heybetli ile cümle

heybetli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Her kentin heybetli bir katedrali vardır.Every city has an imposing cathedral.
Filler heybetli hayvanlardır.Elephants are majestic animals.
Heybetli olmadığımı umuyorum.I hope I'm not imposing.
Katedralimiz heybetli bir yapıdır.Our cathedral is an imposing structure.
Sessiz bir davranış, heybetli bir konuşmadan daha değerlidir.A quiet act is worth more than an impressive speech.
Tom heybetli bir adam.Tom is a formidable man.
Heybetli bir yapısı, ilahi bir gücü vardır.Great size, with a powerful build.
Mukan Kağan döneminde imparatorluk gittikçe yükselerek ihtişamlı ve heybetli bir hale geldi.Since the restoration of the Empire, sorcery has become far more common and powerful.
Görünümü heybetli ve korku vericidir.On the one hand, it really is bleak and scary.
Yani ön tarafta kralın bu heybetli canavarımsı figürü bizi durduruyor.So from the front we're stopped by the king on this massive kind of beast looking figure.
Benim sevinç yüksek heybetlidir gizli gece benim konvoy olmalı.Which to the high top-gallant of my joy Must be my convoy in the secret night.
Heybetlidir genç ve asil beyefendi, Paris, St Peter Kilisesi'ninThe gallant, young, and noble gentleman, The County Paris, at St. Peter's Church,
Sekoya zamanı, bildiğimiz insan zamanından çok daha heybetli bir hızda işliyor.Redwood time moves at a more stately pace than human time.
Heybetli ve çok etkili, değil mi?Right? He's awesome. He's so commanding.
Onlardan yılmayacaksınız. Aranızda olan Tanrınız RAB ulu ve heybetli bir Tanrıdır.Thou shalt not be affrighted at them: for the LORD thy God is among you, a mighty God and terrible.
“Utangaç ve öfkeli” olarak tanımlanır ve derin, heybetli bir sese sahiptir.He is described as “stocky and corpulent” and has a deep, imposing voice.
Bina şimdi bölgedeki kasabaya bakan heybetli bir harabedir.The building is now an imposing ruin overlooking the lower town.
Güçlü bir şutu olan fiziksel olarak heybetli bir oyuncuydu.He was a physically imposing player with a powerful shot.
Yirmi ay, 180 mektup ve 350.000 kelimeden sonra, heybetli eserini tamamlamıştı.Twenty months, 180 letters, and over 350,000 words later, he had completed his monumental work.
Bunlar pek heybetli bir manzara arzeder.Il s’agit d’un énorme miroir.
Kendisi güler yüzlü, yüksek ahlak ve vekar sahibi ve heybetliydi.Diestro, elocuente, lleno de recursos y capaz de seducir.
Mukan Kağan döneminde imparatorluk gittikçe yükselerek ihtişamlı ve heybetli bir hale geldi.In determinati punti della storia il drago si evolve, diventando più forte e potente.
Kendisi güler yüzlü, yüksek ahlak ve vekar sahibi ve heybetliydi.فكان حليمًا كريمًا حسن الطوية صادق النية متواضعًا بليغًا متفقهًا في الإسلام.
Mukan Kağan döneminde imparatorluk gittikçe yükselerek ihtişamlı ve heybetli bir hale geldi.في كل التاريخ القديم، كان سقوط الإمبراطورية الآشورية هو الأكثر إثارة للإعجاب والشهرة.
Bunlar pek heybetli bir manzara arzeder.حيث يبدو منظر البحر رائعا.
Bir yandan da cami merdivenin başında heybetli bir ses ile Fetih Suresi okunuyordu.In het begin een duister klinkende dalende toonladder.
Bunlar pek heybetli bir manzara arzeder.Są one dość dobrym punktem widokowym.
Üstünde bir ziyaret vardır ve heybetli bir görünüm taşır.Han anländer till en scen som ser märkvärdigt arrangerad ut.
Mukan Kağan döneminde imparatorluk gittikçe yükselerek ihtişamlı ve heybetli bir hale geldi.Efter en lång tids skrivkramp blir han alltmer skuldsatt och desillusionerad.
Bunlar pek heybetli bir manzara arzeder.З них відкривається чудесний краєвид.
Mukan Kağan döneminde imparatorluk gittikçe yükselerek ihtişamlı ve heybetli bir hale geldi.Pod jeho vedením se závod stal populárnější a známější.
Heybetli ve kaslı bir görünümü vardır.Mají živý a vyzývavý pohled.
