hikâyesini ile cümle

hikâyesini kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Când eram mic, tatălui meu îi plăcea să povestească despre prima lui zi în Canada.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Cuando yo era niño a mi padre le encantaba contar la historia de su primer día en Canadá.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Když jsem vyrůstal, táta mi zbožňoval vyprávět příběh z jeho prvního dne v Kanadě.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Keď som vyrastal, môj ocko rád rozprával príbeh o svojom prvom dni v Kanade.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Khi tôi đang lớn lên, ba tôi từng kể về ngày đầu tiên của ông ở Canada.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Kiedy dorastałem, tata często opowiadał mi historię o pierwszym dniu w Kanadzie.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.제가 성장할 때, 아버지께서는 캐나다에서의 첫 날에 대해서 말씀하시는 것을 좋아하셨습니다.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Mikor kicsi voltam, édesapám imádta az első Kanadában töltött napjának történetét mesélni nekem.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Quand je grandissais, mon père adorait raconter l'histoire de son premier jour au Canada.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Quando ero piccolo, mio padre adorava raccontare la storia del suo primo giorno in Canada.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Toen ik opgroeide, vertelde mijn vader graag het verhaal van zijn eerste dag in Canada.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı. Ve çok güzel bir hikaye, şöyle kiÉ uma história excelente.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Όταν ήμουν μικρός, ο πατέρας μου διηγούνταν συνέχεια την πρώτη του ημέρα στον Καναδά.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Когато растях, баща ми обичаше да ми разказва историята за своя първи ден в Канада.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Когда я рос, мой отец любил рассказывать историю о его первом дне в Канаде.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.כאשר גדלתי, אבי אהב לספר את הסיפור על היום הראשון שלו בקנדה.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.عندما كنت أكبر في هذه الحياة .. كان والدي يحب ان يخبرني قصة يومه الاول في كندا ..
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.話をするのが好きでした 面白い話で 何が起こったかと言うと
Ben de Bracey Smith. Pioneer One hikayesini sizlerle paylaşmaktan çok memnunuz.Είμαστε ενθουσιασμένοι που μοιραζουμε την συνέχεια του Pioneer One.
Ben de Bracey Smith. Pioneer One hikayesini sizlerle paylaşmaktan çok memnunuz.А я - Брэйси Смит, и нам не терпится поведать вам о продолжении истории "Пионера Один".
Ben de Bracey Smith. Pioneer One hikayesini sizlerle paylaşmaktan çok memnunuz.ただいまご覧いただいているエピソードを含めて、3つの新しいエピソードを終了しました。
Ben de ona Frank Lloyd Wright hikayesini anlattım.Alors je lui ai raconté l'histoire de Frank Lloyd Wright.
Ben de ona Frank Lloyd Wright hikayesini anlattım.Io le raccontai la storia di Frank Lloyd Wright.
Ben de ona Frank Lloyd Wright hikayesini anlattım.그래서 프랭크 로이드 라이트 얘기를 해줬어요.
Ben de ona Frank Lloyd Wright hikayesini anlattım.Lalu saya ceritakan kisah Frank Lloyd Wright.
Ben de ona Frank Lloyd Wright hikayesini anlattım.Powiedziałem więc jej historię Wright'a.
Ben de ona Frank Lloyd Wright hikayesini anlattım. RW:Eu contei-lhe a história do Frank Lloyd Wright.
Ben de ona Frank Lloyd Wright hikayesini anlattım. RW:Ik vertelde haar het Frank Lloyd Wright verhaal.
Ben de ona Frank Lloyd Wright hikayesini anlattım.Şi i-am spus şi ei povestea lui Frank Lloyd Wright.
Ben de ona Frank Lloyd Wright hikayesini anlattım.Tôi kể bà ấy nghe câu chuyện của Frank Lloyd Wright.
Ben de ona Frank Lloyd Wright hikayesini anlattım.Und ich habe ihr die Geschichte von Frank Lloyd Wright erzählt.
