heyecanlı ile cümle
heyecanlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
New York Times'dan heyecanlı telefonlar ve e-postalar.Dus vele telefoontjes en e-mails van de New York Times.
New York Times'dan heyecanlı telefonlar ve e-postalar.Et donc une vague d'appels téléphoniques et de courriels du New York Times.
New York Times'dan heyecanlı telefonlar ve e-postalar.Houve uma enchente de telefonemas e "emails" do New York Times.
New York Times'dan heyecanlı telefonlar ve e-postalar.Jadi telepon dan e-mail berdatangan dari New York Times.
New York Times'dan heyecanlı telefonlar ve e-postalar.그래서 뉴욕 타임즈로 부터 몇차례의 전화와 이메일을 주고받은뒤에
New York Times'dan heyecanlı telefonlar ve e-postalar.Recibí torrentes de llamadas y correos electrónicos del New York Times.
New York Times'dan heyecanlı telefonlar ve e-postalar.Telefonok és emailek kavalkádja a New York Times-tól.
New York Times'dan heyecanlı telefonlar ve e-postalar.Valanga di telefonate ed email dal New York Times.
New York Times'dan heyecanlı telefonlar ve e-postalar.Więc zalew telefonów i maili z New York Timesa.
New York Times'dan heyecanlı telefonlar ve e-postalar.Βροχή από τηλεφωνήματα και email από τους Τάιμς της Νέας Υόρκης.
New York Times'dan heyecanlı telefonlar ve e-postalar.Из "Нью-Йорк Таймс"пошел поток телефонных звонков и имейлов.
New York Times'dan heyecanlı telefonlar ve e-postalar.И така лавина от телефонни разговори и имейли от "Ню Йорк Таймс".
New York Times'dan heyecanlı telefonlar ve e-postalar.הייתי כל כך נרגש מהטלפונים והמיילים מהניו-יורק טיימס.
New York Times'dan heyecanlı telefonlar ve e-postalar.لذا هاتفته وارسلت له عدة رسائل الكترونية الى مكتبه في النيويورك تايمز
New York Times'dan heyecanlı telefonlar ve e-postalar.気が付いたら肯定的な全面記事になりました
Neyin var? Heyecanlı mısın?Τι; Μήπως σε έχει πιάσει νευρικότητα;
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.A James le dieron el papel de José, lo que nos tenía encantados. Considerábamos que era un papel protagónico.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.Ale James dostal roli Josefa, z čehož jsme byli zcela u vytržení.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.În fine, James l-a jucat pe Iosif și ne-am bucurat. Consideram că e unul din rolurile principale.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.아이가 아주 신나서 있더라고요.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.Nativity II. James speelde Jozef en daar waren we opgewonden over.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.(Risos) Mas o James fez o papel de José, pelo que ficámos maravilhados.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.Αλλά ο Τζέιμς πήρε το ρόλο του Ιωσήφ, για τον οποίο ήμασταν όλοι ενθουσιασμένοι.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.Но Джеймс получи ролята на Йосиф, и ние бяхме развълнувани от това.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık."Рождество-2". Джеймс получил роль Иосифа, мы были очень рады.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.אז ג'יימס שיחק את יוסף, ואנו נורא התרגשנו.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.ما أثارنا جدا.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.ヨゼフは重要な役の1つだと思っていましたから
Niye? Okulu ekiyormuş gibi olmamız eğlenceli ve heyecanlı değil mi?Lise de hiç yapamamıştık bunu.Γιατί; Δεν είναι συναρπαστικό και διασκεδαστικό σαν να κάνουμε κοπάνα, πράγμα που δεν κάναμε ποτέ στο λύκειο;
Niye? Okulu ekiyormuş gibi olmamız eğlenceli ve heyecanlı değil mi?Lise de hiç yapamamıştık bunu.لماذا؟ أليس الأمر مثير للحماس كما لو أننا نتخلف عن الصف, و هو الأمر الذي لم نتمكن من فعله في المدرسة الثانوية؟
Niye? Okulu ekiyormuş gibi olmamız eğlenceli ve heyecanlı değil mi?Lise de hiç yapamamıştık bunu.違反したことないって?
