Her üye davet edildi.Each member was called upon.
Herhangi bir üye bu tesislerden yararlanabilir.Any member can make use of these facilities.
Her üyeyi adıyla dile getir.Mention each member by name, please.
Her karşılaştıklarında, tartışırlar.Whenever they meet, they quarrel.
İstediğin herhangi bir kimseyi getirebilirsin.You may bring anyone you want.
Biz her an onu bekliyorduk.We are expecting him any moment.
Her birimiz az çok sanatla ilgilenmektedir.Every one of us is more or less interested in art.
Her zaman başkalarına hizmet etmeye çalışmalıyız.We must always try to serve others.
Yaptığımız hakkında her zaman dikkatli olmalıyız.We should always be careful of what we do.
Biz her zaman elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız.We must always do our best.
Her zaman en kötü için hazırlıklı olmalıyız.We must always be prepared for the worst.
Biz her zaman servis kalitesinde iyileştirmeyi amaçlıyoruz.We are always aiming at improving the quality of service.
Şu anda herhangi bir tehlike değiliz.We're in no danger now.
Herkes için savaştık.We fought for everyone.
Her zamankinden daha hızlı yürüdük.We walked more quickly than usual.
Sözümüzü her zaman tutmalıyız.We should always keep our promise.
Her zaman haklarımız için ayağa kalkmalıyız.We must always stand up for our rights.
Her zaman birtakım tehlikeye maruz kalırız.We are always exposed to some kind of danger.
Onlar üzerinde her türlü avantaja sahibiz.We have every advantage over them.
Biz her okulu açık ve her öğretmeni işinde tutmalıyız.We should keep every school open and every teacher in his job.
Gelin alçaltılmış gözlerle ve ona bakan herkesle odaya geldi.The bride came into the room with lowered eyes and with everyone staring at her.
Çiçekler büyümeye başlıyor ve her şey yeşil oluyor.The flowers are beginning to grow and everything is becoming green.
Çiçekler her zaman kabul edilebilir.Flowers are always acceptable.
Salı sabahından önce her şeyi bitirmelisin.We must finish everything before Tuesday morning.
Her an bir yangın meydana gelebilir.A fire may happen at any moment.
Yangın olursa diye el altında her zaman bir kova su bulundur.Always keep a bucket of water handy, in case of fire.
Ateş her zaman tehlikelidir.Fire is always dangerous.
Rüzgarla körüklendiği için, alevler her yöne yayıldı.Fanned by the strong wind, the flames spread in all directions.
Yangın evin her tarafına yayıldı.The fire spread throughout the house.
Her zaman ailemle birlikte Avustralya'ya gitmek istedim.I've always wanted to go to Australia with my family.
Her iki bina da yandı.Both buildings burned down.
Her ev diğerine bağırma mesafesindedir.Each house is within shouting distance of another.
Evde herkes sessizdi.All was silent in the house.
Evdeki her kapı kilitlidir.Every door in the house is locked.
Bir aile tartışmamız olduğunda, kocam her zaman benim yerime annesiyle taraftır.When we have a family argument, my husband always sides with his mother instead of me.
Ne sıklıkta her yaz denizde yüzmeye gidersin?How often do you go swimming in the sea each summer?
Her yıl binlerce yabancı Japonya'yı ziyaret eder.Thousands of foreigners visit Japan every year.
Uygulama ile her şey sonunda daha kolay olur.Everything eventually gets easier with practice.
Her şeyin bir sonu olması gerekir.All things must have an end.
Her şeyin bir sonu olmalı.All things must have an end.
Her şeyde elinizden geleni yapın.Do your best in everything.
Her şeyde elinden geleni yapmalısın.You should do your best in everything.
Her şeyde en iyini dene.Try your best in everything.
Herkes ne olduğunu öğrenmek için merak içindeydi.Everybody was anxious to know what had happened.
Her ne yaparsan yap, elinden gelenin en iyisini yapmalısın.Whatever you do, you must do your best.
Her ne yaparsanız yapın, başarılı olacağınızdan eminsiniz.You are sure to succeed, whatever you do.
Koşmayı dünyada her şeyden daha çok seviyorum.I love to jog more than anything else in the world.
Görev başka her şeyden önce gelmeli.Duty should come before anything else.
Her şeyden önce güvenliği sağlamalısın.You should put safety before everything else.
Güvenlik başka her şeyden öncelikli sağlanmalıdır.We must put safety before anything else.
Güvenliği başka her şeyden önce sağlamalıyız.We must put safety before anything else.
Her şeyin ötesinde arkadaşlarına sadık olmalısın.You must, above all, be faithful to your friends.
Her şeyden önce, sabırlı olun.Above all, be patient.
Her şeyden önce sağlıklı olmalıyız.Above all, we must be healthy.
Her şeyden önce, birbirinize yardım etmelisiniz.Above all, you must help each other.
Her şeyden önce kendine iyi bak.Above all, take care of yourself.
Her şeyden önce sağlıklı olmak istiyorum.Above all, I want to be healthy.
Her şeyi unutanlar mutludur.Those who forget everything are happy.
Bazen her şey yanlış gidiyor.Sometimes everything goes wrong.
Her şey şimdi sizin için hazırdır.Everything is now ready for you.