Hatta onun hakkında konuşurken sen heyecanlanıyorsun?!Även när man pratar om honom så blir du upphetsad?!
Hatta onun hakkında konuşurken sen heyecanlanıyorsun?!Chiar si simpla converstie legata de el te incita, nu?
Hatta onun hakkında konuşurken sen heyecanlanıyorsun?!Dokonca aj hovorenie o ňom ťa vzrušuje?!
Hatta onun hakkında konuşurken sen heyecanlanıyorsun?!Dokonce jenom mluvení o něm tě dokáže takhle vzrušit?!
Hatta onun hakkında konuşurken sen heyecanlanıyorsun?!Du bist aufgeregt wenn wir über ihn reden?!
Hatta onun hakkında konuşurken sen heyecanlanıyorsun?!Même parler de lui t'enflammes ?!
Hatta onun hakkında konuşurken sen heyecanlanıyorsun?!Nawet rozmowa o nim sprawia że się ekscytujesz?!
Hatta onun hakkında konuşurken sen heyecanlanıyorsun?!Nói chuyện về cậu ta thôi mà cậu cũng sôi nổi thế à?
Hatta onun hakkında konuşurken sen heyecanlanıyorsun?!Ti eccita anche solo parlare di lui?
Hatta onun hakkında konuşurken sen heyecanlanıyorsun?!Ακόμη και το να μιλάς γι'αυτόν σε κάνει να ενθουσιάζεσαι;
Hatta onun hakkında konuşurken sen heyecanlanıyorsun?!Даже разговор о нем волнует тебя?
Hatta onun hakkında konuşurken sen heyecanlanıyorsun?!Дори и като говорим за него се развълнуваш?!
Hatta onun hakkında konuşurken sen heyecanlanıyorsun?!רק לדבר עליו, גורם לך להתרגשות?
Hatta onun hakkında konuşurken sen heyecanlanıyorsun?!حتى في التحدث عنه مثير؟
Hatta onun hakkında konuşurken sen heyecanlanıyorsun?!そんなに好き?
Hayal gücü, eski kısıtlarından kurtarıldı. Ve bu, beni gerçekten heyecanlandırıyor.Imaginaţia s-a eliberat de vechile constrângeri şi asta chiar mã încântă.
Hayır ama şimdi heyecanlanmanın sırası değil.En, mutta nyt ei ole aikaa jahkailla.
Hayır ama şimdi heyecanlanmanın sırası değil.Não, mas não há tempo para entrarmos em pânico.
Hayır ama şimdi heyecanlanmanın sırası değil.Nej, men vi har ikke tid til at tøve.
Hayır ama şimdi heyecanlanmanın sırası değil.Nej, men vi har inte tid att tveka.
Hayır ama şimdi heyecanlanmanın sırası değil.Nie, ale nie mamy czasu na rozterki.
Hayır ama şimdi heyecanlanmanın sırası değil.No, ma non abbiamo tempo per perderci in chiacchiere.
Hayır ama şimdi heyecanlanmanın sırası değil.No, pero no podemos quedarnos parados.
Hayır ama şimdi heyecanlanmanın sırası değil.Όχι, αλλά δεν έχουμε χρόνο να χαζολογούμε.
Hayır ama şimdi heyecanlanmanın sırası değil.Нет, но мы не можем терять время даром!
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.Am ajuns să ne ambalăm cu toţii pentru aceste atacuri dramatice.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.Chúng ta tiến tới quan tâm hơn tới các vụ tấn công kinh hoàng.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.Hemos evolucionado para emocionarnos con estos ataques dramáticos.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.크리스 앤더슨: 우리는 그런 극적인 공격에 대해선
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.Noi ci siamo evoluti per essere agitati da questi attacchi drammatici.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.Nous avons évolué pour être impressionnés par ces attaques dramatiques.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.Sme vyvinutí tak, aby sme boli znepokojení týmito dramatickými udalosťami.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.Úgy fejlődtünk, hogy izgatottak legyünk ezektől a drámai eseményektől.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.Vi har udviklet os til at blive ophidset over disse dramatiske angreb.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.Vyvinuli jsme se abychom byli vzrušení z těchto dramatických události.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.We zijn geëvolueerd om ons op te winden over deze dramatische aanslagen.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.Wir haben uns weiterentwickelt, bloß um uns über diese dramatischen Angriffe aufzuregen.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.Έχουμε εξελιχθεί να μαγνητιζόμαστε από τέτοιες δραματικές επιθέσεις.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.КА:
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.Мы исторически предрасположены сильно переживать из за этих драматичных нападений.
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.כריס: התפתחנו להתלהב נורא
Hepimiz bu dramatik saldırılar karşısında heyecanlanmak için evrimleştik.كريس: لقد تطورنا لنصبح جميعاً مُثارين
Heyecanla beklediğimiz şey.. (Alkışlar)Ce que nous attendons avec impatience, c'est -- (Applaudissements)
Heyecanla beklediğimiz şey.. (Alkışlar)Ciò che desideriamo (Applausi)
Heyecanla beklediğimiz şey.. (Alkışlar)우리가 기대하는 것은 (박수)
Heyecanla beklediğimiz şey.. (Alkışlar)Waar we naar uitkijken is -- (Applaus)
Heyecanla beklediğimiz şey.. (Alkışlar)Wir wollen aber nicht nur -- (Beifall)
Heyecanla beklediğimiz şey.. (Alkışlar)Αυτό στο οποίο ανυπομονούμε είναι -- (Χειροκρότημα)
Heyecanla beklediğimiz şey.. (Alkışlar)Те, чого ми очікуємо з нетерпінням... (Оплески)
Heyecanla beklediğimiz şey.. (Alkışlar)הדבר שאנחנו מצפים לו -- (מחיאות כפיים)
Heyecanla beklediğimiz şey.. (Alkışlar)ما نتطلع إليه الآن هو -- ( تصفيق )
Heyecanla beklediğimiz şey.. (Alkışlar)(拍手) 私が言いたいことは・・・
Heyecanla bekliyorum.Aku akan menantikannya.
Heyecanla bekliyorum.De abia astept.
Heyecanla bekliyorum.Ich freue mich drauf.
Heyecanla bekliyorum.Ik kijk er naar uit.
Heyecanla bekliyorum.Jag ser fram emot det.
Heyecanla bekliyorum.Je suis impatient de voir ça.
Heyecanla bekliyorum.Mình đang mong đợi nó đấy.
Heyecanla bekliyorum.Nie mogę się doczekać aby to zobaczyć