hikâyeleri ile cümle
hikâyeleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
CNN ve Fox'da kötü haberleri görüyoruz, ama iyi hikayeleri görmüyoruz.Auf CNN und Fox haben wir all die schlechten Nachrichten gesehen, aber wir sehen die guten Geschichten nicht.
CNN ve Fox'da kötü haberleri görüyoruz, ama iyi hikayeleri görmüyoruz.Chúng ta đã đọc các câu chuyện buồn đó trên CNN hay FOX nhưng chúng ta không đọc được các câu chuyện vui
CNN ve Fox'da kötü haberleri görüyoruz, ama iyi hikayeleri görmüyoruz.CNN dan Fox memberitakan sisi buruknya tapi dibelakang layar ada sisi baiknya
CNN ve Fox'da kötü haberleri görüyoruz, ama iyi hikayeleri görmüyoruz.우리는 이런 나쁜 소식들을 CNN이나 Fox를 통해 들어왔습니다. 뉴스에서 좋은 소식들을 듣기란 어렵습니다.
CNN ve Fox'da kötü haberleri görüyoruz, ama iyi hikayeleri görmüyoruz.Na CNN a Fox vídame hrozné príbehy a podobné príbehy, ale nevidíme dobré príbehy.
CNN ve Fox'da kötü haberleri görüyoruz, ama iyi hikayeleri görmüyoruz.Noi am văzut poveștile neplăcute de pe canalele CNN și Fox și toate celelalte, dar nu vedem poveștile bune.
CNN ve Fox'da kötü haberleri görüyoruz, ama iyi hikayeleri görmüyoruz.Nous avons vu ces histoires horribles sur CNN et Fox et tout ça, mais on ne voit pas les histoires positives.
CNN ve Fox'da kötü haberleri görüyoruz, ama iyi hikayeleri görmüyoruz.We hebben de nare-verhalen gezien op CNN en Fox enzovoorts, maar we zien weinig van de goede verhalen.
CNN ve Fox'da kötü haberleri görüyoruz, ama iyi hikayeleri görmüyoruz.Wszyscy widzieliśmy przerażające historie na CNN, Fox itp., ale rzadko widujemy te dobre.
CNN ve Fox'da kötü haberleri görüyoruz, ama iyi hikayeleri görmüyoruz.Έχουμε δει τις άσχημες ιστορίες στο CNN στο Fox και στα άλλα κανάλια, αλλά δεν βλέπουμε τις καλές ιστορίες.
CNN ve Fox'da kötü haberleri görüyoruz, ama iyi hikayeleri görmüyoruz.Все мы видели на каналах CNN и FoxNews плохие новости об урагане Катрина, но мы не видели хороших новостей.
CNN ve Fox'da kötü haberleri görüyoruz, ama iyi hikayeleri görmüyoruz.Ние виждаме тежки истории по CNN и Fox и всички останали, но не виждаме добрите истории.
CNN ve Fox'da kötü haberleri görüyoruz, ama iyi hikayeleri görmüyoruz.ראינו את הסיפורים הרעים בפוקס ובCNN אך אנו לא רואים את הסיפורים הטובים.
CNN ve Fox'da kötü haberleri görüyoruz, ama iyi hikayeleri görmüyoruz.لقد رأينا القصص المؤلمة على ال CNN و Fox وكل ذلك، لكننا لا نرى القصص الجيدة.
CNN ve Fox'da kötü haberleri görüyoruz, ama iyi hikayeleri görmüyoruz.良いニュースは流れません ここの地域社会は一致団結して ただ待つことを拒否し
Çocukken sürekli karikatürler falan çiziyordum. Filmcilik de hikâyeleri ve görüntüleri birleştirme işidir.Então, realizar filmes era a forma de juntar imagens e histórias e isso fazia todo o sentido.
Çok mantıklıydı. Ve anlatmayı tercih ettiğim hikâyeler elbette bilim-kurgu hikâyeleriydi:A samozřejmě, že příběhy, které jsem se rozhodl vyprávět, byly sci-fi:
Dinledin ve dinledim ve bir noktada, tüm hikayelerin yanılmak üzerine olduğunu farkettim.A jak tak poslouchám a poslouchám, v jednu chvíli začnu cítit, že ty všechny příběhy jsou o omylnosti.
