Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:A do nauki za granicą zainspirowały mnie te pozycje.
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:A po jejich přečtění jsem byla inspirována ke studiu v zahraničí.
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:Bücher haben mich dazu inspiriert, im Ausland zu studieren.
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:Dan saya terinspirasi untuk belajar di luar negeri setelah membaca buku-buku ini.
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:["Dvanásť do tucta"]
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:E ho avuto voglia di studiare all'estero dopo aver letto questi.
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:Et après avoir lu ce livre, j'ai eu envie d'aller étudier à l'étranger.
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:Ik wilde in het buitenland studeren na het lezen van deze boeken.
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:Ja inspiroiduin opiskelemaan ulkomailla luettuani nämä.
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:그리고 이 책들을 읽은 뒤 유학갈 영감을 얻었죠.
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:M-am decis să studiez în străinătate după ce am citit aceste cărți.
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:[Obra completa de Sanmao" (Echo Chan)] [Lições da História, de Nan Huaijin] Eu vim para os EUA em 1995.
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:Och jag blev inspirerad att studera utomlands efter att ha läst dessa.
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:Po tehle sem dobila navdih za študij v tujini.
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:Và tôi cũng được truyền cảm hứng đi học nước ngoài sau khi đọc chúng.
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:Y después de leer estos libros me inspiré para estudiar en el exterior.
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:Και εμπνεύστηκα να σπουδάσω στο εξωτερικό μετά την ανάγνωση αυτών των βιβλίων.
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:Вдъхнових се да уча в чужбина след като прочетох
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:Прочитав эти произведения, я вдохновилась на обучение за рубежом.
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:Ці книги надихнули мене навчатися за кордоном.
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:התמלאתי השראה ללמוד בחו"ל לאחר קריאת אלה.
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:قراءة هذه الكتب ألهمتني للدراسة في الخارج
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:[『三毛全集』三毛 ]
Ve şu kitapları okuduktan sonra yurtdışında eğitim görmeye heveslendim:讀咗哩兩本書之後,我立志出國讀書 ︰
Ve temel taşları gayretlilik, heves, çok çalışmak ve yaptığın işten zevk almaktı.A sarokkövek pedig: a szorgalom és a lelkesedés, kemény munka és élvezni, amit csinálsz.
Ve temel taşları gayretlilik, heves, çok çalışmak ve yaptığın işten zevk almaktı.Die Ecksteine sind Fleiß und Leidenschaft, also hart arbeiten und Freude daran haben.
Ve temel taşları gayretlilik, heves, çok çalışmak ve yaptığın işten zevk almaktı.E le pietre angolari sono l'operosità e l'entusiasmo, lavorar sodo e divertirsi in ciò che si fa.
Ve temel taşları gayretlilik, heves, çok çalışmak ve yaptığın işten zevk almaktı.패기와 열성이 그 주춧돌이 되는데, 열심히 일하고 일하는 것 자체를 즐기는 거를 말하죠.
Ve temel taşları gayretlilik, heves, çok çalışmak ve yaptığın işten zevk almaktı.Những viên đá nền là cần cù và nhiệt huyết,
Ve temel taşları gayretlilik, heves, çok çalışmak ve yaptığın işten zevk almaktı.U podstaw jest pilność i entuzjazm.
Ve temel taşları gayretlilik, heves, çok çalışmak ve yaptığın işten zevk almaktı.Základy tvoria pracovitosť a entuziazmus, ťažká práca a láska k tomu, čo robím.
Ve temel taşları gayretlilik, heves, çok çalışmak ve yaptığın işten zevk almaktı.И краеугольными камнями являются: усердие, энтузиазм, тяжёлый труд и любовь к тому, что ты делаешь.
Ve temel taşları gayretlilik, heves, çok çalışmak ve yaptığın işten zevk almaktı.Ъгловите камъни бяха прилежание и ентусиазъм, да работиш усърдно и да се радваш на онова, което правиш.
Ve temel taşları gayretlilik, heves, çok çalışmak ve yaptığın işten zevk almaktı.אבני הפינה היו חריצות והתלהבות, עבודה קשה והנאה ממה שאתה עושה.
Ve temel taşları gayretlilik, heves, çok çalışmak ve yaptığın işten zevk almaktı.وكل حجر زاوية, يمثل قيمًا كالإجتهاد, و الحماسة, المثابرة في العمل, والتمتع بما تقوم به.
Ve temel taşları gayretlilik, heves, çok çalışmak ve yaptığın işten zevk almaktı.一生懸命に働き 楽しむことで 頂点に近づく
Ve zeki, genç Afrikalılar, bu küresel topluluğa katılıp başarılı olmak için cok hevesliler ve çok hırslılar.똑똑한 젊은 아프리카 청년들이 성공을 위해 세계 시장에 들어가기를 많이 원하기 때문이지요. 그들은 아주 야망이 큽니다.
Ve zeki, genç Afrikalılar, bu küresel topluluğa katılıp başarılı olmak için cok hevesliler ve çok hırslılar.ואפריקאים צעירים ומבריקים נואשים להצטרף לקהילה הגלובאלית, כדי להצליח - והם מאוד שאפתניים.
