her ile cümle
her kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, para açısından her şeyi düşünüyor.He thinks of everything in terms of money.
Çok çalışmasına rağmen, her zamanki gibi fakir kaldı.Though he worked hard, he remained poor as ever.
O her zaman fikrini değiştiriyor.He's always changing his mind.
İstediği her şeyi ona verir.He gives her everything she asks for.
Ona her hafta yazdığını hatırlıyor.He remembers writing to her every week.
Her hafta ona yazmayı hatırlar.He remembers to write to her every week.
O, her sabah uzun bir yürüyüşe gittiğini söyledi.He said that he goes for a long walk every morning.
O, "Arabam her zaman bozuluyor." dedi.He said, "My car is always breaking down."
Yarım saat geç geldi, bu yüzden herkes ona kızgındı.He arrived half an hour late, so everyone was angry with him.
O her üç günde bir buraya gelir.He comes here every three days.
O, her zamanki gibi aylaktır.He is as idle as ever.
O, her zamanki kadar güçlü.He is as strong as ever.
O, Amerikan demokrasisi hakkında herhangi bir bilgiye sahip değildir.He doesn't have any knowledge about American democracy.
Sahip olduğu her fırsattan yararlandı.He took advantage of every opportunity he had.
İngilizceyi pratik yapmak için her fırsatı kullandı.He used every chance to practice English.
Her türlü insanla bağlantı kurar.He comes into contact with all kinds of people.
Onun her çeşit kitapları var.He has all kinds of books.
O kâr açısından her şeyi düşünür.He thinks of everything in terms of profit.
Herhangi bir miktarda para ortaya sürebilir.He can come up with any amount of money.
O, her şeyi şansa bıraktı.He left everything to chance.
O, her zaman bana bir çocuk gibi davranır.He always treats me like a child.
O, her zaman kendi bildiğini okumak ister.He always wants to have his own way.
O, her zaman saat yedide evden ayrılır.He always leaves home at seven.
Hatayı her zaman bende buluyordu.He was always finding fault with me.
O, her zaman fikirlerle dolu.He is always full of ideas.
Her zaman ağırlığını hissettiriyor.He is always throwing his weight around.
O her zaman parasızdır.He's always short of money.
O, her zaman para istiyor.He is always asking for money.
O her zaman kahvesini koyu içer.He always takes his coffee strong.
Bana onun her zaman davranış tarzı budur.That is how he always treats me.
Önemsiz konularda her zaman endişe eder.He always worries about minor points.
O her zaman rastgele konuşur.He always tells at random.
O, her zaman birinin evinde kira vermeden yaşıyor gibi görünüyor.He always seems to be living rent-free in somebody's house.
O, her zaman bir arı gibi meşguldür.He is always as busy as a bee.
O her zamanki gibi sağlıklı.He is as healthy as ever.
Her zamanki gibi saat onda yatmaya gitti.He went to bed at ten as usual.
O, her zamanki gibi saat beşte kalktı.He got up at five as usual.
O her zamanki gibi geç geldi.He arrived late as usual.
O her zaman aptal sorular soruyor.He's always asking silly questions.
O her zaman notlar alır.He always takes notes.
O, her zaman iyi oynar.He always plays well.
O, her zaman bir fırıldak çevirir.He is always up to no good.
O, her zamankinden daha erken kalktı.He got up earlier than usual.
O, her zamankinden daha erken geldi.He arrived earlier than usual.
O, eve her zamankinden daha geç geldi.He came home later than usual.
O, her zamankinden daha çok çalıştı.He worked harder than ever.
O, her zaman bir tüfek ile yürür.He always walks with a rifle.
O her zaman bir kelimeyi çok fazla söyler.He always says one word too many.
O her zaman çok çalışır.He always studies hard.
O her zaman çok çalışıyor.He always works hard.
O, her zaman karısının görüşlerine değer verir.He always values his wife's opinions.
O, her zaman kendini müziğe adadı.He has always devoted himself to music.
Her zaman yaptığı işte istediği kadar zaman harcar.He always takes his time in everything he does.
O, her zaman kendi bildiğini okumaya çalışır.He always tries to have his own way.
O, her zaman okula geç kalır.He is always late for school.
O, her zaman okul kravatını takar.He always wears his school tie.
O her zaman paraya sıkışıktır.He is always pressed for money.
O her zaman hayal kuruyor.He is always day-dreaming.
O, her zaman size bakıyor.He's always looking at you.
O, Pazartesi günleri her zaman evdedir.He is always at home on Mondays.