Ama bu bir soruyu kaçınılmaz kılıyor, neden hepimizin evinde birer tane yok?אבל אז עולה השאלה, למה אין לכולנו אחת כזו בבית?
Ama bu bir soruyu kaçınılmaz kılıyor, neden hepimizin evinde birer tane yok?و هذا يطرح السؤال لماذا لا يكون لدينا جميعا واحدة في بيوتنا؟
Ama bu bir soruyu kaçınılmaz kılıyor, neden hepimizin evinde birer tane yok?なぜ 自宅に持っていないのか? その理由は単純で 皆さんは
Ama bunu hepimiz gördük, eğer doğal tarih müzesine gittiysek.Aber wir haben es alle schon einmal gesehen. Wenn du jemals in einem naturwissenschaftlichen Museum warst.
Ama bunu hepimiz gördük, eğer doğal tarih müzesine gittiysek.Ale všichni to nejspíš známe z muzeí.
Ama bunu hepimiz gördük, eğer doğal tarih müzesine gittiysek.Dar cu totii am mai vazut asta daca ati fost la muzeul stiintelor naturale.
Ama bunu hepimiz gördük, eğer doğal tarih müzesine gittiysek.De ezt már mindenki látta, aki betette a lábát egy természettudományi múzeumba.
Ama bunu hepimiz gördük, eğer doğal tarih müzesine gittiysek.자연사 박물관에 갔더라면 이 그림을 본 적이 한번쯤 있을 것입니다.
Ama bunu hepimiz gördük, eğer doğal tarih müzesine gittiysek.Maar dit hebben we allemaal gezien, als je ooit naar een natuurhistorisch museum bent geweest.
Ama bunu hepimiz gördük, eğer doğal tarih müzesine gittiysek.Mais nous avons tous vu ceci lorsque nous sommes allés à un musée d'histoire naturelle
Ama bunu hepimiz gördük, eğer doğal tarih müzesine gittiysek.Ma quest' immagine l'abbiamo vista tutti, se siete mai andati in un museo di scienze naturali.
Ama bunu hepimiz gördük, eğer doğal tarih müzesine gittiysek.Nhưng chúng ta đã tất cả thấy điều này, nếu bạn đã từng đi đến một bảo tàng lịch sử tự nhiên.
Ama bunu hepimiz gördük, eğer doğal tarih müzesine gittiysek.Pero todos hemos visto esto, si alguna vez hemos ido a un museo de historia natural.
Ama bunu hepimiz gördük, eğer doğal tarih müzesine gittiysek.Tapi kita semua mungkin pernah melihat ini, jika Anda pernah pergi ke museum sejarah alam.
Ama bunu hepimiz gördük, eğer doğal tarih müzesine gittiysek.Todos nós vimos isso, se você alguma vez já foi em um museu de história natural.
Ama bunu hepimiz gördük, eğer doğal tarih müzesine gittiysek.Vi har alle set dette, især hvis du nogensinde har været på et naturhistorisk museum.
Ama bunu hepimiz gördük, eğer doğal tarih müzesine gittiysek.Wszyscy widzieliśmy kiedyś ten obrazek - na przykład w muzeum historii naturalnej.
Ama bunu hepimiz gördük, eğer doğal tarih müzesine gittiysek.Αλλά έχουμε όλοι δει αυτό, αν έχετε φύγει ποτέ για ένα Μουσείο Φυσικής Ιστορίας.
Ama bunu hepimiz gördük, eğer doğal tarih müzesine gittiysek.Але ви це вже бачили, якщо хоч раз були в музеї природничої історії.
Ama bunu hepimiz gördük, eğer doğal tarih müzesine gittiysek.Но всички сме виждали това, ако някога сте ходили в природонаучен музей.
Ama bunu hepimiz gördük, eğer doğal tarih müzesine gittiysek.Но вы все и так это видели, если были в музее естественной истории.
Ama bunu hepimiz gördük, eğer doğal tarih müzesine gittiysek.אבל כולנו ראינו את זה, אם אי פעם הלכתם למוזיאון להסטוריה של הטבע.
