Pitt üniversitesinde okurum herhalde hukuk fakültesini, dedim.Also sagte ich: Naja, ich werde mich einfach für die juristische Fakultät der Uni Pittsburgh bewerben.
Pitt üniversitesinde okurum herhalde hukuk fakültesini, dedim.Aşa că am zis, bine, aplic pentru Drept la Pitts.
Pitt üniversitesinde okurum herhalde hukuk fakültesini, dedim.Donc je me dis "ben je vais postuler a l'universite de Pittsburgh pour le droit"
Pitt üniversitesinde okurum herhalde hukuk fakültesini, dedim.Entonces, pues voy inscribirme a la escuela de leyes de Pitt.
Pitt üniversitesinde okurum herhalde hukuk fakültesini, dedim.Ik zei: "Ik ga m'n doctoraal rechten hier in Pittsburgh doen."
Pitt üniversitesinde okurum herhalde hukuk fakültesini, dedim.음.. 저는 피츠 법대로 들어가겠어요.
Pitt üniversitesinde okurum herhalde hukuk fakültesini, dedim.Và tôi nói" Em vừa xin học trường luật Pitt"
Pitt üniversitesinde okurum herhalde hukuk fakültesini, dedim.И аз казах, да, просто ще кандидатствам в юридическия факултет на Пит.
Pitt üniversitesinde okurum herhalde hukuk fakültesini, dedim.И я думала, да, я буду поступать в тот же университет на юридический факультет..
Pitt üniversitesinde okurum herhalde hukuk fakültesini, dedim.אז אמרתי, טוב, אני אגיש מועמדות לביה"ס למשפטים בפיטסברג.
Pitt üniversitesinde okurum herhalde hukuk fakültesini, dedim.لذا ، كنت اقول ، نعم ، سأقدم فقط على كلية القانون ،
Pitt üniversitesinde okurum herhalde hukuk fakültesini, dedim.すると教授は
RB: CA:Ve sen Ian McEwan romanından ilham aldın herhalde.Mówił żebym skoczył, ale gdy tylko odciążył balon wyskakując, wystrzeliłem do góry na ponad 3 500 metrów i ...
RB: CA:Ve sen Ian McEwan romanından ilham aldın herhalde.Nu, mi-a spus sa sar, dar cand greutatea lui a disparut, balonul a tasnit la 3500 de metri si eu...
RCA herhalde şimdiye kadar verilmiş en aptalca kararlardan olan, bilgisayar işine girmeme kararı verdi.Maar de eerste bijeenkomsten, november 1945, waren in de kantoren van RCA.
RCA herhalde şimdiye kadar verilmiş en aptalca kararlardan olan, bilgisayar işine girmeme kararı verdi.RCA, con probablemente la peor decisión de negocios de la historia, decidió no dedicarse a las computadoras.
RCA herhalde şimdiye kadar verilmiş en aptalca kararlardan olan, bilgisayar işine girmeme kararı verdi.RCA는 아마도 비즈니스 역사상 가장 어리석은 결정을 하게되어 컴퓨터 쪽으로는 가지 않게 됩니다.
RCA herhalde şimdiye kadar verilmiş en aptalca kararlardan olan, bilgisayar işine girmeme kararı verdi.RCA, във вероятно едно от най-слабите бизнес решения за всички времена, решили да не инвестират в компютри.
RCA herhalde şimdiye kadar verilmiş en aptalca kararlardan olan, bilgisayar işine girmeme kararı verdi.RCA, прийнявши, мабуть, найпаршивіше бізнес-рішення всіх часів, вирішила не займатися комп'ютерами.
RCA herhalde şimdiye kadar verilmiş en aptalca kararlardan olan, bilgisayar işine girmeme kararı verdi.RCA, приняв, наверное, самое паршивое бизнес-решение всех времен, решила не заниматься компьютерами.
RCA herhalde şimdiye kadar verilmiş en aptalca kararlardan olan, bilgisayar işine girmeme kararı verdi.באחת ההחלטות העסקיות אולי הכי גרועות ,RCA .בכל הזמנים, החליטה שלא להיכנס לעסקי המחשבים
RCA herhalde şimdiye kadar verilmiş en aptalca kararlardan olan, bilgisayar işine girmeme kararı verdi.آر سي إيه، في أسوء قرار تجاري على الإطلاق، قررت عدم الدخول في الحاسبات
RCA herhalde şimdiye kadar verilmiş en aptalca kararlardan olan, bilgisayar işine girmeme kararı verdi.コンピューター事業に参入しないと決めました 最初の会議は1945年11月にRCAで行われました
Romulus Whitaker: Aslında mütevazi bir yaklaşımım var. Belli oluyordur herhalde.Romulus Whitaker: se podría decir que tomo una aproximación humilde.
Sanki... kayak sıçraması gibi. Ki sen de herhalde böyle görünsün istiyordun?Agak mirip sama... ski jump. aku kira emang tujuan kamu untuk bikin kayak gitu.
Sanki... kayak sıçraması gibi. Ki sen de herhalde böyle görünsün istiyordun?In einer Tortilla-Schale.
