Helenausa. kgmHelenausa. kgm
Hele akademik araţtýrma için arţivi indirdiđinde, kimseye hiç bir zararý olmaz.Ако той прави това с цел да събере архив, за да прави научни изследвания. Няма никакви щети за никого.
Hele akademik araţtýrma için arţivi indirdiđinde, kimseye hiç bir zararý olmaz.إذا كان يقوم بذلك بغرض تجميع أرشيف لإجراء البحوث الأكاديمية من خلاله هذا ليس فيه أبداً أي إيذاء لأي أحد
Hele akademik araţtýrma için arţivi indirdiđinde, kimseye hiç bir zararý olmaz.誰もいかなる損害を一切受けていない。 彼は盗んでいない。彼は盗ったものを 売却していないし譲渡もしていない。
Hele bir bakmayı dene...Ha megnézi...
Hele bir bakmayı dene...Si vous regardez ça...
Hele bir bakmayı dene...Απλά δοκίμασε να κοιτάξεις...
Hele bir de, onca yıllardır savaş ve kıtlık olmuyorsa.유럽에는 고아들이 왜 이렇게 많은 걸까요?
Hele bir de, onca yıllardır savaş ve kıtlık olmuyorsa.Останнім часом там не було ані воєн, ані катастроф.
Hele bir de, onca yıllardır savaş ve kıtlık olmuyorsa.כאשר לא היו כל כך הרבה מלחמות או אסונות בשנים האחרונות?
Hele bir de, onca yıllardır savaş ve kıtlık olmuyorsa.مع ندرة وجود الحروب أو الكوارث في السنوات الأخيرة؟
Hele bir de, onca yıllardır savaş ve kıtlık olmuyorsa.実は孤児の親の95%以上は 生きています
Hele bir de Park Slope'da, bir Amerikan kitabı almaya calışan bir Hintli düşünün.Alespoň pro Inda, který si prohlíží Americké knížky na Park Slope.
Hele bir de Park Slope'da, bir Amerikan kitabı almaya calışan bir Hintli düşünün.Al menos un indio comprando libros estadounidenses en Park Slope, olvídense.
Hele bir de Park Slope'da, bir Amerikan kitabı almaya calışan bir Hintli düşünün.Aspoň pre Inda, ktorý sa snaží zohnať jednu z týchto amerických knižiek v Park Slope, zabudnite.
Hele bir de Park Slope'da, bir Amerikan kitabı almaya calışan bir Hintli düşünün.Åtminstone hur en Indier försöker få tag i en av dessa Amerkanska böcker i Park Slope, glöm det.
Hele bir de Park Slope'da, bir Amerikan kitabı almaya calışan bir Hintli düşünün.Bayangkan orang India mencoba membelikan buku-buku Amerika di Park Slope, lupakan saja.
Hele bir de Park Slope'da, bir Amerikan kitabı almaya calışan bir Hintli düşünün.Cel puţin un indian încercând să obţină una din cărţile astea americane în Park Slope, lăsaţi-o baltă.
Hele bir de Park Slope'da, bir Amerikan kitabı almaya calışan bir Hintli düşünün.Du moins pour un Indien qui essaye d'acheter un de ces livres américains à Park Slope, oubliez.
Hele bir de Park Slope'da, bir Amerikan kitabı almaya calışan bir Hintli düşünün.I det mindste som en Inder der prøver at få en af disse amerikanske bøger i Park Slope, bare glem det.
Hele bir de Park Slope'da, bir Amerikan kitabı almaya calışan bir Hintli düşünün.Ít ra thì một người Ấn Độ đang cố mua một cuốn sách Mỹ như thế này ở Park Slope, quên đi.
Hele bir de Park Slope'da, bir Amerikan kitabı almaya calışan bir Hintli düşünün.적어도 인도 사람이 파크 슬로프 (주: 뉴욕의 지역) 에서 이런 미국 책 중에 하나를 산다면 그런 건 생각지도 말아야죠.