Ben de ona Frank Lloyd Wright hikayesini anlattım.Y yo le conté la historia de Frank Lloyd Wright.
Ben de ona Frank Lloyd Wright hikayesini anlattım.А аз й разказах историята за Франк Лойд Райт.
Ben de ona Frank Lloyd Wright hikayesini anlattım.И я рассказал ей историю Фрэнка Ллойда Райта.
Ben de ona Frank Lloyd Wright hikayesini anlattım.וסיפרתי לה את הסיפור על פרנט לויד רייט.
Ben de ona Frank Lloyd Wright hikayesini anlattım.فقلت لها مثل ما قال فرانك إللويد رايت
Ben de ona Frank Lloyd Wright hikayesini anlattım.ワーマン:ウケなかったでしょ
Bharat isimli bir adamın hikayesini duydu. Bharat da dünyayı fethetti.Escuchó hablar de un hombre llamado Bharat, de quien la India recibió el nombre de Bhārata.
Bharat isimli bir adamın hikayesini duydu.그를 따라 인도는 바라타라고도 불립니다.
Bharat isimli bir adamın hikayesini duydu.Бхарат също завладял света.
Bharat isimli bir adamın hikayesini duydu.שממנו שאלה הודו את שמה (בהודית - בהאראטה).
Bharat isimli bir adamın hikayesini duydu.والتي سميت الهند على أسمه، بهاراتا
Bharat isimli bir adamın hikayesini duydu.バーラトも世界を征服しました
Bir gazete Mars hikayesini öğrenmiş.Gazeta zna historię o Marsie.
Bir gazete Mars hikayesini öğrenmiş.Hay un periódico que consiguió la historia sobre Marte.
Bir gazete Mars hikayesini öğrenmiş.Historka o Marsu se dostala k novinářům.
Bir gazete Mars hikayesini öğrenmiş. Sen mi söyledin? -Neden bahsettiğini bilmiyorum -Önemli değil.Un giornale e' venuto a sapere della storia di Marte, e' stato lei? <i>- Non so di che parla.
Bir gazete Mars hikayesini öğrenmiş. Sen mi söyledin?>何を言っているのか、さっぱりわからないが。 >もうどうでもいいが、彼らはそれを発表しないよ。
Bir gazete Mars hikayesini öğrenmiş.Un ziar ştie de povestea cu Marte.
Bir gazete Mars hikayesini öğrenmiş.Μια εφημερίδα ενημερώθηκε για το σενάριο περί Άρη.
Bir gazete Mars hikayesini öğrenmiş.В газету поступил материал о Марсе.
Bir romanımda Müslüman bir kadının hikayesini yazabilirim.Eu poderei escrever, num romance, sobre uma mulher muçulmana.
Bir romanımda Müslüman bir kadının hikayesini yazabilirim.Ik schrijf misschien over een moslimvrouw in de ene roman.
Bir romanımda Müslüman bir kadının hikayesini yazabilirim.Je pourrais écrire sur une femme musulmane dans un roman.
Bir romanımda Müslüman bir kadının hikayesini yazabilirim.어떤 소설에서 전 이슬람 여교도에 대해 쓸 수도 있겠죠.
Bir romanımda Müslüman bir kadının hikayesini yazabilirim.Lehet, hogy majd egy muzulmán nőről írok az egyik regényemben.
Bir romanımda Müslüman bir kadının hikayesini yazabilirim.Mogę pisać muzułmańskiej kobiecie w jednej powieści.
Bir romanımda Müslüman bir kadının hikayesini yazabilirim.Možná v jednom románu napíšu o muslimské ženě.
Bir romanımda Müslüman bir kadının hikayesini yazabilirim.Potrei scrivere su una donna mussulmana in un romanzo.
Bir romanımda Müslüman bir kadının hikayesini yazabilirim.Puede que escriba sobre una mujer musulmana en una novela.

İlgili Sayfalar