O kadar heyecanlıyım ki. Kahire'de birlikte olacağım kadınlar카이로에서 만날 여성들에게 큰 감동을 받았어요
O kadar heyecanlıyım ki. Kahire'de birlikte olacağım kadınlarV-day参加者で 中東で初の女性保護施設を
O kadar heyecanlıyım ki. Kahire'de birlikte olacağım kadınlarואני מאוד נרגשת מכך שאפגוש בקהיר נשים
O kadar heyecanlıyım ki. Kahire'de birlikte olacağım kadınlarوأنا مُثارة بشدة لأنني سألتقي بنساء في القاهرة
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Annyira izgatott vagyok, apait-anyait beleadok az óraterveimbe.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Bol som taký horlivý, že som dával do prípravy hodín úplne všetko.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Estava tão empolgado, estou a debruçar-me sobre os meus planos de aula.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Ich bin so aufgeregt, dass ich mich richtig in die Lehrpläne reinhänge.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Ik ben zo opgewonden, ik stort me helemaal op mijn lessen.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Jag är så entusiastisk, lägger ner min själ i lektionsplaneringen.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Je suis si excité que je m'investis à fond dans mes projets de leçons.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.너무 흥분되었고 수업 계획을 만드는 데에 몰두했죠.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Muy entusiasmado, dando todo de mí en la planificación de las lecciones.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Saya sangat bersemangat, Saya mencurahkan diri kedalam rencana pembelajaran saya.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Sono trepidante, metto tutto me stesso nel programmare le lezioni.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Zelo sem navdušen in res se potrudim za svoje učne ure.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Είμαι τόσο ενθουσιασμένος, που βάζω όλο μου τον εαυτό στα σχέδια μου για το μάθημα.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Давам всичко от себе си в уроците.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Я вдохновлён и вкладываю в урок всю душу.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.Я в захваті і вкладаю всю душу в підготовку до занять.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.אני כל-כך נרגש, שאני משקיע את כל-כולי בתכנון השיעור.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.و متحمس ، باشرت بوضع مخططاتي للدروس التي سوف أدرّسها.
O kadar heyecanlıyım ki kendimi tamamen ders planlarına adamış bir haldeyim.ところが生徒達は全然理解していないという
Okulu ekiyormuş gibi olmamız eğlenceli ve heyecanlı değil mi?Lise de hiç yapamamıştık bunu.Är det inte roligt som om vi skolkade, vilket vi aldrig gjorde i gymnasiet?
Okulu ekiyormuş gibi olmamız eğlenceli ve heyecanlı değil mi?Lise de hiç yapamamıştık bunu.Chẳng phải rất rùng rợn và vui như là ta đang đào hào?
Okulu ekiyormuş gibi olmamız eğlenceli ve heyecanlı değil mi?Lise de hiç yapamamıştık bunu.Ist es nicht aufregend und lustig, als ob wir blau machen - was wir in unserer Schulzeit nicht haben.
Okulu ekiyormuş gibi olmamız eğlenceli ve heyecanlı değil mi?Lise de hiç yapamamıştık bunu.N'est-ce pas amusant et excitant, comme si nous séchons les cours, alors qu'on ne l'a jamais fait au lycée ?
Okulu ekiyormuş gibi olmamız eğlenceli ve heyecanlı değil mi?Lise de hiç yapamamıştık bunu.Nu e distractiv? Ca si cand am chiuli. Daca tot n-am apucat sa facem asta in liceu.
Okulu ekiyormuş gibi olmamız eğlenceli ve heyecanlı değil mi?Lise de hiç yapamamıştık bunu.Разве это не волнующее и забавно, как будто мы прогуливаем - то, что никогда не делали в средней школе?