heyecanlandı ile cümle

heyecanlandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
11
ORT. KELİME
Böyle bir şeyi ucundan da olsa görebilmek beni gerçekten çok heyecanlandırıyor.Με ενθουσιάζει αυτή η σκέψη με κεφαλαία γράμματα.
Böyle bir şeyi ucundan da olsa görebilmek beni gerçekten çok heyecanlandırıyor.Възхищавам се на проявленията на това глобално мислене.
Böyle bir şeyi ucundan da olsa görebilmek beni gerçekten çok heyecanlandırıyor.Меня восхищают проявления этого более глобального мышления.
Böyle bir şeyi ucundan da olsa görebilmek beni gerçekten çok heyecanlandırıyor.אני נלהב כשאני מביט בהתעצמות הזו.
Böyle bir şeyi ucundan da olsa görebilmek beni gerçekten çok heyecanlandırıyor.انا متحمس عندما ألمح هذا النوع من التفكير في أوضح صوره.
Böyle bir şeyi ucundan da olsa görebilmek beni gerçekten çok heyecanlandırıyor.僕が見たいのはすべての制約から切り離された理想主義だ
Böylece bu fikirden çok heyecanlandık, ve tam olarak neye benzeyeceği hakkında konuşmaya başladık.Asadar eram incantati de ideea aceasta, si am inceput sa vorbim depre ea si cum va arata mai exact.
Böylece bu fikirden çok heyecanlandık, ve tam olarak neye benzeyeceği hakkında konuşmaya başladık.Así que nos entusiasmamos con esta idea y comenzamos a hablar de exactamente cómo se vería.
Böylece bu fikirden çok heyecanlandık, ve tam olarak neye benzeyeceği hakkında konuşmaya başladık.Byli jsme tímto nápadem nadšeni a začali jsme mluvit o tom, jak přesně by to mělo vypadat.
Böylece bu fikirden çok heyecanlandık, ve tam olarak neye benzeyeceği hakkında konuşmaya başladık.Byliśmy podekscytowani pomysłem, i zaczęliśmy rozmowy o tym, jak dokładnie miałoby to wyglądać.
Böylece bu fikirden çok heyecanlandık, ve tam olarak neye benzeyeceği hakkında konuşmaya başladık.Diese Idee fanden wir also ziemlich toll, und wir begannen Gespräche über ihr tatsächliches Aussehen.
Böylece bu fikirden çok heyecanlandık, ve tam olarak neye benzeyeceği hakkında konuşmaya başladık.Dus we waren enthousiast over dat idee, en we gingen bespreken hoe het er precies uit moest komen te zien.
Böylece bu fikirden çok heyecanlandık, ve tam olarak neye benzeyeceği hakkında konuşmaya başladık.Ficámos muito entusiasmados com esta ideia e começámos a analisar os pormenores concretos.
Böylece bu fikirden çok heyecanlandık, ve tam olarak neye benzeyeceği hakkında konuşmaya başladık.Insomma, questa idea ci piaceva molto e abbiamo iniziato a discutere di come metterla insieme.
Böylece bu fikirden çok heyecanlandık, ve tam olarak neye benzeyeceği hakkında konuşmaya başladık.저희는 그런 아이디어에 반했고, 이것을 만들면 어떤 형태가 될 것인지 얘기해보기 시작했습니다
Böylece bu fikirden çok heyecanlandık, ve tam olarak neye benzeyeceği hakkında konuşmaya başladık.Nous étions excités par cette idée, et nous avons regardé exactement à quoi elle pourrait ressembler.
Böylece bu fikirden çok heyecanlandık, ve tam olarak neye benzeyeceği hakkında konuşmaya başladık.Så vi var begejstrede for ideen, og vi begyndte at diskutere præcis hvordan den skulle se ud.
Böylece bu fikirden çok heyecanlandık, ve tam olarak neye benzeyeceği hakkında konuşmaya başladık.Szóval minket nagyon izgatott ez az ötlet, és elkezdtünk beszélgetni arról, hogy pontosan hogy fog kinézni.
Böylece bu fikirden çok heyecanlandık, ve tam olarak neye benzeyeceği hakkında konuşmaya başladık.Έτσι, ήμασταν ενθουσιασμένοι με την ιδέα κι αρχίσαμε να συζητάμε για το πώς ακριβώς θα έμοιαζε.
Böylece bu fikirden çok heyecanlandık, ve tam olarak neye benzeyeceği hakkında konuşmaya başladık.Така че, бяхме доста развълнувани от тази идея и започнахме да обсъждаме точно как ще изглежда.