Ama bunu hepimiz gördük, eğer doğal tarih müzesine gittiysek.ولكن معظمنا رأى ذلك إذا ذهبتم بالطبع للمتحف الطبيعي
Ama bunu hepimiz gördük, eğer doğal tarih müzesine gittiysek.博物館には、サルと人間の間に、もっと段階があると思うけど、最終的には人類にいきつくわけだ。
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Aber es geht nicht nur um den Anbau, denn wir sind alle Teile des Puzzles.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Ale nie chodzi tylko o uprawę wszyscy jesteśmy elementami tej układanki.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Dar nu-i vorba doar de a cultiva, pentru că suntem toţi parte în acest puzzle.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.De ez nem csak a termesztésről szól, mert ennek a kirakójátéknak mindannyian a részei vagyunk.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Het gaat niet alleen om teelt. We zijn allemaal deel van de puzzel.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.하지만 이것은 단지 재배의 문제만은 아닙니다. 왜냐하면 우리 모두가 이 퍼즐의 한 부분이기 때문입니다.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Mais il ne s'agit pas seulement de faire pousser des choses, parce que nous faisons tous partie de ce puzzle.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Ma non si tratta solo di coltivare, perché siamo tutti parte di questo puzzle.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Mas não se trata só de cultivar, porque todos nós fazemos parte deste puzzle.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Med det handlar inte bara om odling, för vi hänger alla ihop som ett pussel.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Není to ale všechno jenom o sázení, protože my všichni jsme částí téhle skládanky.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Nie je to však len o pestovaní, pretože všetci sme súčasťou tejto skladačky.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Pero no se trata sólo de cultivar porque todos somos parte de este rompecabezas.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Vendar ne gre se samo za gojenje, ker smo vsi del te velike sestavljanke.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Αλλά το θέμα δεν είναι μόνο οι καλλιέργειες, γιατί είμαστε όλοι μας μέρος αυτού του παζλ.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Но не става дума само за отглеждане, защото всички сме част от тази кръстословица.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Но суть не только в выращивании еды, а в том, что мы все — части одной головоломки.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.אבל זה לא רק אודות גידול, כיוון שכולנו חלק מפאזל.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.لكن الأمر لا يتعلق فقط بالزراعة، لأننا جميعنا جزء من هذه الأحجية.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.住民全員がパズルの一部ですから 芸術の才能がある人には デザインを頼んで
Amacım hepimizin bunu sorguladığına emin olmak.Er zijn veel deskundigen die Harriet kunnen helpen bij het beantwoorden van deze vraag.
Amacım hepimizin bunu sorguladığına emin olmak.Il mio obiettivo è fare in modo che tutti ce lo chiediamo.
Amacım hepimizin bunu sorguladığına emin olmak.Il y a de nombreux experts pour répondre à la question d'Harriet.
Amacım hepimizin bunu sorguladığına emin olmak.제 목표는 우리 모두가 그런 질문을 하도록 만드는 것입니다.
Amacım hepimizin bunu sorguladığına emin olmak.Mein Ziel ist es, dafür zu sorgen, dass wir alle diese Fragen stellen.
Amacım hepimizin bunu sorguladığına emin olmak.Mi objetivo es asegurarme que todos nos hagamos esa pregunta.
Amacım hepimizin bunu sorguladığına emin olmak.Mit mål er at sikre at vi alle spørger det.
Amacım hepimizin bunu sorguladığına emin olmak.Mnoho odborníků může zodpovědět Harrietinu otázku.
Amacım hepimizin bunu sorguladığına emin olmak.Moim celem jest sprawić, żebyśmy wszyscy o to pytali.
Amacım hepimizin bunu sorguladığına emin olmak.Mojím gólom je uistiť sa, že sa ju všetci pýtame.
Amacım hepimizin bunu sorguladığına emin olmak.Mục tiêu của tôi là đảm bảo rằng tất cả chúng ta đều đang đặt ra câu hỏi đó.
Amacım hepimizin bunu sorguladığına emin olmak.O meu objectivo é garantir que estamos todos a fazer esta pergunta.
Amacım hepimizin bunu sorguladığına emin olmak.Scopul meu e să mă asigur că noi toţi punem întrebarea.
Amacım hepimizin bunu sorguladığına emin olmak.Sok szakértő van aki segíthet megválaszolni Harriet kérdését.
Amacım hepimizin bunu sorguladığına emin olmak.Tujuan saya adalah untuk memastikan kita semua menanyakan hal itu.
Amacım hepimizin bunu sorguladığına emin olmak.Στόχος μου είναι να βεβαιωθώ ότι όλοι μας διερωτόμαστε το ίδιο.