Dinledin ve dinledim ve bir noktada, tüm hikayelerin yanılmak üzerine olduğunu farkettim.Al luisterend kreeg ik het gevoel dat alle verhalen gingen over verkeerd zijn.
Dinledin ve dinledim ve bir noktada, tüm hikayelerin yanılmak üzerine olduğunu farkettim.A tak si počúvam a počúvam, a v istom momente, začnem cítiť, že všetky tieto príbehy sú o tom, ako sa mýlime.
Dinledin ve dinledim ve bir noktada, tüm hikayelerin yanılmak üzerine olduğunu farkettim.제가 듣고 또 듣는 중에 어느 시점에선가, 모든 이야기가 틀리는것에 대한 것이라고 느끼기 시작했습니다.
Dinledin ve dinledim ve bir noktada, tüm hikayelerin yanılmak üzerine olduğunu farkettim.Kuuntelen ja kuuntelen, kunnes tajuan, että joka tarina kertoo erehtymisestä.
Dinledin ve dinledim ve bir noktada, tüm hikayelerin yanılmak üzerine olduğunu farkettim.Şi ascult şi tot ascult şi la un moment dat încep să am sentimentul că toate poveştile sunt despre erori.
Dinledin ve dinledim ve bir noktada, tüm hikayelerin yanılmak üzerine olduğunu farkettim.Tak słuchałam i słuchałam i w pewnym momencie poczułam jakby wszystkie te historie były o popełnianiu błędów.
Dinledin ve dinledim ve bir noktada, tüm hikayelerin yanılmak üzerine olduğunu farkettim.И слушам ли слушам, и по едно време започнах да усещам, че всички истории са за грешки.
Dinledin ve dinledim ve bir noktada, tüm hikayelerin yanılmak üzerine olduğunu farkettim.І ось я слухаю і слухаю, і в якийсь момент я починаю відчувати що всі історії про те як помиляються.
Dinledin ve dinledim ve bir noktada, tüm hikayelerin yanılmak üzerine olduğunu farkettim.Ну и я так слушаю и слушаю, и в определенный момент, я начинаю чувствовать, что все эти истории - об ошибках.
Dinledin ve dinledim ve bir noktada, tüm hikayelerin yanılmak üzerine olduğunu farkettim.וכך הקשבתי והקשבתי ובשלב מסוים, התחלתי להרגיש כאילו כל הסיפורים הם על הימצאות בטעות.
Dinledin ve dinledim ve bir noktada, tüm hikayelerin yanılmak üzerine olduğunu farkettim.وانا استمع الى كل تلك الحلقات بدأت أشعر فجأة كما لو أن تلك الحلقات عن كون المرء مخطئاً
Dinledin ve dinledim ve bir noktada, tüm hikayelerin yanılmak üzerine olduğunu farkettim.ある時 番組は全て 間違いに関する話だと考え始めました 最初は思いました
D: Mıchael, İnsların hikâyelerinde ne anlıyorsun? İlgilendiğin konu mu?Czy pan też jest zainteresowany?
D: Mıchael, İnsların hikâyelerinde ne anlıyorsun? İlgilendiğin konu mu?마이클, 인간 시장에 대해 관심이 있으신가요?
D: Mıchael, İnsların hikâyelerinde ne anlıyorsun? İlgilendiğin konu mu?מייקל, איך אתה מתייחס לסיפור הזה של אנשים? האם זה מעניין אותך?
D: Mıchael, İnsların hikâyelerinde ne anlıyorsun? İlgilendiğin konu mu?د: مايكل ماهو موقفك من اتجاه تجارة البشر؟ هل أنت مهتم؟
D: Mıchael, İnsların hikâyelerinde ne anlıyorsun? İlgilendiğin konu mu?もちろんです 強制労働が魅力的なのは
D: Mıchael, İnsların hikâyelerinde ne anlıyorsun?Michael, ce părere ai despre povestea cu oameni?