Böylece bu fikirden çok heyecanlandık, ve tam olarak neye benzeyeceği hakkında konuşmaya başladık.Тож нас зацікавила ця ідея і ми почали обговорювати, який саме вигляд матиме машина.
Böylece bu fikirden çok heyecanlandık, ve tam olarak neye benzeyeceği hakkında konuşmaya başladık.Эта идея нас настолько воодушевила, что мы принялись обсуждать, как она будет выглядеть в деталях.
Böylece bu fikirden çok heyecanlandık, ve tam olarak neye benzeyeceği hakkında konuşmaya başladık.אז התלהבנו מהרעיון הזה, והתחלנו לחשוב על איך בדיוק היא תיראה.
Böylece bu fikirden çok heyecanlandık, ve tam olarak neye benzeyeceği hakkında konuşmaya başladık.وقد تحمسنا لهذه الفكرة وبدأنا بالحديث عن شكلها النهائي
Böylece bu fikirden çok heyecanlandık, ve tam olarak neye benzeyeceği hakkında konuşmaya başladık.どんな形にするのか あれこれ話し合い 必須条件をまとめて行きました
Böylelikle, bilim insanları çok heyecanlandılar, ve tek bir onkogen bunu yapabilir, dediler.A quel punto, gli studiosi erano entusiasti e si sono detti che era un singolo oncogene a farlo.
Böylelikle, bilim insanları çok heyecanlandılar, ve tek bir onkogen bunu yapabilir, dediler.De wetenschappers vonden het spannend: "Eén enkel oncogeen volstaat."
Böylelikle, bilim insanları çok heyecanlandılar, ve tek bir onkogen bunu yapabilir, dediler.Die Wissenschaftler waren sehr aufgeregt und sagten: "Ein einzelnes Onkogen schafft das.
Böylelikle, bilim insanları çok heyecanlandılar, ve tek bir onkogen bunu yapabilir, dediler.과학자들은 매우 흥분했죠. 그리고 그들은 하나의 종양유전자가 그런 결과를 초래할 수 있다고 말했습니다.
Böylelikle, bilim insanları çok heyecanlandılar, ve tek bir onkogen bunu yapabilir, dediler.Les scientifiques ont été très enthousiastes, ils se sont dit, un oncogène seul peut le faire.
Böylelikle, bilim insanları çok heyecanlandılar, ve tek bir onkogen bunu yapabilir, dediler.Los científicos se estusiasmaron, y dijeron que un único oncogén podía lograrlo.
Böylelikle, bilim insanları çok heyecanlandılar, ve tek bir onkogen bunu yapabilir, dediler.Naukowcy byli podekscytowani i orzekli, że jeden onkogen wystarczy.
Böylelikle, bilim insanları çok heyecanlandılar, ve tek bir onkogen bunu yapabilir, dediler.Oamenii de ştiinţă au fost foarte entuziasmaţi. Au concluzionat că o singură genă oncogenă poate face asta.
Böylelikle, bilim insanları çok heyecanlandılar, ve tek bir onkogen bunu yapabilir, dediler.Os cientistas ficaram muito excitados e disseram que um único oncogene era suficiente.
Böylelikle, bilim insanları çok heyecanlandılar, ve tek bir onkogen bunu yapabilir, dediler.Vì vậy, các nhà khoa học đã rất phấn khích, và họ nói, một gen sinh ung đơn lẻ có thể gây ra điều này.
Böylelikle, bilim insanları çok heyecanlandılar, ve tek bir onkogen bunu yapabilir, dediler.Οι επιστήμονες ενθουσιάστηκαν και αποφάνθηκαν πως ένα ογκογονίδιο, μπορεί να το κάνει αυτό.
Böylelikle, bilim insanları çok heyecanlandılar, ve tek bir onkogen bunu yapabilir, dediler.Учените били много развълнувани и казали, че един онкоген върши всичко.
Böylelikle, bilim insanları çok heyecanlandılar, ve tek bir onkogen bunu yapabilir, dediler.Учёные были потрясены этим открытием. Они сказали: "Это произошло от одного онкогена.
Böylelikle, bilim insanları çok heyecanlandılar, ve tek bir onkogen bunu yapabilir, dediler.המדענים התרגשו מאד, ואמרו שאונקוגן אחד מסוגל לעשות את זה.
Böylelikle, bilim insanları çok heyecanlandılar, ve tek bir onkogen bunu yapabilir, dediler.شعر العلماء بالإثارة وقالوا أن جين سرطاني واحد يستطيع عمل هذا.
