her ile cümle
her kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, her zamanki gibi fakir görünüyor.He looks as poor as ever.
O her zamanki kadar meşgul.He is as busy as ever.
O her zamanki kadar meşgul görünüyor.He seems as busy as ever.
O, oğullarının her birine para verdi.He gave money to each of his sons.
Köydeki herhangi bir adam kadar çok çalıştı.He worked as hard as any man in the village.
O başka herhangi bir çocuktan daha uzundur.He is taller than any other boy.
Başka herhangi biri kadar çok çalıştı.He worked as hard as anybody else.
O herkesten daha iyidir.He is better than anyone else.
O, çok tembel bir heriftir.He is such a lazy fellow.
O her kaçışında bu bölgeye geri döndü.Each time he escaped, he returned to this region.
O herkesten bir şey öğrenmeye hazır.He is ready to learn anything from anybody.
Herkes tarafından saygı duyulan bir bilim adamıdır.He is a scientist who is respected by everybody.
O,herkese karşı sevimlidir.He's nice to everybody.
Herkese karşı çok samimiydi.He was very friendly to everybody.
O, herkese popülerdir.He is popular with everybody.
O herkese tanıdıktır.He is known to everyone.
O, herhangi biri kadar çalışkan.He is as hardworking as any.
Kasabadaki herkesle tanışmıştı.He was acquainted with everybody in town.
Kasabadaki herkesten daha zengindir.He is richer than anyone else in the town.
O, her zamanki ücretin iki katını ödedi.He paid double the usual fare.
Her ne zaman kızsa, bozuk dil kullanır.He uses foul language whenever he gets angry.
Kızgın olduğunda her zaman bana bağırıyor.He always yells at me when he is angry.
Tokyo'ya her gelişinde beni ziyaret etti.He visited me every time he came up to Tokyo.
Mümkün olan her kaçış vasıtasını aradı.He looked for every possible means of escape.
O her iki ayda bir ailesine yazmaya özen gösteriyor.He makes a point of writing to his parents once every two months.
Onun Japonya hakkında her şeyi bildiğini düşündüm.I thought that he knew everything about Japan.
Her zaman Japonca eğitimi almak istedi.He always wanted to study Japanese.
O, Pazar hariç her gün çalışır.He works every day but Sunday.
O, her Pazar golf oynar.He plays golf every Sunday.
O, Pazar günleri her zaman evde kalır.He's always at home on Sundays.
Pazar günleri her zaman evde değildir.He's not always at home on Sundays.
Pazar hariç her gün çalışır.He works every day except Sunday.
O yaşlanıyor ama her zamanki kadar sağlıklı.He is getting old, but he is as healthy as ever.
O her zaman rakipleri tarafından yapılan hatalardan yararlanır.He always takes advantage of the mistakes made by his rivals.
O onun gözüne girmek için elinden gelen her şeyi yaptı.He did all he could to win her favor.
Yorgun olduğu için her zamankinden daha erken döndü.Since he was tired, he turned in earlier than usual.
O her zaman ön sırada bir koltuk aldı.He always took a seat in the front row.
Her gün hasta arkadaşını görmeye geliyor.He comes to see his sick friend day after day.
Herkes onun babasına çok benzediğini söylüyor.Everyone says that he is the very image of his father.
Odaya her gelenle konuştu.He spoke to whoever came into the room.
Ona her şeyi oldukları gibi kabul etmek öğretildi.He's been taught to accept things as they are.
O, kitaplarını evin her yerine bıraktı.He left his books all around the house.
O her zaman kitlelerden uzak duruyor.He always stands aloof from the masses.
O, her ay bir kenara biraz para koyar.He puts aside some money every month.
O her ay bir kenara biraz para koyar.He puts aside a little money each month.
O, her ay annesine yazmaktan geri kalmaz.He never fails to write to his mother every month.
O her hafta bir kenara on dolar koyar.He puts ten dollars aside every week.
O her hafta beş dolar bir kenara koydu.He laid aside a few dollars each week.
O her hafta yirmi kadar çok sayıda kitap okur.He reads as many as twenty books every week.
O her hafta bisikleti yıkar.He washes the bike every week.
O her hafta annesine yazmaktan geri kalmaz.He never fails to write to his mother every week.
O her hafta arabayı yıkar.He washes the car every week.
O, her hafta birkaç dolar bir kenara koydu.He put aside a few dollars each week.
O her hafta ona yazmaktan asla geri kalmaz.He never fails to write to her every week.
O, her sabah gazete okur.He reads the paper every morning.
Her sabah gazete okur.He reads the paper every morning.
Onun her sabah kahvaltıdan önce yürüme alışkanlığı vardı.He was in the habit of taking a walk before breakfast every morning.
O her gün saat altıda kalktığını söyledi.He said that he gets up at 6 o'clock every day.
O her sabah altıda kalkmayı kural olarak benimsemiştir.He makes it a rule to get up at six every morning.
O her gün gazete okumayı asla kaçırmaz.He never misses reading the papers every day.