Sayıları hangi sırayla toplarsak toplayalım, bir şey değişmeyeceğini söylememe gerek yoktur herhâlde.A myslím, že je to intuitivní, že na tom nezáleží jak přičítám čísla. Oni přičtou ty samé čísla.
Sayıları hangi sırayla toplarsak toplayalım, bir şey değişmeyeceğini söylememe gerek yoktur herhâlde.En ik denk dat je intuïtief kunt inzien dat het niet uitmaakt wat de volgorde is waarin ik de getallen optel.
Sayıları hangi sırayla toplarsak toplayalım, bir şey değişmeyeceğini söylememe gerek yoktur herhâlde.E penso che per te sia intuitivo che non importa in quale ordine sommo i numeri.
Sayıları hangi sırayla toplarsak toplayalım, bir şey değişmeyeceğini söylememe gerek yoktur herhâlde.Intuicyjnie wyczuwamy, że nie ma znaczenia, w jakiej kolejności je dodamy.
Sayıları hangi sırayla toplarsak toplayalım, bir şey değişmeyeceğini söylememe gerek yoktur herhâlde.제 생각엔 순서가 바뀌는 것은 덧셈에 영향을 미치지 않는 것은 여러분에게도 꽤나 직관적이라고 생각합니다.
Sayıları hangi sırayla toplarsak toplayalım, bir şey değişmeyeceğini söylememe gerek yoktur herhâlde.ואני חושב שזה אינטואיטיבי לכם שזה לא משנה באיזה סדר אני מוסיף מספרים.
Sayıları hangi sırayla toplarsak toplayalım, bir şey değişmeyeceğini söylememe gerek yoktur herhâlde.وأعتقد أنها بديهية لكم أنه لا يهم ما وأضيف إعداد في النظام.
Sayıları hangi sırayla toplarsak toplayalım, bir şey değişmeyeceğini söylememe gerek yoktur herhâlde.答えが同じことが直感で分かりますね。 同じ数字を足しているからです。
Sen herhalde dün gece geç geldi..
Sen herhalde dün gece geç geldi.Bạn chắc hẳn đã đến trong đêm cuối.
Sen herhalde dün gece geç geldi.Tu as dû rentrer tard hier soir.
Sen herhalde dün gece geç geldi.Usted debe haber entró anoche.
Sen herhalde dün gece geç geldi.Você deve ter veio em ontem à noite.
Sen herhalde dün gece geç geldi.אתה בטח הגיע ב מאוחר אתמול בלילה.
Sen herhalde dün gece geç geldi.ええ、私は八重·ヨンジュと一緒にドリンクを持っていた。
- Şey... şaraptandır herhalde.Bem... penso que seja do vinho.
- Şey... şaraptandır herhalde.Bueno, estoy segura que es por el vino.
- Şey... şaraptandır herhalde.Hát, biztosan a bor miatt.
- Şey... şaraptandır herhalde. - İkimizin yemeğe çıktığını bilse üzülür mü?Dat kwam vast door de wijn.
- Şey... şaraptandır herhalde.Sigur din cauza vinului.
- Şey... şaraptandır herhalde.أنا واثقة أنه من النبيذ
Şimdi yapmak istediğim şu---nereye varmak istediğimi biraz anladınız herhalde di mi?Agora, o que eu quero fazer e nós queremos saber onde queremos chegar, certo?
Şimdi yapmak istediğim şu---nereye varmak istediğimi biraz anladınız herhalde di mi?Cíl už je tedy na dohled.
Şimdi yapmak istediğim şu---nereye varmak istediğimi biraz anladınız herhalde di mi?Wiemy na czym nam zależy i dokąd zmierzamy, prawda?
Şimdi yapmak istediğim şu---nereye varmak istediğimi biraz anladınız herhalde di mi?Зараз я волію зробити і ми певним чином знаємо де саме це відбудеться, правильно?
Şimdi yapmak istediğim şu---nereye varmak istediğimi biraz anladınız herhalde di mi?Така, това, което искам да направим, а и знаем накъде сме се запътили, нали така?
Sizi güzel ve çekici bulmam değil herhalde?Certamente não será por achar as duas lindas e desejáveis.
Sizi güzel ve çekici bulmam değil herhalde?Cu siguranţă nu faptul că vă găsesc frumoase şi atrăgătoare.
Sizi güzel ve çekici bulmam değil herhalde?Nyilván nem az, hogy mindkettőjüket szépnek és kívánatosnak találom.
Sizi güzel ve çekici bulmam değil herhalde?Sin dudas, no es porque las encuentro bellas y atractivas.
Sizi güzel ve çekici bulmam değil herhalde?Sûrement pas que je vous trouve toutes deux ravissantes et désirables.
Sizi güzel ve çekici bulmam değil herhalde?Vast niet dat ik jullie allebei mooi vind en gewild.
Sizi güzel ve çekici bulmam değil herhalde?بالتأكيد ليس أني أجدكما جميلتان و مرغوبتان
Sizin geldiğinizde ben herhalde yeniden doğmuş olacağım.Amikor megkapod a tiédet, már valószínűleg újjászületett leszek.