Heykeller Taliban tarafından 2001 yılında dinamitlenerek yok edilmişlerdir.Skulptuurid õhkis märtsis 2001 Taliban.
Afganistan'daki yüzseksen fit uzunluğundaki muhteşem Bamiyan Buda Heykelleri아프가니스탄에 있는 180 피트의 장대한 바미얀 대불상이 탈레반의 공격으로
Afganistan'daki yüzseksen fit uzunluğundaki muhteşem Bamiyan Buda Heykelleri55メートルもある見事なバーミヤンの大仏が タリバンによって爆破されるという事件が起きました
Afganistan'daki yüzseksen fit uzunluğundaki muhteşem Bamiyan Buda Heykelleri Taliban tarafından tahrip edildi.Barniyan Budha yang sangat besar setinggi 180 kaki di Afganistan dihancurkan oleh Taliban.
Afganistan'daki yüzseksen fit uzunluğundaki muhteşem Bamiyan Buda Heykelleri Taliban tarafından tahrip edildi.les magnifiques Bouddhas de Bâmiyân de 50m de haut, en l'Afghanistan, étaient dynamités par les Talibans.
Afganistan'daki yüzseksen fit uzunluğundaki muhteşem Bamiyan Buda Heykelleriהבודהה מבמיאן המדהימים, בגובה שישים מטר באפגניסטן,
Afganistan'daki yüzseksen fit uzunluğundaki muhteşem Bamiyan Buda Heykelleriتمثالا بوذا باميان، في أفغانستان ذو الخمس والخمسين مترا طولا،
Aklıma bronz heykeller geliyor. .- Czy powinniśmy więc doszukiwać się tu powrotu do rzeźb wykonanych z brązu?
Aklıma bronz heykeller geliyor. .Měli bychom zde myslet na sochy vyrobené z bronzu?
Aklıma bronz heykeller geliyor. .То чи мусимо ми думати, що тут є скульптури зроблені з бронзи?
Ama hala heykeller uzerine calisiyordum, ve giderek daha basik boyutlu calismalar yapiyordum.Aber ich arbeitete immer noch mit Skulpturen und ich versuchte wirklich, immer flacher zu werden.
Ama hala heykeller uzerine calisiyordum, ve giderek daha basik boyutlu calismalar yapiyordum. "Caydanlik."Eu continuava a trabalhar em escultura e estava a tentar fazer coisas cada vez mais planas
Ama hala heykeller uzerine calisiyordum, ve giderek daha basik boyutlu calismalar yapiyordum. "Caydanlik."W dalszym ciągu pracowałem nad rzeźbą i starałem się ją coraz bardziej spłaszczać. ,,Dzbanek"
Ama hala heykeller uzerine calisiyordum, ve giderek daha basik boyutlu calismalar yapiyordum.Dar încă mai sculptam şi încercam să fac ceva din ce în ce mai plat.
Ama hala heykeller uzerine calisiyordum, ve giderek daha basik boyutlu calismalar yapiyordum.De még mindig szobrászkodtam, és igazán szerettem volna laposabb dolgokat csinálni.
Ama hala heykeller uzerine calisiyordum, ve giderek daha basik boyutlu calismalar yapiyordum.Ik werkte nog steeds met sculptuur, maar probeerde steeds platter te werken.
Ama hala heykeller uzerine calisiyordum, ve giderek daha basik boyutlu calismalar yapiyordum.하지만 전 계속 조각을 하고 있었습니다, 그리고 점점 더 평면적으로 하려고 했죠.
Ama hala heykeller uzerine calisiyordum, ve giderek daha basik boyutlu calismalar yapiyordum.Mais je travaillais encore à la sculpture, et j'essayais vraiment de faire de plus en plus plat.
Ama hala heykeller uzerine calisiyordum, ve giderek daha basik boyutlu calismalar yapiyordum.Ma stavo ancora lavorando con la scultura, e stavo davvero cercando di "schiacciare" sempre più.
Ama hala heykeller uzerine calisiyordum, ve giderek daha basik boyutlu calismalar yapiyordum.Pero aún seguía trabajando en escultura, y en realidad estaba tratando de hacer cosas cada vez más planas.
Ama hala heykeller uzerine calisiyordum, ve giderek daha basik boyutlu calismalar yapiyordum.Tôi đang sáng tác với tượng điêu khắc, và các tác phẩm của tôi càng lúc càng phẳng.
