Ve herkes ağaçların güzel olduğu konusunda hemfikirdir.Всі згодні з тим, що дерева красиві.
Ve herkes ağaçların güzel olduğu konusunda hemfikirdir.И всички са съгласни, че дърветата са красиви.
Ve herkes ağaçların güzel olduğu konusunda hemfikirdir.Любой согласится с тем, что деревья красивы.
Ve herkes ağaçların güzel olduğu konusunda hemfikirdir.וכולם מסכימים שעצים הם דברים יפים.
Ve herkes ağaçların güzel olduğu konusunda hemfikirdir.ويتفق الجميع على أن الأشجار هي جميلة.
Ve herkes ağaçların güzel olduğu konusunda hemfikirdir.木を嫌う人に会ったこともありません
Ve tüm dünya burada bulunan buz kristallerinin donmuş tuzlu su damlacıklarına benzediği konusunda hemfikir.A te maleńkie kryształki wody wyglądają zupełnie tak, jakby były zamarzniętymi kropelkami słonej wody.
Ve tüm dünya burada bulunan buz kristallerinin donmuş tuzlu su damlacıklarına benzediği konusunda hemfikir.Dan kristal air disini terlihat seperti butiran air asin beku.
Ve tüm dünya burada bulunan buz kristallerinin donmuş tuzlu su damlacıklarına benzediği konusunda hemfikir.E i piccoli cristalli di acqua qui sono del tutto simili a piccole gocce di acqua salata ghiacciata.
Ve tüm dünya burada bulunan buz kristallerinin donmuş tuzlu su damlacıklarına benzediği konusunda hemfikir.En de kleine waterkristallen hier lijken nu voor de gehele wereld alsof het bevroren druppels zout water zijn.
Ve tüm dünya burada bulunan buz kristallerinin donmuş tuzlu su damlacıklarına benzediği konusunda hemfikir.E os minúsculos cristais de água aqui agora parecem a todo o mundo como pingos congelados de água salgada.
Ve tüm dünya burada bulunan buz kristallerinin donmuş tuzlu su damlacıklarına benzediği konusunda hemfikir.És az itteni apró vízkristályok manapság mindenki szerint olyanok mint a sós víz fagyott cseppjei.
Ve tüm dünya burada bulunan buz kristallerinin donmuş tuzlu su damlacıklarına benzediği konusunda hemfikir.Et les minuscules cristaux de glace ici ressemblent très fortement à des gouttelettes d'eau salée glacée.
Ve tüm dünya burada bulunan buz kristallerinin donmuş tuzlu su damlacıklarına benzediği konusunda hemfikir.In tile majceni vodni kristali sedaj izgledajo čisto tako, kot da so zmrznjene kapljice slane vode.
Ve tüm dünya burada bulunan buz kristallerinin donmuş tuzlu su damlacıklarına benzediği konusunda hemfikir.Jemné kryštáliky vody naozaj vyzerajú, akoby to boli zamrznuté kvapôčky slanej vody.
Ve tüm dünya burada bulunan buz kristallerinin donmuş tuzlu su damlacıklarına benzediği konusunda hemfikir.그리고 그 얼음 결정들은 염분이 있는 물이 방울로 얼어붙은 것으로 보입니다.
Ve tüm dünya burada bulunan buz kristallerinin donmuş tuzlu su damlacıklarına benzediği konusunda hemfikir.Micuţele cristalele de apă de aici par pentru toată lumea a fi picături înghețate de apă sărată.
Ve tüm dünya burada bulunan buz kristallerinin donmuş tuzlu su damlacıklarına benzediği konusunda hemfikir.Och de små vattenkristallerna här ser nu ut för hela världen som om de är frusna droppar av saltvatten.
Ve tüm dünya burada bulunan buz kristallerinin donmuş tuzlu su damlacıklarına benzediği konusunda hemfikir.Ty drobné vodní krystaly ze všeho nejvíce vypadají jako zmrzlé kapičky slané vody.
Ve tüm dünya burada bulunan buz kristallerinin donmuş tuzlu su damlacıklarına benzediği konusunda hemfikir.Và những tinh thể băng đá rất nhỏ nhìn hệt như những giọt nước muối bị đông cứng
Ve tüm dünya burada bulunan buz kristallerinin donmuş tuzlu su damlacıklarına benzediği konusunda hemfikir.А эти мельчайшие кристаллы перед вами - замерзшие капли соленой воды.