Böylelikle, bilim insanları çok heyecanlandılar, ve tek bir onkogen bunu yapabilir, dediler.がん遺伝子 一つで癌ができる がん遺伝子たった一つが 癌の原因だとしたのです
Böylelikle bir nesneye baktığınız zaman heyecanlandığınızı veya uyarıldığınızı anlayabilirim.Así puedo determinar, cuando están mirando algo, si se excitan o no ¿de acuerdo?
Böylelikle bir nesneye baktığınız zaman heyecanlandığınızı veya uyarıldığınızı anlayabilirim.Így meg tudjuk állapítani, hogy ha ránézel valamire, izgalmi állapotba kerülsz vagy nem.
Böylelikle bir nesneye baktığınız zaman heyecanlandığınızı veya uyarıldığınızı anlayabilirim.그래서 저는 여러분이 무언가를 보고있을 때, 자극을 받았는지, 흥분했는지 아닌지를 알 수 있는 것이죠.
Böylelikle bir nesneye baktığınız zaman heyecanlandığınızı veya uyarıldığınızı anlayabilirim.Można w ten sposób ustalić, czy dany widok pobudza, podnieca, czy też nie.
Böylelikle bir nesneye baktığınız zaman heyecanlandığınızı veya uyarıldığınızı anlayabilirim.Näin voin päätellä, milloin potilas katselee jotain jännittävää tai kiihottavaa.
Böylelikle bir nesneye baktığınız zaman heyecanlandığınızı veya uyarıldığınızı anlayabilirim.Posso concluir, quando olham para qualquer coisa, se estão emocionados ou se estão excitados ou não.
Böylelikle bir nesneye baktığınız zaman heyecanlandığınızı veya uyarıldığınızı anlayabilirim.Pot stabili, când priveşti ceva, dacă eşti emoţionat sau excitat sau nu.
Böylelikle bir nesneye baktığınız zaman heyecanlandığınızı veya uyarıldığınızı anlayabilirim.Quindi posso determinare, mentre guardate qualcosa, se siete eccitati o meno, ok?
Böylelikle bir nesneye baktığınız zaman heyecanlandığınızı veya uyarıldığınızı anlayabilirim.Så jag kan avgöra, när du ser på något, huruvida du blir exalterad eller upphetsad, eller inte, okej?
Böylelikle bir nesneye baktığınız zaman heyecanlandığınızı veya uyarıldığınızı anlayabilirim.Takže když se na něco díváte, já můžu určit, jestli vás to vzrušuje nebo dráždí nebo ne, rozumíte?
Böylelikle bir nesneye baktığınız zaman heyecanlandığınızı veya uyarıldığınızı anlayabilirim.Takže keď sa na niečo pozeráte, dokážem stanoviť, či ste rozrušený alebo či ste vybudený alebo nie, hej?
Böylelikle bir nesneye baktığınız zaman heyecanlandığınızı veya uyarıldığınızı anlayabilirim.Zo gaan we na of je van visuele stimuli opgewonden raakt, of iets je prikkelt of niet.
Böylelikle bir nesneye baktığınız zaman heyecanlandığınızı veya uyarıldığınızı anlayabilirim.Έτσι μπορώ να προσδιορίσω, όταν κοιτάς κάτι, αν είσαι ταραγμένος ή αν είσαι σε διέγερση ή όχι, εντάξει;
Böylelikle bir nesneye baktığınız zaman heyecanlandığınızı veya uyarıldığınızı anlayabilirim.И так я могу установить, когда вы на что-то смотрите, то вы возбуждены, или взбудоражены, или нет, верно?
Böylelikle bir nesneye baktığınız zaman heyecanlandığınızı veya uyarıldığınızı anlayabilirim.По този начин мога да определя, когато гледате нещо, дали сте развълнувани и дали сте възбудени или не, ОК?
Böylelikle bir nesneye baktığınız zaman heyecanlandığınızı veya uyarıldığınızı anlayabilirim.Тож я можу визначити, коли ви дивитесь на що-небудь, чи ви збуджені через це, чи ні. Гаразд?
Böylelikle bir nesneye baktığınız zaman heyecanlandığınızı veya uyarıldığınızı anlayabilirim.אז אני יכול לבדוק, כשאתם מסתכלים על משהו, האם אתם נרגשים או מגורים או לא, אוקיי?
Böylelikle bir nesneye baktığınız zaman heyecanlandığınızı veya uyarıldığınızı anlayabilirim.وبذلك أستطيع أن أحدد، عندما تنظر إلى شيء إذا كنت متحمس أو مثار أم لا، حسنا؟
Böylelikle bir nesneye baktığınız zaman heyecanlandığınızı veya uyarıldığınızı anlayabilirim.興奮しているとか 欲情しているかいないかとかいうことです それにはまた後で触れます

İlgili Sayfalar