Ana içeriğe geç
Sözlük

heyecan ile cümle

heyecan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
O anda Boston'da olmak müthiş heyecan vericiydi.It was tremendously exciting to be in Boston at that time.
Tom çok heyecanlı görünüyor.Tom seems to be very excited.
Tom yaklaşan oyun hakkında heyecanlı.Tom is excited about the upcoming game.
Tom onun ne kadar heyecan verici olduğunu anlatamaz.Tom can't describe how exciting it was.
Tom Mary'nin söylemek zorunda olduğu şeyi herhangi bir heyecan göstermeden dinledi.Tom listened to what Mary had to say without showing any emotion.
Tom Mary'nin yüzündeki görüntüye bakarak onun çok heyecanlı olduğunu söyleyebiliyordu.Tom could tell by the look on Mary's face that she was very excited.
Dedektiflik hikayelerini hep baştan sona okurum, çok heyecan verici!I always read detective stories from cover to cover; they're so exciting!
Bert'in biseksüalitesi Tom'u rahatsız ediyordu ve Mary'yi heyecanlandırıyordu.Bert's bisexuality was troubling Tom and excited Mary.
Tom Mary'nin çok heyecanlanmasını istemiyor.Tom doesn't want Mary to get too excited.
Bu heyecanlandırıcı bir sahne.That's a heartwarming scene.
En heyecanlı anda herkes çok gergin görünüyordu.In the most thrilling moment, everyone looked very tense.
Onlar son derece heyecanlıydılar.They were extremely excited.
Ben çok heyecanlıydım!I was so excited!
O çok heyecan vericidir!That is very exciting!
İlk kez İtalya'da olmaktan heyecanlı mısınız?Are you excited about being in Italy for the first time?
İnsanlar heyecanlandıklarında seslerini yükseltmeye eğilimlidirler.People tend to raise their voices when they get excited.
İnsanlar heyecanlandıklarında daha yüksek sesle konuşma eğilimleri vardır.People have the tendency to speak more loudly when they get excited.
O, bize çok heyecan verici bir macera hikayesi anlattı.He told us a very exciting adventure story.
Heyecandan dolayı dilim tutuldu.Due to excitement, I became tongue-tied.
Ben de biraz heyecanlıyım.I'm kind of excited, too.
Meg heyecanlıdır.Meg is excited.
Kanın görünüşü onu heyecanlandırdı.The sight of blood made her excited.
Oliver heyecan arayan biri.Oliver is a thrill-seeker.
Ben yeni yastığımı denemek için heyecanlıyım!I'm excited to try my new pillow!
Ben heyecanlıyım.I'm excited.
Tom çok heyecanlı.Tom is very excited.
Dün geceki oyun heyecan vericiydi.Last night's game was exciting.
Bu yaz transfer piyasası her zamankinden daha heyecan verici olacak.This summer the transfer market will be more exciting than ever.
Futbol heyecan veren bir spordur.Football is an exciting sport.
Ev arkadaşımın doğum günü partisi yarın olduğu için heyecanlıyım.I'm excited for my housemate's birthday party tomorrow.
Tom ve Mary heyecan verici bir şey keşfettiler.Tom and Mary discovered something amazing.
Bugün çok heyecanlı bir gün.Today is a very exciting day.
Bu çok heyecan verici.This is very exciting.
O çok heyecan verici.That is very exciting.
Çok heyecanlanma.Don't get too excited.
Başka biri heyecanlı mı?Is anyone else excited?
Başka biri bu konuda heyecanlı mı?Is anyone else excited about this?
Ben kaygılı ve heyecanlıyım.I'm nervous and excited.
Biz Olimpiyatlar için heyecanlıyız!We're excited for the Olympics!
Kızlar heyecanlı.The girls are excited.
Çocuklar heyecanlı.The boys are excited.
Bilim çok heyecan vericidir.Science is very exciting.
Tom heyecanlı olacak.Tom will be thrilled.
Tom heyecanlı görünüyor.Tom looks agitated.
Olanlar yüzünden aşırı heyecanlandı.Tom got freaked out by what happened.
Tom'u aşırı şekilde ne heyecanlandırdı?What happened freaked Tom out.
Tom seni görmekten heyecanlanacak.Tom will be thrilled to see you.
O heyecan verici görünüyor.That sounds exciting.
Herkes çok heyecanlı.Everyone's very excited.
Bu eğlenceli ve heyecan verici.It's fun and exciting.
Tom'un heyecanlı olacağını düşündüm.I thought Tom would be excited.
Ben aslında onun hakkında çok heyecanlıyım.I'm actually very excited about that.
Birazcık heyecan istemez misin?Don't you want a little excitement?
Tom bunu kabul etmek istemiyor ama o yarınki dans hakkında heyecanlı.Tom doesn't want to admit it, but he's excited about tomorrow's dance.
Tom mutlu ve heyecanlı görünüyor.Tom seems happy and excited.
Tom bir şey hakkında heyecanlı.Tom is excited about something.
Tom heyecanlı.Tom's excited.
Ne kadar heyecan verici!How thrilling!
Bu heyecan verici.It's exciting.
Sen heyecanlısın.You're psyched.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod