tired.
Tom baskı hissetmediğini söyledi.Tom said he felt no pressure.
Tom hiçbir baskı hissetmediğini söyledi.Tom said he felt no pressure.
İnsanlar kendilerini tuzağa düşürülmüş hissetmekten nefret ederler.People hate feeling trapped.
Tom, Mary'yi güzel hissettirdi.Tom made Mary feel beautiful.
Katkıda bulunmak iyi hissettirir.It feels good to contribute.