Doğu Asya'da Kore, Tayvan, Hong Kong ve Singapur gibi başarılı ekonomik büyüme hikayeleri var.Di Asia timur, kita telah memiliki kisah-kisah pertumbuhan ekonomi yang sukses seperti Korea, Taiwan,
Doğu Asya'da Kore, Tayvan, Hong Kong ve Singapur gibi başarılı ekonomik büyüme hikayeleri var.En Asie de l'Est, nous avons eu des histoires de croissance économique très réussies, comme la Corée, Taïwan,
Doğu Asya'da Kore, Tayvan, Hong Kong ve Singapur gibi başarılı ekonomik büyüme hikayeleri var.In Ostasien hatten wir wirtschaftliche Erfolgsgeschichten wie etwa in Korea, Taiwan,
Doğu Asya'da Kore, Tayvan, Hong Kong ve Singapur gibi başarılı ekonomik büyüme hikayeleri var.Kelet-Ázsiában tanúi lehettünk sikeres gazdaságnövekedés-történeteknek, úgymint Korea, Taiwan,
Doğu Asya'da Kore, Tayvan, Hong Kong ve Singapur gibi başarılı ekonomik büyüme hikayeleri var.No leste asiático, temos tido histórias de crescimento económico bem-sucedido, como a Coreia, Taiwan,
Doğu Asya'da Kore, Tayvan, Hong Kong ve Singapur gibi başarılı ekonomik büyüme hikayeleri var.V Vzhodni Aziji poznamo zgodbe o gospodarskem uspehu, kot so Koreja, Tajvan,
Doğu Asya'da Kore, Tayvan, Hong Kong ve Singapur gibi başarılı ekonomik büyüme hikayeleri var.В Восточной Азии есть множество примеров успешного экономического развития, например, Корея, Тайвань,
Doğu Asya'da Kore, Tayvan, Hong Kong ve Singapur gibi başarılı ekonomik büyüme hikayeleri var.В Източна Азия, сме свидетели на успешни истории на икономически растеж, като тези на Корея, Тайван,
Dost olmaya, bireysel hikayelerini dinlemeye başladım.Am început să mă împrietenesc cu ei și am ajuns să le cunosc poveștile personale.
Dost olmaya, bireysel hikayelerini dinlemeye başladım.Comencé a hacer amigos y a conocer sus historias personales.
Dost olmaya, bireysel hikayelerini dinlemeye başladım.Estava a começar a fazer amizades e a conhecer as suas histórias pessoais.
Dost olmaya, bireysel hikayelerini dinlemeye başladım.Ich fand Freunde und erfuhr von persönlichen Geschichten.
Dost olmaya, bireysel hikayelerini dinlemeye başladım.Ik werd vrienden en leerde hun persoonlijke verhalen kennen.
Dost olmaya, bireysel hikayelerini dinlemeye başladım.J'ai commençé à me lier d'amitié et à connaître leurs histoires personnelles.
Dost olmaya, bireysel hikayelerini dinlemeye başladım.저는 그들과 친구가 되고 그들의 개인적인 이야기들을 알게 되었습니다.
Dost olmaya, bireysel hikayelerini dinlemeye başladım.Összebarátkoztunk, és megismertem a személyes történeteiket.
Dost olmaya, bireysel hikayelerini dinlemeye başladım.Sain ystäviä ja opin tuntemaan henkilökohtaisia tarinoita.
Dost olmaya, bireysel hikayelerini dinlemeye başladım.Saya mulai berteman dan mengetahui kisah-kisah pribadi mereka.
Dost olmaya, bireysel hikayelerini dinlemeye başladım.Skamarátila som sa s nimi a spoznala som ich osobné príbehy.
Dost olmaya, bireysel hikayelerini dinlemeye başladım.Spoznavala sem njih in njihove osebne zgodbe.
Dost olmaya, bireysel hikayelerini dinlemeye başladım.Stavo iniziando a fare amicizia e a conoscere le loro storie personali.
Dost olmaya, bireysel hikayelerini dinlemeye başladım.Và tôi bắt đầu tìm hiểu chuyện cá nhân của họ.
Dost olmaya, bireysel hikayelerini dinlemeye başladım.Začala jsem se s nimi přátelit a naslouchat jejich příběhům.
Dost olmaya, bireysel hikayelerini dinlemeye başladım.Zaczęłam się z nimi przyjaźnić i poznawać ich historie.