heyecanlandı ile cümle
heyecanlandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Hükümetin girişimi halkı, bankaları ve inşaat firmalarını heyecanlandırdı.A government initiative has members of the public, banks and construction companies excited.
Hükümetin bu tavrı eşcinsel toplumu heyecanlandırmış durumda.The gay community is excited by the government's stand.
RCC genel merkezi Saraybosna’da kurulacak, ki bu BH’li yetkilileri heyecanlandıran bir gelişme.The RCC headquarters will be established in Sarajevo, a move that excites BiH authorities.
Heyecanlı bir oyundu.Herkes heyecanlandı.Es war ein spannendes Spiel. Jeder war aufgeregt.
Bu plan beni çok heyecanlandırdı.Dieses Vorhaben begeistert mich.
Hayat üzerine: "Hayat beni heyecanlandırıyor.Drei Beispiele: „Das Leben macht Sinn.
Hatta SSCB'nin doğusu Le Corbusier'i oldukça heyecanlandırmıştı.Die Architektur der Kassena inspirierte auch Le Corbusier.
Fırtınalar çoğu zaman korkutucu ve heyecanlandırıcı olur.Les orages sont à la fois effrayants et excitants.
Ancak yerlerinden, insanı heyecanlandıracak tiz bir sesle öterek ayrılırlar.Ils ruent l’homme (et sa femme) de coups, pillent sa maison.
Ancak yerlerinden, insanı heyecanlandıracak tiz bir sesle öterek ayrılırlar.En cuanto a sus habitantes, se los hace descender de: Los vacceos.
Gezi, James’ın umduğu gibi geçmemişti, yaptığı işler onu heyecanlandırmıyordu.El jefe Ross, tal como era de esperar, no lo hizo.
Korktukları zaman veya heyecanlandıklarında havlarlar.Se utiliza en los momentos de angustia o agitación.
Ancak yerlerinden, insanı heyecanlandıracak tiz bir sesle öterek ayrılırlar.Scolpisce poi dalle pietre gli uomini e li destina nelle terre che a loro assegna.
Heyecanlandığı ve aşık olduğu zamanlar kusar.Tutto ti appare chiaro quando sei innamorato.
Zafer bizi heyecanlandırdı.Победа привела нас в возбуждение.
Okyanusta yüzerken bulunan bir uzay gemisi herkesi heyecanlandırır.كان كل شخص يغادر منطقة الخطر التي أبحر إليـها هو بشجاعة.
"Yatırımcıyı heyecanlandıran teşvikler".«Apoio ao Investidor».
Gezi, James’ın umduğu gibi geçmemişti, yaptığı işler onu heyecanlandırmıyordu.Mattia heeft niets te vrezen, James kent hem namelijk niet.
"Yatırımcıyı heyecanlandıran teşvikler".Model człowieka, w którego zainwestowano”.
Korktukları zaman veya heyecanlandıklarında havlarlar.Na ogół tylko gdy się przestraszy lub rozgniewa.
Ben özellikle çok heyecanlandım.Jag är väldigt exalterad.
Bu durum seyircileri daha da heyecanlandırmaktaydı.Sokkolni akarták a közönséget még élénkebb történetekkel.
Atak sırasında üzücü, heyecanlandırıcı tartışmalardan kaçmak gerekir.Helyette a harc folyamán rövid periódusokra intenzív és elkeseredett harc bontakozott ki.
Bu şarkı ise beni en heyecanlandırandı.Olin hyvin tyytyväinen tähän lauluun. ...
Ancak bunlar, kısa sürede dinleyicilerimizi heyecanlandıran öğeler oldular.Tämä kuitenkin häiritsee jossain määrin oikeita soittajia.
Bu durum seyircileri daha da heyecanlandırmaktaydı.Αυτό χρησιμεύει στο να αυξάνεται το ενδιαφέρον των θεατών.
Ağzından salyaları akar ve heyecanlandığında burnu akardı.Han siklet, og det rant av nesen hans når han var oppskjørtet.
