Ana içeriğe geç
Sözlük

hidrojen ile cümle

hidrojen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Hidrojen kullanımının verimli hale gelebilmesi için, patlama riskinin mutlaka azaltılması gerekmektedir.Om te voorkomen dat brand ontstaat moet het risico van ontbranding geminimaliseerd worden.
Bu yapının iskeleti, molekülün içindeki bazlar arasındaki hidrojen bağlarıyla ortaya çıkar.Ze doet dit door haar atomen tussen de ruimtes binnen de moleculen van dit voorwerp heen te laten bewegen.
Depolanabilirliği, hidrojenin belki de en önemli özelliğidir.Het hart is misschien wel het belangrijkste deel van het parfum.
BMW H2R, BMW'nin hidrojen yakıtlı proje modeli.De BMW H2R is een studiemodel van BMW.
3 Eylül - Kuzey Kore başarılı bir hidrojen bombası denemesi gerçekleştirdi.Noord-Korea claimt een succesvolle ondergrondse kernproef met een waterstofbom te hebben uitgevoerd.
Su, hidrojen ve oksijenden oluşur.Water is gevormd uit waterstof en zuurstof.
Kimyasal sembol olarak 'H', hidrojeni gösterir.Het scheikundige symbool H duidt op waterstof.
Balmer hesaplamaları hidrojenin dört görünür yayılım çizgilerini yüksek doğrulukla öngördü.Równanie Balmera przewiduje z dużą dokładnością cztery widoczne linie absorpcji / emisji wodoru.
Yüksek kısımlarında, Neptün atmosferi %80 hidrojen, ve %19 helyumdan oluşur.Na dużych wysokościach atmosfera Neptuna składa się w 80% z wodoru i 19% z helu.
Hidrojen-4'ün varlığı yayılan protonların belirlenmesiyle kanıtlanır.Obecność wodoru-4 została stwierdzona przez wykrycie emitowanych protonów.
Prostellar halindeki güneşin fotosferi %71.1 hidrojen %27.4 helyum ve %1.5 ağır metal içermekteydi.Słońce w fazie protogwiazdy zawierało przypuszczalnie 71,1% wodoru, 27,4% helu i 1,5% metali.
17 Haziran - Çin, ilk hidrojen bombasını patlattı.17 czerwca – Chiny przeprowadziły pierwszy próbny wybuch bomby wodorowej.
Amerika Birleşik Devletleri ilk hidrojen bombasının denemesini gerçekleştirir.ZSRR przeprowadził pierwszą próbną eksplozję bomby wodorowej.
Hidrojen peroksit (H2O2) soluk mavi renkte; sulandırıldığında ise renksiz hale gelen bir bileşiktir.Wodne roztwory chlorku miedzi(II) są zielone, natomiast w dużym rozcieńczeniu mają barwę niebieską.
HH cisimleri çoğunlukla toplam kütlelerinin %75 ile %25 ini oluşturan helyum ve hidrojen içerir.Obiekty HH składają się głównie z wodoru i helu, które stanowią odpowiednio około 75% i 25% ich masy.
Trityum, kimyasal olarak sıradan hidrojene neredeyse benzeyen bir radyoaktif hidrojen izotopudur.Tryt jest radioaktywnym izotopem wodoru, o niemal identycznych właściwościach chemicznych jak zwyczajny wodór.
İlk atom bombasını 1949'da, ilk hidrojen bombasını 1953'te yaptı.Zdetonowano tu pierwszą radziecką bombę atomową, a w 1953 roku pierwszą radziecką bombę wodorową.
Güneşin yüzde 74 ü hidrojendir kütlesel olarak).17% światła słonecznego.
İçeriği özdeciksel hidrojen (H2), karbon oksitleri, helyum ve 1% tozdan oluşur.Chmura zawiera molekuły wodoru (H2), helu, tlenków węgla oraz około 1% krzemionki.
İki tanesi sıvı oksijen tankı için ve diğerüç tanesi ise sıvı hidrojen tankı içindir.Dwa są dla zbiornika z tlenem, trzy dla wodoru.
1967 - Çin, ilk hidrojen bombasını test etti.1967 – Przeprowadzono pierwszy próbny wybuch chińskiej bomby wodorowej.
Uzayda hidrojen nötral atomik halde bulunur.Wodór atomowy powszechnie występuje w przestrzeni międzygwiazdowej.
Protonlar sonunda da hidrojen atomu oluşmuştur.Większość protonów utworzyła natomiast atomy zwykłego wodoru.
Ancak Fermi Los Alamos'ta hidrojen bombası çalışmalarında danışman olarak çalışmaya devam etti.W tym czasie Feynman uczestniczył w Los Alamos w pracach nad bombą atomową.
Hidrojen teknolojileriWodorowe zużycie metalu
Balın içindeki hidrojen peroksit faal hale sulandırma sonucunda gelir.Ultrafiolet stosowany w solariach ma niekorzystny wpływ na skórę.
Hidrojen peroksitin akmazlık değeri, sudan daha yüksektir.Istotna jest przewaga procesów erozji wodnej zboczy nad akumulacją.
1H %99.98 ile hidrojenin doğada en çok bulunan izotopudur.1H stanowi ponad 99,98% wszystkich atomów wodoru.
Bu sürekli bir hidrojen üretimini mümkün kılar.Możliwa jest w nim produkcja wodoru.
İkincil yapı biyopolimerdeki hidrojen bağları tarafından belirlenir.Osiedle jest położone w obrębie geodezyjnym Mrzeżyno 2.