Ve tüm dünya burada bulunan buz kristallerinin donmuş tuzlu su damlacıklarına benzediği konusunda hemfikir.Тези малки водни кристали сега изглеждат досущ като замръзнали капчици солена вода.
Ve tüm dünya burada bulunan buz kristallerinin donmuş tuzlu su damlacıklarına benzediği konusunda hemfikir.וגבישי המים הזעירים האלה נראים כעת לכולם כמו טיפות קפואות של מים מלוחים.
Ve tüm dünya burada bulunan buz kristallerinin donmuş tuzlu su damlacıklarına benzediği konusunda hemfikir.وبلورات الماء الصغيرة هنا الآن تبدو للعالم أجمع كأنها قطرات مجمدة من ماء مالح
Ve tüm dünya burada bulunan buz kristallerinin donmuş tuzlu su damlacıklarına benzediği konusunda hemfikir.非常に 凍った塩水のしずくと似通っていたのです この発見から予想できることは
Ve üçüncü olarak herşeye rağmen, çocukların sahip olduğu olağanüstü kapasite konusunda hepimiz hemfikiriz.셋째 주제는 어린이들이 무한한 재능을 가지고 있다는 것에 대해 모두들 동의한다는 것이죠. 혁신을 창조하는 재능이 있습니다.
Ve üçüncü olarak herşeye rağmen, çocukların sahip olduğu olağanüstü kapasite konusunda hepimiz hemfikiriz.והחלק השלישי הוא שבכל מקרה, כולנו מסכימים לגבי היכולות הממש-מופלאות שיש לילדים--
Ve üçüncü olarak herşeye rağmen, çocukların sahip olduğu olağanüstü kapasite konusunda hepimiz hemfikiriz.والجزئية الثالثة التي اتفقنا عليها جميعا هي القدرة الاستثنائية التي يملكها الأطفال.
Ve üçüncü olarak herşeye rağmen, çocukların sahip olduğu olağanüstü kapasite konusunda hepimiz hemfikiriz.我々みんなが納得していること つまり子供達が持っている潜在能力 独創性です。夕べのシリーナは驚愕でしたね
Yapılması gerekenin ne olduğu konusunda öylesine hemfikiriz ki, bir araya gelmemiz hayati önem arz ediyor.Annyi a közös elképzelés arról, hogy mit is kéne tenni, hogy mindenképp össze kell fogjunk.
Yapılması gerekenin ne olduğu konusunda öylesine hemfikiriz ki, bir araya gelmemiz hayati önem arz ediyor.Há um grande consenso comum sobre o que devemos fazer, que é vital que todos nos juntemos.
Yapılması gerekenin ne olduğu konusunda öylesine hemfikiriz ki, bir araya gelmemiz hayati önem arz ediyor.Hay un sentimiento compartido de lo que hay que hacer que es vital que nos unamos.
Yapılması gerekenin ne olduğu konusunda öylesine hemfikiriz ki, bir araya gelmemiz hayati önem arz ediyor.있는가에 대한 많은 공감대가 형성되어 있지만 그런일을 함께 하는 것이 절대적으로 필요합니다.
Yapılması gerekenin ne olduğu konusunda öylesine hemfikiriz ki, bir araya gelmemiz hayati önem arz ediyor.Omdat we het vaak met elkaar eens zijn over wat er gedaan moet worden is het essentieel dat we ons verenigen.
Yapılması gerekenin ne olduğu konusunda öylesine hemfikiriz ki, bir araya gelmemiz hayati önem arz ediyor.ויש תחושה משותפת חזקה כל כך של מה אנחנו צריכים לעשות, שאנחנו חייבים לעבוד יחד.
Yapılması gerekenin ne olduğu konusunda öylesine hemfikiriz ki, bir araya gelmemiz hayati önem arz ediyor.وهناك احساس مشترك بما يجب فعله، مما يستوجب أن نتحد جميعاً.
Yapılması gerekenin ne olduğu konusunda öylesine hemfikiriz ki, bir araya gelmemiz hayati önem arz ediyor.私たち皆の協力が非常に大事なのですが 協力する為の術がなかったりします