Tom asla kendisini yorgun hissetmediğini söyledi.Tom said he never felt tired.
Tom baskı hissetmediğini söyledi.Tom said he felt no pressure.
Tom hiçbir baskı hissetmediğini söyledi.Tom said he felt no pressure.
İnsanlar kendilerini tuzağa düşürülmüş hissetmekten nefret ederler.People hate feeling trapped.
Tom, Mary'yi güzel hissettirdi.Tom made Mary feel beautiful.
Katkıda bulunmak iyi hissettirir.It feels good to contribute.
Kendimi biraz oynak hissediyorum.I'm feeling a little frisky.
Korkunun nasıl bir his olduğunu biliyorum.I know what fear feels like.
Bir süre boyunca kendimi çok yalnız hissettim.I felt so alone for a while.
Kendimi o konuda çok iyi hissettim.I felt pretty good about it.
Kilisede olduğumu hissettim.I felt like I was in church.
Kendimi kilise içinde gibi hissettim.I felt like I was in church.
O konuda kendimi bütün gün kötü hissettim.I felt bad about it all day.
Bunun bir sorun teşkil ettiğini hissediyorum.I feel this poses a problem.
Bunun iyi bir nokta olduğunu hissediyorum.I feel this is a good point.
Tam tersini hissediyorum.I feel exactly the opposite.
O konuda kendimi kötü hissetmiyorum.I don't feel bad about that.
Tom kendini tamamen bunalmış hissetti.Tom felt utterly overwhelmed.
Tom öleceğini hissetti.Tom felt he was going to die.
Kendimizi gerçekten rahat hissettik.We really felt comfortable.
Tom nasıl hissettiğini hayal edebiliyor musunuz?Can you imagine how Tom felt?
Tom kendini pek iyi hissetmiyordu.Tom wasn't feeling too good.
Aslında kendimi harika hissediyorum.I'm feeling great actually.
Çocuklarınız için kendimi üzgün hissediyorum.I feel sorry for your kids.
Kendimi onu yapmış gibi hissediyorum.I feel like I've done that.
Kendimi yine evde gibi hissediyorum.I feel like I'm home again.
Doğru zaman olduğunu hissediyorum.I feel it's the right time.
Kendimi takımım hakkında iyi hissediyorum.I feel good about our team.
Kendimi tepeler kadar yaşlı hissediyorum.I feel as old as the hills.
Tom şimdi çok acı hissediyor.Tom now feels a lot of pain.
Tom o hissi iyi bilir.Tom knows that feeling well.
Yeterince iyi olduğumuzu hissediyoruz.We feel we're good enough.
Tom kendini sürekli olarak endişeli hissediyordu.Tom constantly felt anxious.
Ne kadar hisse senedine sahipsiniz?How much stock do you own?
Tom Mary'yi kendine özel hissettirdi.Tom made Mary feel special.
Tom Mary'yi rahat hissettirdi.Tom made Mary feel at ease.
Hislerim gerçek.My feelings are genuine.
Kendimi ölmüş gibi hissettim.It felt like I was dead.
Bacaklarımı hissedemedim.I couldn't feel my legs.
Neden çok başım dönüyor gibi hissediyorum?Why do I feel so dizzy?
O harika bir histi.It was a great feeling.
Kendini iyi hissettirir.It makes you feel good.
Kendimi bir gecekondu sahibi gibi hissettim.I felt like a slumlord.
Kendimi fiziksel olarak hasta hissediyorum.I feel physically sick.
Şimdi tehdit altında hissediyorum.Now I feel threatened.
Ben de aynı hissettim.I felt the same.
İyi bir hissim var.I have a good feeling.
Kendimi genç hissediyorum.I feel young at heart.
Daha enerjik hissediyorum.I feel more energized.
Onların acısını hissedebiliyorum.I can feel their pain.
Biz ivmeyi hissettik.We felt the momentum.
Ben normal hissetmedim.I didn't feel normal.
Kesinlikle kötü hissediyorum.I certainly feel bad.
Daha güvenli hissetmiyoruz.We don't feel safer.
Tom gerçekten kötü hissediyor.Tom really feels bad.
O sadece ürkütücü hissediyor.It just feels eerie.
Ben özgür hissetmek istiyorum.I want to feel free.
Çok kutsanmış hissediyorum.I feel very blessed.
Ben daha rahat hissediyorum.I feel more relaxed.
Ben normal hissetmiyorum.I don't feel normal.