Aynı yıl, yıldızlararası hidrojeni, iyon halinde keşfetmiştir.W tym samym roku służył jeszcze jako okręt hydrograficzny w pobliżu Malty.
Gelişmiş radyoteleskoplarla hidrojen gazı diğer galaksilerde de belirlenebildi.Med förbättrade radioteleskop kunde också vätgas spåras i andra galaxer.
Deuterium yeryüzündeki hidrojenin %0.0184'nü oluşturur.Deuterium utgör 0,0156 procent av vätet på jorden.
Bu bulutlar çoğunlukla hidrojenden ve % 23–28 helyum ile az miktarda daha ağır öğelerden ibarettir.Dessa moln består huvudsakligen av väte, med ungefär 23–28% helium och en mindre del tyngre ämnen.
Hidrojen ve karbon da, petrol kolası formunda ürün olarak kullanılabilir.Väte och kol i form av petroleumkoks kan också frambringas som petroleumprodukter.
İddialarına göre, "istenildiği anda ve istenildiği kadar hidrojen üretilebilecek".Han kan nu låta sina muskler växa till vilken storlek han vill, närhelst han vill.”
Hidrojenasyon, bir kimyasal reaksiyon sınıfıdır ve organik bileşiklere hidrojen (H2) eklenmesi işlemidir.Dehydrogenering är en kemisk reaktion där vätgas (H2) avlägsnas.
1783 - Montgolfier Kardeşler, hidrojen gazıyla doldurdukları ilk balonu uçurdular.1783 – Den första luftballongflyningen med levande varelser utförs av bröderna Montgolfier i Paris.
Yıldızların çoğu hidrojen yakan sıradan yıldızların oluşturduğu ana dizide bulunur.De flesta stjärnor tillhör huvudserien som består av vanliga vätefusionerande stjärnor.
6 Ocak - Kuzey Kore hidrojen bombası denemesini başarıyla gerçekleştirdiğini açıkladı.6 januari – Nordkorea genomför sin första vätebombprovsprängning.
1967 - Çin, ilk hidrojen bombasını test etti.Den 14 juni 1967 detonerade Kina sin första vätebomb.
Rüzgâr, elektrik üretiminin yanı sıra hidrojen üretiminde de söz sahibi olabilir.En fördel med dessa är att de samtidigt kan producera elström.
Bu demektir ki, birincil yapıdaki iki yan yana kalıntı aynı hidrojen bağı örüntüsünü oluşturmalıdır.Це означає, що два сусідні залишки в первинній структурі повинні сформувати той же тип водневого зв'язку.
Yeterince hidrojen iyonize edilemedi.Гідропотенціал країни використовується недостатньо.
Ana hatta bulunan yıldızların çoğunluğu plazma halinde olan hidrojenden oluşur.Зірки у головній послідовності в основному складаються з водню у стані плазми.
Hidrojen teknolojileriЕнергетика водню
Zaman içinde ortaya çıkmıştır ki hidrojen ve helyum diğer elementlerden çok daha bolluk içindedir.Поступово стало зрозуміло, що у Всесвіті куди більше водню та гелію, ніж будь-яких інших елементів.
Hidrojen-4'ün varlığı yayılan protonların belirlenmesiyle kanıtlanır.Присутність водню-4 визначили, виявивши випускання надлишкових протонів.
Satürn atmosferi %94 hidrojen ve %6 helyumdan oluşmaktadır.В атмосфері Сатурна міститься 94 % водню і 6 % гелію (за об'ємом).
Hidrojen akımındaki karbon dioksit varlığından etkilenmez.Присутність канцерогенних вуглеводнів у воді недопустима.
Norveç’in bir adası Utsira’da hidrojen ekonomisinin denendiği bir pilot proje sürdürülmektedir.Експериментальний проект, що демонструє можливості водневої енергетики, працює на норвезькому острові Утсіра.
Yine -OH grubu sayesinde hidrojen bağı oluşturur.Разом з тим відповідна кількість гідроксильних груп OH− води звільняється.
Dimer Al2H6, katı hidrojen içinde izole edilmiştir.Частково розчиняється в H2SO4 при нагріванні.
Knowles ve Noyori, 1968'de bağımsız olarak geliştirdikleri asimetrik hidrojenasyonun gelişmesiyle başladı.Knowles a Nojori v roce 1968 nezávisle na sobě objevili asymetrickou hydrogenaci.
Gelişmiş radyoteleskoplarla hidrojen gazı diğer galaksilerde de belirlenebildi.S použitím vylepšených dalekohledů bylo také možné sledovat vodíkový plyn i v jiných galaxiích.
HH cisimleri çoğunlukla toplam kütlelerinin %75 ile %25 ini oluşturan helyum ve hidrojen içerir.HH objekty se skládají převážně z vodíku a hélia, které tvoří 75 % a 25 % jejich hmotnosti.
Bütün asitler hidrojen (H+) içerir.Přenášenou částicí je vodíkový kationt (H+).
Alüminyum hidrit, hidrojen yakıtlı araçlarda hidrojenin depolanması için tartışılmıştır.Hydrid sodný byl navržen pro použití k ukládání vodíku pro palivové články ve vozidlech.
Jüpiter ve Satürn'ün atmosferleri asıl olarak hidrojen ve helyumdan oluşur.Atmosféry Jupiteru a Saturnu jsou složeny téměř výhradně z vodíku a helia.
Bu işlem için genellikle Hidrojenasyon denilen yöntem kullanılmaktadır.Nejčastěji se k tomuto účelu využívá proces zvaný hydrogenační rafinace.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod