her zaman ile cümle
her zaman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O, her zaman sakindir.He is always cool.
O her zamankinden daha iyi.He is better off than ever before.
Sıkı işten yorulduğu için, o her zamankinden daha erken yatmaya gitti.Tired from the hard work, he went to bed earlier than usual.
Her zamanki treni kaçırmış olmalı.He must have missed his usual train.
O her zaman sınıfın başkanı olmuştur.He has always been at the head of the class.
O, her zaman kahvesini sade içer.He drinks his coffee black every time.
Her zaman karısına hediyeler veriyor.He is always giving presents to his wife.
O her zaman içer ama her zaman ayık görünür.He drinks a lot but always seems sober.
Her zaman Tokyo'da yaşamaktadır.He's always been living in Tokyo.
O, her zaman yaptığı her şeyde acele eder.He always takes his time in everything that he does.
Her zaman uyukladı.He dozed all the while.
O,her zaman çalışmaya devam etti.He kept on working all the while.
O, her zaman sessizdi.He was silent all the time.
O her zaman sessizdi.He was silent all the time.
O her zaman sigara içmeye devam etti.He kept smoking all the while.
O her zaman orada kaldı.He stayed there all the time.
O her zaman siyah gözlük takar.He always wears dark glasses.
O, hemen hemen her zaman evdedir.He is almost always at home.
Onu gördüğümde her zaman "Merhaba" der.He always says "Hello" when I see him.
O her zaman karısına sadık idi.He was always faithful to his wife.
O az konuşan bir adam ama o her zaman sözünü tutar.He is a man of few words, but he always keeps his promise.
O sabahleyin her zaman meşgul değildir.He is not always busy in the morning.
O, bu sabah her zamankinden daha erken kaktı.He got up earlier than usual this morning.
O her zaman başı dertte olan insanlara yardım etmeye hazırdı.He was always ready to help people in trouble.
Çocukken her zaman televizyon izliyordu.He was always watching TV when he was a child.
O her zaman karısına karşı doğru olduğunu söylüyor.He says he has always been true to his wife.
Her zaman odasının küçük olmasından yakınır.He is always complaining of his room being small.
O her zaman kızların peşinde.He's always chasing girls.
Her zaman patronunu şikâyet ediyor.He is always complaining about his boss.
O her zaman insanların tarafındaydı.He was always on the people's side.
İnsanlar çoşkuluyken, o her zaman uzak durur.He always stands off when people are enthusiastic.
O dürüst bir adam ve her zaman öyle kalacak.He is an honest man and will always remain so.
O, her zaman bana karşı naziktir.He's always been kind to me.
Başkaları hakkında her zaman kötü şeyler söylüyor.He is always saying bad things about others.
O, her zamanki kadar geveze.He is as talkative as ever.
O, onun her zamanki hali.He is his usual self.
O her zamanki kadar tembel.He is as lazy as ever.
O her zamanki kadar çok çalışıyor fakat fakir kalıyor.He works as hard as ever, but he remains poor.
Onlar her zamanki kadari çok çalışırlar.They work as hard as ever.
Her zamanki gibi, o bir sulu gözlüdür.He's a crybaby, just like always.
O, her zamanki gibi genç görünüyor.He looks as young as ever.
Her zamanki kadar nazik.He is as kind as ever.
Her zamanki kadar zavallı.He is as poor as ever.
O her zaman fakir kaldı.He always remained poor.
O, her zamanki gibi fakir görünüyor.He looks as poor as ever.
O her zamanki kadar meşgul.He is as busy as ever.
O her zamanki kadar meşgul görünüyor.He seems as busy as ever.
O, her zamanki ücretin iki katını ödedi.He paid double the usual fare.
Kızgın olduğunda her zaman bana bağırıyor.He always yells at me when he is angry.
Her zaman Japonca eğitimi almak istedi.He always wanted to study Japanese.
O, Pazar günleri her zaman evde kalır.He's always at home on Sundays.
Pazar günleri her zaman evde değildir.He's not always at home on Sundays.
O yaşlanıyor ama her zamanki kadar sağlıklı.He is getting old, but he is as healthy as ever.
O her zaman rakipleri tarafından yapılan hatalardan yararlanır.He always takes advantage of the mistakes made by his rivals.
Yorgun olduğu için her zamankinden daha erken döndü.Since he was tired, he turned in earlier than usual.
O her zaman ön sırada bir koltuk aldı.He always took a seat in the front row.
O her zaman kitlelerden uzak duruyor.He always stands aloof from the masses.
Bir randevuya her zaman zamanında varır.He is always on time for an appointment.
O her zaman sözlerini yerine getirir.He always fulfills his promises.
Onlar her zaman birbirlerinin boğazına sarılırlar.They are always at each other's throats.