Ve zeki, genç Afrikalılar, bu küresel topluluğa katılıp başarılı olmak için cok hevesliler ve çok hırslılar.و شباب إفريقيا النابغين يتطلعون للإنضمام للمجتمع العالمي, ليكونوا ناجحين -- و هم طموحين جدا .
Ve zeki, genç Afrikalılar, bu küresel topluluğa katılıp başarılı olmak için cok hevesliler ve çok hırslılar.切に欲していました 彼らはとても意欲的です 彼らは次のアインシュタインになりたいと 思っています
Yani büyük bir organizasyondasınız. Doğal olarak şirket basamaklarını çıkmaya heveslisiniz.Así que estas en una gran compañía; y obviamente quieres subir en la escalera corporativa.
Yani büyük bir organizasyondasınız. Doğal olarak şirket basamaklarını çıkmaya heveslisiniz.Będąc w dużej korporacji chcemy piąć się na wyższe szczeble.
Yani büyük bir organizasyondasınız. Doğal olarak şirket basamaklarını çıkmaya heveslisiniz.Dus, je werkt in een grote organisatie; je wilt natuurlijk opklimmen binnen het bedrijf.
Yani büyük bir organizasyondasınız. Doğal olarak şirket basamaklarını çıkmaya heveslisiniz.Kalau anda kerja buat perusahaan besar; anda tentu akan berusaha keras untuk naik pangkat.
Yani büyük bir organizasyondasınız. Doğal olarak şirket basamaklarını çıkmaya heveslisiniz.Sunteţi într-o mare corporaţie; evident ardeţi de nerăbdare să urcaţi scara ierarhică.
Yani büyük bir organizasyondasınız. Doğal olarak şirket basamaklarını çıkmaya heveslisiniz.Vậy, bạn đang ở trong một tập đoàn lớn; bạn đương nhiên nhắm đến việc leo lên những vị trí cao hơn.
Yani büyük bir organizasyondasınız. Doğal olarak şirket basamaklarını çıkmaya heveslisiniz.Ας πούμε, είστε σε μια μεγάλη επιχείρηση, προφανώς θέλετε να αναρριχηθείτε στην πυραμίδα.
Yani büyük bir organizasyondasınız. Doğal olarak şirket basamaklarını çıkmaya heveslisiniz.Значи, Вие сте в голяма корпорация; искате да се изкачите по стълбата в йерархията.
Yani büyük bir organizasyondasınız. Doğal olarak şirket basamaklarını çıkmaya heveslisiniz.Итак, вы в большой корпорации; вы, очевидно, жаждете продвинуться по карьерной лестнице.
Yapıcılar hevesli ve amatördürler, onlar, yaptıkları işi seven insanlardır.Also sind macher Enthusiasten, sie sind Amateure, es sind Menschen die lieben was sie tun.
Yapıcılar hevesli ve amatördürler, onlar, yaptıkları işi seven insanlardır.Deci creatorii sunt entuziaşti, sunt amatori, sunt oameni cărora le place să facă ceea ce fac.
Yapıcılar hevesli ve amatördürler, onlar, yaptıkları işi seven insanlardır.Jadi pencipta adalah para antusias, mereka amatir, mereka adalah orang yang menyukai apa yang mereka lakukan.
Yapıcılar hevesli ve amatördürler, onlar, yaptıkları işi seven insanlardır.자, 만드는 사람들은 열성가이고, 아마추어입니다. 그들은 그들이 하는 것을 매우 좋아하는 사람들입니다.
Yapıcılar hevesli ve amatördürler, onlar, yaptıkları işi seven insanlardır.Les créateurs sont donc enthousiastes, ils sont amateurs, ce sont des gens qui aiment ce qu'ils font,
Yapıcılar hevesli ve amatördürler, onlar, yaptıkları işi seven insanlardır.Los hacedores son entusiastas, son novatos, son personas que aman hacer lo que hacen.
Yapıcılar hevesli ve amatördürler, onlar, yaptıkları işi seven insanlardır.Makers zijn enthousiast, het zijn amateurs, het zijn mensen die graag doen wat ze doen.
Yapıcılar hevesli ve amatördürler, onlar, yaptıkları işi seven insanlardır.Quindi i maker sono gente entusiasta, sono dei dilettanti che amano fare ciò che fanno.
Yapıcılar hevesli ve amatördürler, onlar, yaptıkları işi seven insanlardır.Tak więc twórcy są pasjonatami, są amatorami, i kochają to co robią.
Yapıcılar hevesli ve amatördürler, onlar, yaptıkları işi seven insanlardır.Takže tvůrci jsou nadšenci, amatéři, jsou lidmi, kteří milují dělat to, co dělají.
Yapıcılar hevesli ve amatördürler, onlar, yaptıkları işi seven insanlardır.Tehát az alkotók lelkesek, amatőrök, ők azok, akik szeretik azt tenni amit tesznek.