Hele bir de Park Slope'da, bir Amerikan kitabı almaya calışan bir Hintli düşünün.Pelo menos um Indiano a tentar obter um desses livros Americanos em Park Slope, esqueçam.
Hele bir de Park Slope'da, bir Amerikan kitabı almaya calışan bir Hintli düşünün.Un indiano che vuole prendere uno di questi libri americani a Park Slope, neanche morto.
Hele bir de Park Slope'da, bir Amerikan kitabı almaya calışan bir Hintli düşünün.Zumindest wenn ein Inder in Park Slope versucht, eines dieser amerikanischen Bücher zu kriegen.
Hele bir de Park Slope'da, bir Amerikan kitabı almaya calışan bir Hintli düşünün.Поне един индиец се опитва да получи една от тези американски книги в Парк Слоуп, забравете го.
Hele bir de Park Slope'da, bir Amerikan kitabı almaya calışan bir Hintli düşünün.Принаймні індусу важко знайти щось пристойне серед американських книжок у престижному районі.
Hele bir de Park Slope'da, bir Amerikan kitabı almaya calışan bir Hintli düşünün.לפחות הודי שמנסה להשיג אחד מהספרים האמריקאיים האלה בפארק סלופ, תשכחו מזה.
Hele bir de Park Slope'da, bir Amerikan kitabı almaya calışan bir Hintli düşünün.على الأقل هندي يحاول الحصول على كتاب أمريكي في بارك سلوب، انسوا الأمر.
Hele bir de Park Slope'da, bir Amerikan kitabı almaya calışan bir Hintli düşünün.最起碼,一個印度人去買上流社會嘅美國書籍,算了吧。
Hele bir de Park Slope'da, bir Amerikan kitabı almaya calışan bir Hintli düşünün.私の育った所とは違っています だから思ったんです
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.Ada satu guru ini yang tidak menganggap saya serius.
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.Der var én lærer der ikke tog det seriøst.
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.Det fanns en lärare som inte tog det seriöst.
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.Dieser eine Lehrer nahm es nicht ernst.
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.Eén docent nam het vooral niet serieus.
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.Había un maestro en especial que no lo tomó en serio.
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu."Havia um professor que não me levava a sério.
Helenausa. kgmHelenausa. kgm
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.Hlavne jeden učiteľ ma nebral vážne.
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.Illetve az egyik tanár nem vett komolyan.
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.진지하게 받아들이지 않으셨죠.
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.Še posebno en učitelj me ni jemal resno.
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.Trong đó có một ông thầy.
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.Un certo insegnante non mi prese sul serio.
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.Un prof en particulier ne m'a pas pris sérieusement.
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.Unul dintre profesori nu m-a luat în serios.
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.Zvlášť jeden z nich to nebral vážně.
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.Και ένας συγκεκριμένα καθηγητής μου είπε
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.А один из них — в особенности.
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.Був один вчитель, який не сприймав це серйозно.
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.Имаше един учител, който не го приемаше на сериозно.
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.היה מורה אחד שלא התיחס ברצינות.
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.وكان هناك أستاذ على نحو أخص لا يأخذ هذا على محمل الجد.
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.その先生は言いました "消防士なんて
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.A ak to umelec urobí inému umelcovi, je to, akoby ste mali povinnosť odovzdať to ďalej.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.A když takhle umělec zasáhne jiného umělce, máte pocit, že to musíte předat dál.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.Dan ketika satu seniman berhasil melakukannya pada seniman lain,
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.E quando um artista o faz a outro artista, como que nos sentimos compelidos a transmiti-lo.
Hele bir sanatçı bunu başka bir sanatçıya yaptığında sanki bunu başkasına aktarmak zorunda hissedersiniz.E quando un artista lo fa a un altro artista, si è obbligati a fare un passo avanti.