En küçük gölge Güneş ışınlarının en heybetli vurduğu sırada görünür.Nejmenší lovná míra se měří od vrcholu rypce po konec nejdelších paprsků ocasní ploutve.
Bunlar pek heybetli bir manzara arzeder.Jedná se o pohledové zdivo.
En küçük gölge Güneş ışınlarının en heybetli vurduğu sırada görünür.A hideg éghajlati övben a legkisebb a napsugarak beesési szöge.
Grond, dört vuruşta Minas Tirith'in heybetli kapısını kırdı.Minas Tirith kapujában összemérte erejét a Boszorkányúrral.
Ayrıca Man kökü heybetlilik ve büyüklük ifade eder.Tärkeää on, että rodun ilme olisi eloisa ja terävä.
Üstünde bir ziyaret vardır ve heybetli bir görünüm taşır.Βρίσκεται σε ύψωμα και έχει πανοραμική θέα.
Görünümü heybetli ve korku vericidir.見た目は怖いが世話好き。
Bunlar pek heybetli bir manzara arzeder.なかなかにわびしい景色である。
Kendisi güler yüzlü, yüksek ahlak ve vekar sahibi ve heybetliydi.卒,贈都統,諡壯節,祀昭忠祠。
Charles Dickens bu adamı korkunç heybetli ve çirkin bir adam olarak tasvir etmiştir.אדם צ'רניאקוב תיאר אותו ביומנו כיצור בזוי ומכוער.
Zirvenin güneyinden görülen kısmi daha heybetli ve güzeldir.От юг планината обаче изглежда по-внушителна и красива.
Bunlar pek heybetli bir manzara arzeder.No, to je samo površno gledanje.
Murphy "Ben, çok heybetli bir fiziği olmadığı için Worzel Gummidge'e bakmaktan kaçınırdım.Murphy je objasnio, "Htio sam izbjeći izgled iz Worzel Gummidgea.
Mukan Kağan döneminde imparatorluk gittikçe yükselerek ihtişamlı ve heybetli bir hale geldi.U međuvremenu, samostan je postao bogatiji i čuveniji.
Heybetli ve kaslı bir görünümü vardır.Má strohý a prísny vzhľad.
Heybetli ve kaslı bir görünümü vardır.Taip atsirado Smalėnai, Užvidugirių Būda.
Antik Yunan Galerisine girdiğinizde karşınıza gelen heybetli bir kabın önünde duruyoruz.Stojíme před jednou z heroických váz, které jsou u vstupu do řecké galerie.
Antik Yunan Galerisine girdiğinizde karşınıza gelen heybetli bir kabın önünde duruyoruz.يقفان أمام إحدى المزهريات الملحميه وأنت تدخل في
Benim sevinç yüksek heybetlidir gizli gece benim konvoy olmalı.Cao hàng đầu hào hiệp của niềm vui của tôi phải được đoàn xe của tôi trong đêm bí mật.
Benim sevinç yüksek heybetlidir gizli gece benim konvoy olmalı.Care a ridicat sus-galant de bucuria mea Trebuie sa fie convoi mea în noaptea secretă.
Benim sevinç yüksek heybetlidir gizli gece benim konvoy olmalı.Che per l'alto top-galante della mia gioia Deve essere il mio convoglio nella notte segreto.
Benim sevinç yüksek heybetlidir gizli gece benim konvoy olmalı.Die naar de hoge top-galante van mijn vreugde Moet mijn konvooi in het geheim 's nachts.
Benim sevinç yüksek heybetlidir gizli gece benim konvoy olmalı.Hvilket til den høje top-galante af min glæde Skal være min konvoj i det hemmelige natten.
Benim sevinç yüksek heybetlidir gizli gece benim konvoy olmalı.Kateri visoke top-Hrabri moje veselje Mora biti moj konvoj v skrivnost noč.
Benim sevinç yüksek heybetlidir gizli gece benim konvoy olmalı.내 기쁨의 높은 최고 용감한하는 것은 비밀 밤에 내 호송해야합니다.
Benim sevinç yüksek heybetlidir gizli gece benim konvoy olmalı.Které vysoké top-galantní moje radost určitě můj konvoj v noci tajemství.
Benim sevinç yüksek heybetlidir gizli gece benim konvoy olmalı.Ktoré vysoké top-galantný moja radosť určite môj konvoj v noci tajomstvo.
Benim sevinç yüksek heybetlidir gizli gece benim konvoy olmalı.Które z wysokim top-dzielny z moją radość musi być mój konwój w tajemnicy nocy.
İlgili Sayfalar