Ama hala heykeller uzerine calisiyordum, ve giderek daha basik boyutlu calismalar yapiyordum.Но все още работех със скулптура и наистина се опитвах да постигна все по-голяма и по-голяма плоскост.
Ama hala heykeller uzerine calisiyordum, ve giderek daha basik boyutlu calismalar yapiyordum.Я продовжував працювати зі скульптурою, намагаючись зробити її все плоскішою.
Ama hala heykeller uzerine calisiyordum, ve giderek daha basik boyutlu calismalar yapiyordum.Я также работал со скульптурами, и я пытался сделать их как можно тоньше.
Ama hala heykeller uzerine calisiyordum, ve giderek daha basik boyutlu calismalar yapiyordum.למרות הכל, עדיין עבדתי עם פסלים, ואני ניסיתי להגיע לייצוג שטוח יותר.
Ama hala heykeller uzerine calisiyordum, ve giderek daha basik boyutlu calismalar yapiyordum.ولكن كنت لاأزال أعمل على النحت، وكنت أحاول حقا أن أتملق و أتملق.
Ama hala heykeller uzerine calisiyordum, ve giderek daha basik boyutlu calismalar yapiyordum.そしてより平坦にすることに挑戦しています 『ティーポット』です
Antik dönemde Roma'da bu heykellerden onlarcasının bulunduğunu biliyoruz.E sappiamo che vi erano state decine di loro a Roma.
Antik dönemde Roma'da bu heykellerden onlarcasının bulunduğunu biliyoruz.Și știm că au fost zeci de asemenea statui în Roma.
Antik dönemde Roma'da bu heykellerden onlarcasının bulunduğunu biliyoruz.А, як відомо, в Римі їх було безліч.
Antik dönemde Roma'da bu heykellerden onlarcasının bulunduğunu biliyoruz.Мы знаем, что в Риме было множество подобных фигур.
Aşkla ilgili şarkıları, şiirleri, romanları, heykelleri, resimleri, mitleri ve efsaneleri vardır.175以上の社会で人々はこの力強い脳のシステムの証を残してきました
Aşkla ilgili şarkıları, şiirleri, romanları, heykelleri, resimleri, mitleri ve efsaneleri vardır.Ci sono poesie, canzoni, storie, sculture, dipinti, miti , leggende.
Aşkla ilgili şarkıları, şiirleri, romanları, heykelleri, resimleri, mitleri ve efsaneleri vardır.Dalaik, verseik, novelláik, szobraik, festményeik, mítoszaik és legendáik vannak róla.
Aşkla ilgili şarkıları, şiirleri, romanları, heykelleri, resimleri, mitleri ve efsaneleri vardır.De har sånger, dikter, romaner, skulpturer, målningar, myter och legender.
Aşkla ilgili şarkıları, şiirleri, romanları, heykelleri, resimleri, mitleri ve efsaneleri vardır.Exită cântece, poezii, romane, sculpturi, picturi, mituri, legende.
Aşkla ilgili şarkıları, şiirleri, romanları, heykelleri, resimleri, mitleri ve efsaneleri vardır.Họ có bài hát, thơ, tiểu thuyết, điêu khắc, tranh, thần thoại, truyện cổ tích.
Aşkla ilgili şarkıları, şiirleri, romanları, heykelleri, resimleri, mitleri ve efsaneleri vardır.Ils en font des chansons, des poèmes, des romans, des sculptures, des tableaux, des mythes, des légendes.
Aşkla ilgili şarkıları, şiirleri, romanları, heykelleri, resimleri, mitleri ve efsaneleri vardır.Imajo pesmi, poezijo, romane, kipe, slike, mite, legende.
Aşkla ilgili şarkıları, şiirleri, romanları, heykelleri, resimleri, mitleri ve efsaneleri vardır.사람들은 노래, 시, 소설, 조각, 그림, 신화, 전설을 만들어 냅니다.
Aşkla ilgili şarkıları, şiirleri, romanları, heykelleri, resimleri, mitleri ve efsaneleri vardır.Majú piesne, básne, romány, sochy, maľby, mýty, legendy.
Aşkla ilgili şarkıları, şiirleri, romanları, heykelleri, resimleri, mitleri ve efsaneleri vardır.Mamy piosenki, wiersze, powieści, rzeźby, obrazy, mity, legendy.
Aşkla ilgili şarkıları, şiirleri, romanları, heykelleri, resimleri, mitleri ve efsaneleri vardır.Sie haben Lieder, Gedichte, Romane, Skulpturen, Gemälde, Mythen, Legenden.
Aşkla ilgili şarkıları, şiirleri, romanları, heykelleri, resimleri, mitleri ve efsaneleri vardır.Tvoří písně, básně, povídky, sochy, obrazy, mýty, legendy.
Aşkla ilgili şarkıları, şiirleri, romanları, heykelleri, resimleri, mitleri ve efsaneleri vardır.Ze hebben liedjes, gedichten, romans, sculpturen, schilderijen, mythen, legenden.
Aşkla ilgili şarkıları, şiirleri, romanları, heykelleri, resimleri, mitleri ve efsaneleri vardır.Έχουν τραγούδια, ποιήματα, μυθιστορήματα, γλυπτά, πίνακες, μύθους, θρύλους.
Aşkla ilgili şarkıları, şiirleri, romanları, heykelleri, resimleri, mitleri ve efsaneleri vardır.Есть песни, стихи, романы, скульптуры, картины, мифы, легенды.
Aşkla ilgili şarkıları, şiirleri, romanları, heykelleri, resimleri, mitleri ve efsaneleri vardır.Існують пісні, вірші, скульптури, картини, міфи, легенди.
Aşkla ilgili şarkıları, şiirleri, romanları, heykelleri, resimleri, mitleri ve efsaneleri vardır.Създават песни, стихове, романи, скулптури, картини, митове и легенди.
Aşkla ilgili şarkıları, şiirleri, romanları, heykelleri, resimleri, mitleri ve efsaneleri vardır.יש פיזמונים, שירים, סיפורים, פסלים, ציורים, מיתוסים, אגדות.
Aşkla ilgili şarkıları, şiirleri, romanları, heykelleri, resimleri, mitleri ve efsaneleri vardır.ولديهم أغانى و أشعار وروايات و تماثيل و لوحات وأساطير و حكايات
Aşkla ilgili şarkıları, şiirleri, romanları, heykelleri, resimleri, mitleri ve efsaneleri vardır.佢哋有歌曲,詩歌,小說,雕塑,繪畫,神話,傳說。
Aslında bu heykellerin çoğunun kazı sırasında arkaları dümdüz bulunmuş--cam kadar düz...De fapt, multe dintre statui, când le excavezi, spatele e perfect neted -- neted aproape ca sticla.
Aslında bu heykellerin çoğunun kazı sırasında arkaları dümdüz bulunmuş--cam kadar düz...In feite zijn veel beelden, als je ze opgraaft, volkomen glad -- bijna als glas.
Aslında bu heykellerin çoğunun kazı sırasında arkaları dümdüz bulunmuş--cam kadar düz...사실 많은 석상들은 발굴당시 뒷면이 아주 매끄러웠답니다. 거의 유리처럼요.
Aslında bu heykellerin çoğunun kazı sırasında arkaları dümdüz bulunmuş--cam kadar düz...Всъщност повечето от статуите, когато се дълбае в тях, задната част е напълно гладка, почти като стъкло.
Aslında bu heykellerin çoğunun kazı sırasında arkaları dümdüz bulunmuş--cam kadar düz...На самом деле, спины многих статуй при раскопке абсолютно гладкие — как стекло.
Aslında bu heykellerin çoğunun kazı sırasında arkaları dümdüz bulunmuş--cam kadar düz...למעשה, ברבים מהפסלים, כאשר מוציאים אותם מהאדמה, הגב חלק לחלוטין -- ממש כמו זכוכית.
Aslında bu heykellerin çoğunun kazı sırasında arkaları dümdüz bulunmuş--cam kadar düz...فى الواقع، أغلب التماثيل عند إستكشافها، مؤخرتها ناعمة جداً، كنعومة الزجاج
Aslında bu heykellerin çoğunun kazı sırasında arkaları dümdüz bulunmuş--cam kadar düz...うしろは全くもって滑らかだった ーほとんどガラスのような滑らかさだ でも外に置かれ風雨にさらされること 1000年の後には