Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.És amikor egy művész ezt teszi egy másik művésszel, olyan, mintha kötelességed lenne ezt továbbadni.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Et quand un artiste fait ça pour un autre artiste, c'est comme si vous étiez obligé de le transmettre.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Iar când un artist face asta unui alt artist, ai sentimentul că eşti obligat să-l dai mai departe.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.I kiedy jeden artysta robi coś takiego drugiemu artyście, wtedy ma się niemal obowiązek podania tego dalej.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.그리고 한 예술가가 다른 예술가에게 경이로움을 준다면, 그건 마치 그 경이로움을 또 다시 누군가에게 전달하도록 만드는 것과 같습니다.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Och när en artist gör det med en annan artist, blir du tvungen att skicka det vidare.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Og når en kunstner gør det ved en anden kunstner, er det som om man er tvunget til at give det videre.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Wanneer een artiest dit bij een andere artiest doet, lijkt het alsof je gedwongen wordt om het door te geven.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Y cuando un artista hace eso con otro artista, uno se ve obligado a dar un paso adelante.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Κι όταν ένας καλλιτέχνης το κάνει αυτό σε έναν άλλον καλλιτέχνη, είναι σαν να σε υποχρεώνει να το συνεχίσεις.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.И когато един човек на изкуството го предаде на друг, той се чувства задължен да го предаде нататък.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Когда художник делает это с другим художником, он должен передать это дальше.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.וכשאמן אחד עושה זאת לאמן אחר, אתה מחוייב להעביר את זה הלאה.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.وحين يقوم فنان بذلك لفنان آخر، تحس وكأنك مجبر على تمرير ذلك.
Helenausa. kgmHelenausa. kgm
Helenausa. kgmHelenausa. kgm
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.どんどん驚きを 受け渡して 行きたくなるのです 「他の人がしてくれたように 他の人にもなさい」
Hele bir verme de göreyim. Babana söylerim!Μόλις θα έπαιρνα τα χαρτιά της αποστράτευσης, θα τη ζητούσα σε γάμο.
Hele bir verme de göreyim. Babana söylerim!И когато се уволня, ще я помоля да се омъжи за мен.
Hele bizi bu işe bulaştırmasından sonra.Hän sotki meidät tähän.
Hele bizi bu işe bulaştırmasından sonra.Ikke efter denne suppedas.
Hele bizi bu işe bulaştırmasından sonra.Inte efter den här soppan.
Hele bizi bu işe bulaştırmasından sonra.Não depois de ele nos ter tramado também.
Hele bizi bu işe bulaştırmasından sonra.Nie po tym, co nam zrobił.
Hele bizi bu işe bulaştırmasından sonra.No después de que nos metiera en este lío.
Hele bizi bu işe bulaştırmasından sonra.Non dopo che ci ha coinvolti in questa storia.
Hele bizi bu işe bulaştırmasından sonra.Όχι αφού μας έμπλεξε σε αυτή την ιστορία.
Hele bizi bu işe bulaştırmasından sonra.После того, как он втянул нас в это.
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.A všechny bezpečnostní problémy, které nám způsobují.
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.En alle veiligheidsproblemen die zij ons berokkenen.
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.És biztonsági szempontból is lényeges.
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.Et tous les problèmes de sécurité qu'elles nous causent.
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.E tutte le questioni di sicurezza che questi... che ci creano.
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.I wszystkie związane z tym problemy z bezpieczeństwem.
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.Kämpfe, die zu vielen Sicherheitsproblemen führen.
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.생각해 본다면 이는 매우 중요한 생각이죠
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.Semua masalah keamanan -- yang disebabkannya.
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.Si toate problemele de siguranta care -- care ni le-au creat.
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.Và những hậu quả an ninh mà chúng để lại cho con người.
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.Και όλα τα ζητήματα ασφάλειας που μας προκαλούν.
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.И проблемите, които ни причиняват.
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.І стільки проблем безпеки, до яких вони призводять.
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.וכל נושאי הביטחון שהם -- שהם גורמות לנו.
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.ومع كل المشاكل الامنية .. التي واجهتنا .
Hele de bize mal olan tüm güvenlik meselelerini düşündükçe.そこで 私たちが5年前に始めたのが
Hele de şehir merkezlerinde karşılaşmak oldukça zor.Es muy raro encontrárselo en un ambiente citadino.
Hele de şehir merkezlerinde karşılaşmak oldukça zor.Hiếm khi bạn gặp nó ở môi trường đô thị
Hele de şehir merkezlerinde karşılaşmak oldukça zor.Il est rare de le trouver en milieu urbain.
Hele de şehir merkezlerinde karşılaşmak oldukça zor.În mediul urban se întâlnește rar.
Hele de şehir merkezlerinde karşılaşmak oldukça zor.In un ambiente urbano è rarissimo.
Hele de şehir merkezlerinde karşılaşmak oldukça zor.Trudno o ciszę w mieście.
Hele de şehir merkezlerinde karşılaşmak oldukça zor.נדיר להיתקל בה בסביבה העירונית, אם בכלל.
- hele hele kariyerim içinde bulunduğu bu özel durumda - benim için çok tehlikeli olduğunu biliyorum.-förutbestämda vägen, särskilt med tanke på- -var jag just nu är i min karriär.
- hele hele kariyerim içinde bulunduğu bu özel durumda - benim için çok tehlikeli olduğunu biliyorum.지금과 같은 제 경력의 위태로운 시점에서는 매우 위험한 일이라고 생각합니다.
- hele hele kariyerim içinde bulunduğu bu özel durumda - benim için çok tehlikeli olduğunu biliyorum.Zeker gezien de fase waarin mijn carrière zich nu bevindt.
- hele hele kariyerim içinde bulunduğu bu özel durumda - benim için çok tehlikeli olduğunu biliyorum.של ההנחה הזאת, בייחוד בהתחשב בנסיבות הקריירה שלי היום.
- hele hele kariyerim içinde bulunduğu bu özel durumda - benim için çok tehlikeli olduğunu biliyorum.للإفتراض، لا سيما بالنظر للظروف التي أنا فيها حالياً في حياتي المهنية.
- hele hele kariyerim içinde bulunduğu bu özel durumda - benim için çok tehlikeli olduğunu biliyorum.今の状況を 考えるなら... つまり... この通り-
Helenausa. kgmHelenausa. kgm
Helenausa. kgmusa. kgm