Bu maçtan sonra ise Şener "Hayatımda iki kez heyecanlandım.Det er så kjedelig» («I'd hate to die twice.
Hayat üzerine: "Hayat beni heyecanlandırıyor.彼女の口癖は「人生には刺激がなきゃね」。
Heyecanlandığı zaman, ensesindeki kısa tacı kalkar.當怒氣到達頂點時,腦內的回路會短路。
Bu şarkı ise beni en heyecanlandırandı.מנגינה זו היא הידועה ביותר לשיר זה.
Bu işi bana teklif ettiklerinde çok heyecanlandım.В това се уверих, когато тръгнах в тази кампания.
Ben özellikle çok heyecanlandım.To ju je osobito razbijesnilo.
San Jose Mercury News yazarı Charlie McCollum, sonraki bölümün kesinlikle heyecanlandıracağını yazdı.Charlie McCollum iz San Jose Mercury News opisao je zadnje epizode treće sezone kao "apsolutni užitak".
Gezi, James’ın umduğu gibi geçmemişti, yaptığı işler onu heyecanlandırmıyordu.Toda Jess ne verjame da so se odselili, temveč da se jim je zgodilo nekaj groznega.
Ahh, evet, o zaman ben duş alayım. Heyecanlandın mı?Ah, ja, dus...ik zal een douche nemen. ben je nerveus?
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, longontsteking -- ik kan zien dat je al geïnteresseerd raakt alleen al bij het horen van deze namen.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, Lungenentzündung - ich sehe sie sind begeistert wenn sie auch nur genannt werden.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, viêm phổi -- Tôi có thể thấy rằng các bạn bắt đầu thấy hứng thú, chỉ khi nghe tên của các vấn đề này.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, zapalenie płuc - widzę, że się ekscytujecie już samymi nazwami.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, zápal plic -- vidím, jak jste najednou natěšení, už když vyslovím názvy těchto věcí.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.AIDS, πνευμονία, -- βλέπω ότι ανυπομονείτε, και μόνο στο άκουσμα αυτών των πραγμάτων.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.에이즈, 폐렴 등등. 여러분들이 이런 단어를 듣는 것만으로 귀가 쫑긋 서는 것이 제 눈에 보입니다.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.--l'AIDS, la polmonite-- e posso vedere la vostra attenzione accendersi al solo nominarli.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.SIDA, neumonía; se que ustedes se entusiasman tan sólo con nombrar estas cosas.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.SIDA, pneumonia-- vad ca deveniti interesati doar la auzul acestor probleme.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.SIDA, pneumonia -- vejo que começam a ficar entusiasmados, apenas com o simples nome dessas coisas.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.СПИД, пневмония -- Я вижу, что вы взволнованы уже от самих названий.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.СПИН, пневмония -- виждам как се оживявате, при самото споменаване на тези неща.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.איידס, דלקת-ריאות - אני רואה כמה אתם מתרגשים, רק מעצם ציון שמות הדברים האלה.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.- الإيدز, والإلتهاب الرئوي - ويمكنني أن أرى الإثارة التي تبدو عليكم, بمجرد ذكر هذه الأمراض.
AIDS, zatürre -- buradan sadece isimleri söylememle ne kadar heyecanlandığınızı görebiliyorum.興奮してきているのがわかりますよ。 これらの問題解決には、幅広い技能を必要とします。
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Aber ich war begeistert und so machte ich weiter.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Ale bol som nadšený, a tak som pokračoval.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Byl jsem ale nadšený a tak jsem pokračoval.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Dar eram entuziasmat, aşa că am continuat.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.De izgatott voltam, úgyhogy folytattam.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.하지만 저는 흥분되었고, 계속해 나갔죠.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Maar ik vond het spannend, dus ik ging door.
Ama çok heyecanlandım, ve devam ettim.Ma ero esaltato, e quindi ho continuato.