her zaman ile cümle
her zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Her zaman seveceğim sensin.It's you I'll always love.
Kralın söylediği her zaman mutlaktır.What the king says is always absolute.
Her zaman yağmur yağıyor.It is raining all the time.
Yağmur ya da kar yağdığında her zaman botlarımı giyerim.I always wear boots when it rains or snows.
Her zamankinden daha kötü yağmur yağıyor.It is raining worse than ever.
Her zaman sağdan gelen trafiğe yol ver.Always give way to traffic coming from the right.
Charles her zaman kolay yolu seçer.Charles always takes the line of least resistance.
Ben her zaman ilk olarak spor sayfasını okurum.I always read the sports page first.
Sonunda en iyisini satın almak her zaman daha ucuzdur.It's always cheaper in the end to buy the best.
Doktorlar her zaman uzun süre yaşamaz.Doctors do not always live long.
Seninle her zaman tanışmak istedim.I've always wanted to meet you.
Seni gördüğümde bana her zaman erkek kardeşimi hatırlatıyorsun.When I see you, you always remind me of my brother.
Okula her zaman yürürüm.I always walk to school.
Her zamankinden daha geç yatmaya gittim.I went to bed later than usual.
Ben her zaman mutlu değildim.I wasn't always happy.
İyi öğrenciler masalarını her zaman temiz tutarlar.Good students always keep their desk clean.
Mozart'ın müziği her zaman hoşuma gidiyor.The music of Mozart is always pleasing to me.
Mary, her zaman erkek arkadaşının ödevlerini yapmasına yardımcı olur.Mary always assists her boyfriend in doing his assignments.
Mary her zaman yaptığı her şeyde başarılıydı.Mary has always been successful in everything she has done.
Mary her zaman iki sentini ayırmak zorundadır.Mary always has to put her two cents worth in.
Mary, her zaman günde iki saat çalışır.Mary always studies for two hours a day.
Kalbimde Mary için her zaman bir zaafım vardı.I have always had a soft spot in my heart for Mary.
Herkes bana her zaman onu soruyor.Everyone always asks me that.
Herkes her zaman Tony hakkında iyi konuşur.Everyone always speaks well of Tony.
Maria her zaman bilgelik sözleri fısıldıyor.Maria always whispers words of wisdom.
Mayuko her zaman en iyisi istiyor.Mayuko always wants the best.
Max konuştuğu her zaman aynaya baktı.Max looked into the mirror all the time he was talking.
Her zaman.Any time.
Kötü bir gün için her zaman para biriktirmelisin.You should always save money for a rainy day.
Mike ona bir araba alması için her zaman babasını rahatsız ediyor.Mike is always nagging his father to buy him a car.
Mike her zaman sakin kalır.Mike always stays cool.
Sana inanmıyorum. Her zaman yalan söylüyorsun.I don't believe you. You're always telling lies.
Helen odasını her zaman temiz tutar.Helen always keeps her room clean.
Helen her zaman kendi sınıfının zirvesindedir.Helen is always at the top of her class.
Betty her zaman istediğini alabildi.Betty always managed to get what she wanted.
Fred her zaman yalan söylüyor.Fred is always telling lies.
Bay Brown her zaman yanında bir kitap taşır.Mr Brown always carries a book with him.
Bill her zaman dürüsttür.Bill is honest all the time.
Bill her zaman dürüst.Bill is honest all the time.
Bill her zamanki gibi okula geç kalmıştı.Bill was late for school as usual.
Ben yalnız olduğumda her zaman onu düşünürüm.I always think of him when I'm alone.
Ekmek ve tereyağı benim her zamanki kahvaltımdır.Bread and butter is my usual breakfast.
Otobüs her zaman zamanında gelmez.The bus doesn't always come on time.
The New York Times onun galerisini her zaman eleştirir.The New York Times reviews her gallery all the time.
Neden o her zaman oğlunu küçük düşürür?Why does he always run his son down?
Niçin? Çünkü Terry Tate her zaman acilen cevap verdi, nedeni odur.Why? Because Terry Tate always replied promptly, that's why.
Doksan dokuz her zaman beni güldürür.Ninety-nine always makes me laugh.
Her zaman her türlü kitabı satın alıp okuyabilirsin.You can buy and read any kind of book at any time.
Spor her zaman ona doğal gelir.Sports always come naturally to him.
O hangi oyunu oynarsa oynasın her zaman kazanır.Whatever game he plays, he always wins.
O her zaman elbisesinin seçiminde istediği kadar zaman harcar.She always takes her time in choosing her dress.
Tom her zaman burada olmalı.Tom should be here any minute.
Lehçesinden dolayı, Tom her zaman John'la alay eder.Tom always makes fun of John because of his dialect.
Tom her zaman yaptığı her işi iyi yaptı.Tom has always done well in every job he has had.
Tom her zaman hatayı onda bulur.Tom always finds fault with her.
Tom her zaman bisikletini kirli bırakır.Tom always leaves his bicycle dirty.
Tom her zaman televizyon izliyor.Tom is always watching television.
Tom her zaman video oyunları oynuyor.Tom is always playing video games.
Herhangi acil durumda ona her zaman güvenebilirsin.You can always count on him in any emergency.
James'in hatayı niçin her zaman eşinde bulduğunu anlayamıyorum.I can't understand why James always finds fault with his wife.