her zaman ile cümle
her zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Alışverişe gitmeden önce her zaman ihtiyaçlarımı listelerim.I always list what I need before I go shopping.
Her zaman atış yaparım, hedefi ıskalarım.Every time I practice shooting, I miss the target.
Aç gözlü insanlar her zaman daha fazla şey ister.Greedy people always want more stuff.
Gezegenimiz, Dünya, her zaman hareket halindedir.Our planet, Earth, is always in motion.
Tom, o işten döndüğünde her zaman oğluna sarılır.Tom always hugs his son when he returns from work.
Tom öfkeli olduğunda her zaman bağırır.Tom always shouts when he is angry.
Uçağa binmeden önce her zaman gergin olurum.I am always tense before I get on an airplane.
Ben koşuya gitmeden önce ayakkabılarımı her zaman sıkı bağlarım.I always tie my shoes tightly before I go jogging.
Her zaman olduğu gibi geç kaldılar.They're late, as usual.
Güneş her zaman batıdan batar.The sun always sets in the west.
Dostlar her zaman birbirlerine yardım etmeye isteklidir.Friends are always willing to help each other.
O, her zaman zamanında gelir.He's always on time.
Avcılar her zaman masum kurbanları avlamaktadır.Predators always prey on unsuspecting victims.
Üslubunu her zaman tasvip etmiyorum.I don't always approve of his methods.
Yasaya itaat etmek her zaman görevimizdir.It's our duty to always obey the law.
Her zaman olduğu gibi, kötü anladın!As always, you have understood poorly!
Komedi her zaman biraz trajedi içerir. Üzgün palyaçolar olmasının nedeni bu.Comedy always includes a little tragedy. That's why there are sad clowns.
O yalan söylüyor, ben her zaman söyleyebilirim.He's lying, I can always tell.
Seni her zaman seveceğim.I will always love you.
George her zaman elinden geleni yapar, ve onu bu yüzden seviyorum.George always does his best, and that's what I like about him.
İtalya'da hava her zaman güneşlidir.It's always sunny in Italy.
Diğer insanlar her zaman konudan uzaklar.Other people are always off the point.
Diğer insanlar her zaman konuya ilgisizler.Other people are always off the point.
Kahveyi Avrupa'ya getirene her zaman şükret.Always praise he who brought coffee to Europe.
İşler her zaman göründüğü gibi değil.Things aren't always as they appear.
Her zaman elimizden geleni yapmalıyız.We should always give our best.
Tom her zaman geç kalır.Tom is always late.
Meg her zaman cömertçe davranıyor.Meg always acts generously.
O her zaman benden borç para alıyor.He always borrows money from me.
Her zaman gergin hissediyorum.I always feel tense.
Her zaman bir kalp krizinin öleceğinizi size söylemenin doğal yolu olduğunu düşündüm.I always thought that a heart attack was nature's way of telling you you're going to die.
ABD hükümeti İngiltereye her zaman Amerika'nın evcil hayvanı olarak bakmıştır.The American government has always regarded England as America's house pet.
Seni her zaman özlüyorum.I miss you all the time.
Onlar her zaman birbirlerini okşuyorlar.They've always been petting each other.
Doğmak, evlenmek ve ölmek, her zaman para getirir.Be born, get married, and die; always bring money.
Her zaman ölmeden önce bir Esperanto kongresi görmek istedim.I always wanted to see an Esperanto convention before I die.
O, bana her zaman inanır.She always believes me.
Onun her zaman başarısız olacağından emindi.They were sure he would always fail.
Onlar her zaman Hamilton'un onlara yapmasını söylediklerini yaptı.They always did what Hamilton told them to do.
Kuveykırlar öldürmenin her zaman yanlış olduğuna inanmaktadırlar.Quakers believe that it is always wrong to kill.
Hava çok soğuk değildi, ama her zaman yağışlıydı.It was not very cold, but it was always wet.
Yerleşimciler, yapılan anlaşmalara her zaman saygı göstermediler.The settlers did not always honor the treaties.
Her zaman hizmette!Always at service!
Bu her zaman böyleydi.That has always been so.
Her zaman siyah giyinir.She always dresses in black.
Her zaman siyah giyer.She always wears black.
Her zaman bir başkasının aptalıyız.We're always somebody else's idiot.
Mary her zaman fikrini vermek zorundadır.Mary always has to give her opinion.
O, her zaman hazırdır.He is always prepared.
Ben her zaman açım.I'm always hungry.
Her zaman bir sonraki sefer vardır.There's always a next time.
Rastgele cümlelerde neden insanlar her zaman "Tom" olarak çağrılıyor?Why are people always called Tom in random sentences?
Niçin rastgele cümlelerde insanlara her zaman Tom deniyor.Why are people always called Tom in random sentences?
Nasıl oluyor da her zaman çok enerjiksin?How come you're always so energetic?
Her zaman seni işe alan insanlardan daha zeki ol.Always be smarter than people who hire you.
Köpeğim her zaman havlar.My dog barks all the time.
Onun babası her zaman eve geç gelir.Her father always comes home late.
O her zaman Los Angeles'e gitmek istedi.He always wanted to go to L.A.
Pahalı, her zaman pahalı olmayandan daha iyi değildir.Expensive is not always better than inexpensive.
O her zaman sigara içiyor.She is always smoking.